“Okul Güvenliği Protokolü” çok boyutlu uygulanmalı
Batı ülkelerinde gördüğümüz, bir öğrencinin kendi okuluna yönelik saldırılarına benzer olayları Türkiye’de de yaşamaya başladık. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde ve Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde yaşanan olayların acısı ve travması henüz tazeyken, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir öğrencinin gerçekleştirdiği saldırıyla bir acı daha yaşadık.
Bu saldırıda, 3’ü ağır olmak üzere 11 öğrenci yaralandı. Yazıyı kaleme aldığım saatlerde henüz bir can kaybı yaşanmamıştı. Umarım hiçbir evladımız bu saldırı nedeniyle hayatını kaybetmez. Duamız ve temennimiz bu yöndedir.
Yaralı öğrencilerimize acil şifalar diliyorum.
Bir öğrencinin ailesine ait silahları alarak kendi okulunda rastgele ateş açması ve katliam yapmaya kalkışması gerçekten dehşet verici bir durumdur. Böyle bir eyleme yönelen bir çocuğun psikolojik durumunun ciddi biçimde sorgulanması gerektiği açıktır. Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde yaşanan olayın faili olan çocuğun yetiştirilme tarzı ve psikolojik durumu da bu açıdan ibretlik bir örnek olmuştu.
Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki olayın arka planında da benzer bir psikolojik zeminin bulunup bulunmadığı mutlaka araştırılmalıdır. Çünkü böylesine ağır bir eylemin hangi saiklerle ortaya çıktığının anlaşılması, benzer olayların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Bu olaydan bir gün önce İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 eğitim ve öğretim yılına yönelik “Okul Güvenliği Protokolü”nü imzalamıştı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de protokolün imzalanmasının ardından yaptığı açıklamada, Aile ve Sosyal Hizmetler, Adalet, Gençlik ve Spor, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, İçişleri, Millî Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları arasında oluşturulan yedili protokolün hayata geçirilmesine ilişkin bir değerlendirme toplantısı yapılacağını belirtmişti.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştı:
“Bugünkü toplantımızın amacı, Aile Bakanlığımızla, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız ile, Adalet Bakanlığımız ile, Gençlik ve Spor Bakanlığımız ile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız ile, İçişleri Bakanlığımız, Millî Eğitim Bakanlığımız ve Sağlık Bakanlığımızla beraber imzalamış olduğumuz yedili protokolün hayata geçirilmesiyle ilgili bir değerlendirme toplantısı yapacağız. Bu toplantıda biraz sonra Sayın Bakanımız da hitap ettikten sonra 7 bakanlığımız arasındaki oluşturulan protokolü de imzalamış ve yürürlüğe koymuş olacağız.”
Yetkili bakanlıkların kendi arasında “Okul Güvenliği Protokolü”nü imzalamasından yalnızca bir gün sonra böyle bir olayın yaşanması, üzerinde ayrıca durulması gereken bir durumdur. Bunun yalnızca acı bir tesadüf mü, yoksa arka planı ve nedenleri çok boyutlu biçimde araştırılması gereken şüpheli bir durum mu olduğu mutlaka ortaya çıkarılmalıdır.
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde yaşanan bu olayın ardından “Okul Güvenliği Protokolü”nün çok boyutlu ve hızlı bir şekilde hayata geçirilmesi artık elzem hâle gelmiştir. Çünkü bu tür olayların kötülüğün yayılmasında tetikleyici, tekrarlayıcı ve öğretici bir yönü bulunmaktadır.
Okullarda en ufak ayrıntı, en ufak şüpheli hâl ve öğrencilerin aileleriyle ve arkadaşlarıyla olan ilişkileri çok daha sistemli bir şekilde takip edilmelidir. “Okul Güvenliği Protokolü” kapsamında elbette çok yönlü tedbirler bulunmaktadır. Ancak bu tedbirlerin kâğıt üzerinde kalmaması, hızlı ve etkin bir şekilde hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Ailelerin yuvasına ateş düşmemesi, çocuklarımızın can güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü güvenlik önlemi alınmalıdır. Yeni nesil çeteler çocukları kendi ağlarına çekerek toplumsal kaosun tetikleyicisi olurken, eğitim ve öğretim yuvası olan okullarda bir öğrencinin eline silah alarak can alıcı bir eyleme kalkışması, kökünden temizlenmesi gereken son derece ciddi bir sorundur.
Çocuklarımızı hem okullarda hem de sokaklarda korumalıyız. Bunun yanında ailelerin de çocuklarına sahip çıkma; onların hayatlarını, arkadaş çevrelerini ve davranışlarındaki değişimleri yakından takip etme sorumluluğunu artırmalıyız. Türk devletinin alacağı güvenlik önlemlerini güçlü ve etkili kılacak unsurlardan biri de ailelerin çocuklarına karşı bu konudaki sorumluluklarını daha fazla üstlenmesidir.
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde yaşanan bu acı olayın, yaşadığımız son acı olay olmasını temenni ediyorum. “Okul Güvenliği Protokolü”nün yalnızca imzalanmış bir belge olarak kalmayıp, çocuklarımızın can güvenliğini koruyan, bu tür olayları önleyici ve caydırıcı bir mekanizmaya dönüşmesini diliyorum. Bu konuda çok kararlı, dikkatli ve azimli olmalıyız. Çünkü söz konusu olan, Türk milletinin geleceği olan çocuklarımızdır.