Hesap sorma ve mücadele zamanı

YAYINLAMA:
Hesap sorma ve mücadele zamanı

Yolsuzluk, rüşvet ve vurgun olayları hangi bünyede yaşanırsa yaşansın; örtbas edilerek, siyasi manevralarla geçiştirilerek veya “cambaza bak” anlayışıyla gündem değiştirilerek asla üstü örtülmemeli ve sıradanlaştırılmamalıdır.

Bunu yapan kim olursa olsun, yaptığı şey millete ve topluma kötülüktür.

Daha da önemlisi, bu tür yanlışların ve ihanetlerin görmezden gelinmesi veya siyasi hesaplarla savunulması, toplum açısından son derece tehlikeli bir rol model oluşturur.

Çünkü verilen mesaj şudur:

“Yapabiliyorsanız siz de yapın; becerebiliyorsanız siz de becerin.”

Oysa toplumun ihtiyacı olan anlayış bunun tam tersidir: Kim yaparsa yapsın yanlışa yanlış, yolsuzluğa yolsuzluk, rüşvete rüşvet diyebilmek ve adalet karşısında herkese aynı ölçüyü uygulamak.

Yolsuzluğun, rüşvetin, vurgunun beslendiği, palazlandığı yer hep maalesef siyaset arenası olmaktadır. İktidarın içine sızanların, muhalefet içinde yer alanların bu manada karıştığı olaylara bakmanız yeterlidir.

CHP’li (Yeni Partili) belediyelerde yaşananlar ve iktidar gücünü kullanarak bulaşılan olaylar buna örnektir. CHP ve Yeni Parti bu konuda hiç iyi sınav veremedi. İktidar da şimdi bir sınavdan geçmektedir.

CHP ve Yeni Parti, yolsuzluğu, rüşveti, vurgunu kendi bünyesinde bir nevi kutsayarak, yapanları kahramanlaştırmıştır. Karışanları hâlâ “Cumhurbaşkanı adayımız” diye sahiplenmektedirler.

İktidarın ise FON vurgununa adı karışanlar karşısındaki söylemleri, en azından olaylara karışanları kahramanlaştırmayacağı yönünde olmuştur. Beklenilen ikinci aşama ise FON vurgununu yapanlardan hesap sorulması ve hukuki olarak cezalandırılmaları yönündedir. İktidar içinde yapılan açıklamalar ise bu beklentinin çok güçlü olduğunu göstermektedir.

CHP ve Yeni Parti anlayışından farklı bir davranış, iktidardan beklenen davranıştır.

CHP ve Yeni Parti belediyeleri rüşvetin, yolsuzluğun, vurgunun dibinde siyaset yapmakla suçlanırken, bunun karşısında iktidarın atacağı adımlar; asla onlara siyasi malzeme vererek meşrulaştırma alanı açan, toplumun güven damarını tıkayan, umutları tüketen bir anlayışa dönüşmeden, FON vurgununda suçluya suçlu muamelesi yapmak olacaktır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilk günden beri yaptığı açıklamalar da bu yönde, hesap sorulacağına dair bir çizgiyi ortaya koymaktadır.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin “Her siyasi partinin Türkiye partisi olması, her şeyden önce Türkiye demesidir.

Türkiye, yaşanan yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık gibi gelişmeler karşısında toplumsal bir güven erozyonu ve çürüme tartışmalarıyla karşı karşıya bırakılmamalıdır.

Bunlar, bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir.” sözleri de sürece dair bir duruşun ışıltısı olmuştur.

Türk siyasetinde Türkiye’nin ortak sözleşmesi, yolsuzluk, rüşvet ve vurgun olayları karşısında sonuna kadar mücadele etmek ve hesap sormak olmalıdır.

Bu sağlandığında, toplumda oluşacak güven duygusuyla birlikte her zorluk karşısında dayanışma, birlik ve beraberlik daha da güçlü hâle gelecektir.

Vatandaşın ekonomik sıkıntılar yaşadığı, herkesin şahit olduğu bir gerçekken; milleti yönetsin diye sıfat ve yetki verilenlerin karıştığı yolsuzluk, rüşvet ve vurgun olaylarının izahı olmaz.

Böyle bir durumda yapılması gereken sadece hesap sormak ve hukuken cezalandırmak olmalıdır.

Hükümet ve hukuk devleti, sorumlulukları çerçevesinde, hangi cepheden olursa olsun, yolsuzluk, rüşvet ve vurgun olayları karşısında mücadele ederek toplumda adalet duygusunu tesis etmelidir.

Bu zemin güçlü olursa zaten herkesin siyasi karakteri daha net görülür. Türk milletinin şu an beklediği adım budur.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...