Fon meselesi...
Fon skandalı patlak verdiği andan itibaren kimsenin aklına “Bizde vurgun yok, manipülasyon yok, dolandırıcılık yok, bilgi sızdırmak suretiyle piyasa bozucu işlem yok, güveni kötüye kullanma yok, kanunsuzluk yok. Bize karşı iftira var” demek gelmedi.
Bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorumluluğu bulunan kişilerin hukuk önünde hesap vereceğini belirtti.
Benzer sorunların tekrar yaşanmaması adına gerekli düzenlemelerin yapılacağını açıkladı.
***
MHP Lideri Devlet Bahçeli de hadiseye bakışını, “Hukuksuzluğa tevessül eden, kamu malına, yetim hakkına el uzatan kim veya kimler varsa kuşkusuz hesabını hukuk önünde vermelidir” ifadeleriyle açıkladı.
Yani daha en başından, meselenin üzerinin örtülmesine değil, hukuk çerçevesinde sonuna kadar gidilmesine işaret edildi.
Nitekim fon krizini yaratan işlemlere ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında çok sayıda gözaltı ve tutuklama kararı verildi.
***
Fon vurgununa adı karışan Fatma Betül Sayan Kaya için mesela, kimse “yalnız değildir”sloganı atmadı.
Zaten o da hakkındaki iddiaları yalanlayamadı.
Derhal AK Parti’deki görevlerinden istifası sağlandı.
***
Bu durum bile başlı başına olaya karışmış isimlere siyasi imtiyaz tanınmayacağının göstergesiydi.
Ama üzerine ne şekilde bir kararlılıkla gidilirse gidilsin, fon meselesini fitne yayarak toplumsal kutuplaşmayıkörüklemek adına fırsat olarak görenler de vardı.
Yaşananları siyasi hesaplaşmaya dönüştürmek için kullananlar oldu.
***
Bu kervanın başını Özgür Özel ve Yeni Partililer çekti.
Foncu vurguncular yüzünden mağdur olan küçük yatırımcıların zararlarının en hızlı şekilde nasıl giderileceğinekafa yorulmadı.
Türkiye’nin karşı karşıya olduğu her sorunda takınılan tavır burada da sergilendi, bir çözüm önerisi getirmek yerine sorunu istismar malzemesi haline getirmenin yolları arandı.
***
Yönetimleri altındaki belediyelerdekiyolsuzluk ve ahlaksızlıkları diz boyuna çıktığında,“Bizde rüşvet yok, irtikap yok, yalan yok, zimmet yok, yolsuzluk yok, Bize karşı iftira var” ifadesine sarılanların bu davranışları elbette tesadüf değildi.
Onlar açısından mevzu, Ekrem İmamoğlu’nun rövanşını almaktan ibaretti.
Bu nedenle olayın, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhur İttifakı’na yönelik bir iftira kampanyasına dönüşmesini sağlayan adımlar atıldı.
***
MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Bir suç varsa, hukuk çerçevesinde suçun niteliğine, suç isnadının yöneltildiği kişinin kimliğine ve kişiliğine bakılmaksızın üzerine gidilmelidir”dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın“Vatandaşlarımız gönüllerini ferah tutsun, milletin malına el uzatanların yaptıkları yanlarına kar kalmayacak” sözleri de krizin nasıl ele alınması gerektiğini açıkça ortaya koydu.
Öyleyse meseleye siyasi tarafgirlik üzerinden değil, hukuk üzerinden bakmak gerekmez miydi?
***
Suçun kim tarafından işlendiğine değil, suç olup olmadığına bakmak, suç işleyenin kim olduğuna değil, ne yaptığına bakmak gerekmez mi?
Milletin malına el uzatanın kimliği, makamı, partisi ya da siyasi yakınlığı ne olursa olsun değişen tek şey ismi, değişmeyen ise hesabın hukuk önünde verilmesi gerektiği değil midir?
Fon meselesinin de, yolsuzlukların da özü tam olarak budur…
Suç varsa hesabı sorulmalı, hukuk işletilmeli ve hiç kimsenin siyasi hesaplaşmaların arkasına saklanmasına izin verilmemelidir.