Oyundan uzaklaşan çocuklar

YAYINLAMA:
Oyundan uzaklaşan çocuklar

Çocukluğumuzda toprak sahada topa oynamaktan, tenha caddelerde top oynamaya ve bisiklet sürmeye kadar birçok aktivite ile sokaktaydık. Birilerini oyuna çağırmaya da geek olmazdı, tüm çocukların gözleri dışarıda olur, sesler duyulunca bir anda dolardı sokaklar, kurulurdu oyunlar.

Bugünün çocuklarının günü ise dar bir alanda geçiyor. Hatta bir güzergahta. Servis, okul, kurs, ev, ekran. Bu sıralamanın içinde genelde sokak artık yok.

Sokak aslında pazarlık etmeyi, sıra beklemeyi, kavga edip barışmayı, düşüp kendi başına kalkmayı öğrendiğimiz yerdi.

Peki, nasıl bu duruma gelindi? Aslında birkaç şey bir arada.

Önce şehir değişti. Bizim çocukluğumuzda nüfusun yarısından azı il ve ilçe merkezlerinde yaşıyordu; bugün onda dokuzundan fazlası şehirlerde. Bu artışın bir kısmı köylerin de idari olarak mahalleye dönüşmesinden gelse de akış böyle oldu. Köylerde okullar kapatıldı, halk şehre iteklendi. Bugün hanelerimizin yalnızca yüzde 10’dan biraz fazlası tek katlı bir yapıda oturuyor. Bahçeler gitti, apartmanlar geldi. Sokak da çocuğun alanı olmaktan çıkıp otoparka ve kalabalık yollara dönüştü. İmar mevzuatımız kişi başına 10 metrekare yeşil alan öngörürken; büyük şehirlerimiz için şehir sınırındaki büyük yeşil alanları dışarıda bıraktığımızda açıklanan rakamlar bunun altında dolaşıyor.

Sonra cihazlar geldi, ekran geldi. TÜİK'in araştırmasına göre 6-15 yaş arasındaki çocuklarımızın yüzde 76'sı cep telefonu kullanıyor. 6-10 yaş grubunda bile bu oran üçte ikiyi aşmış. Zaman kullanım araştırmasına göre 10-14 yaş grubumuz hobi ve oyuna günde 1 saat 9 dakika ayırıyor. Çocukların yüzde 18,6'sı ekran yüzünden arkadaşlarıyla yüz yüze daha az görüştüğünü ve daha az oyun oynadığını kendisi söylüyor.

Bir de korku var. Her ailenin içinde aynı düşünce dolaşıyor: çocuğumun başına bir şey gelmesin. Buradaki tuhaflığı fark etmek lazım. Güvenliği, sokağın kendisinden vazgeçerek bir nevi satın aldık.

Devletimiz de bu konuyu önemsemiş görünüyor. Millî Eğitim Bakanlığı eylül ayında Türkiye Oyun Politika Belgesi'ni yayımladı. Belge, oyunun azalma nedenleri arasında yoğun şehirleşmeyi, güvenlik sorunlarını, çocukların bağımsız hareketliliğinin azalmasını ve ailelerin korumacı tutumunu sayıyor. En önemli cümlesi ise şu: oyun artık bireysel bir tercih meselesi olmaktan çıkıp "kamusal bir sorumluluk alanına" dönüşmüş durumda.

Eylem planında öne çıkan somut adımlar arasında; okul bahçelerinin geleneksel oyunlara uygun tasarlanması, derslerin oyun pedagojisiyle işlenmesi için "oyun sever öğretmen" yetiştirilmesi ve değerler eğitiminin oyunlarla verilmesi yer alıyor. Ayrıca, yerel yönetimlerle iş birliği yapılarak trafiğe kapalı "oyun sokakları" kurulması, aile eğitimlerine oyun modüllerinin eklenmesi ve çocukları ekran bağımlılığından koruyacak yerli-millî dijital oyunların üretilmesi planlanıyor. Tüm bu maddeler, eğitimi sadece teoride bırakmayıp okul öncesinden liseye kadar oyunu hayatın merkezine alacak pratik ve operasyonel bir dönüşümü öngörüyor.

Başka neler yapılabilir? Okul bahçeleri ders dışı saatlerde mahalleye açılabilir. Okul, müdürün korumak zorunda olduğu bir varlık değil, oyunla beraber tüm mahalle için bir mekan olmalı. Kaldırımlar genişletilebilir. Okul çevresindeki sokaklar okul giriş çıkış saatlerinde trafikten arındırılabilir. Bence en önemlileri olarak da imardaki yeşil alan şartı ve oranları plana yazılıp sahada kaybolmadan mahalle ölçeğinde korunmalı, bu tür alanlarda güvenlik vatandaşa da hissetirilerek güçlü şekilde sağlanmalı.

Hayat sokakta öğrenilir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...