Yalan çarkı...
İBB’den başlayarak ortaya çıkarılan yolsuzluk ve rüşvet skandallarına ilk tepki olarak “darbe” söylemini geliştirdiler.
Milleti sokağa dökmek için kolları sıvayıp miting adı altında düzenlenen etkinliklerde algı oyunlarına sarıldılar.
Taktıkları mağduriyet maskesinin arkasından üfürdükleri yalanlara inanmamızı beklediler.
Patlak veren lağımın aslında bir “siyasi kumpas” olduğunu öne sürdüler.
Hadi bunlar ilk refleksleriydi, aradan geçen onca zamanda neden kaos peşinde koşmaktan vazgeçmediler?
***
İtirafçı kervanına katılanların, her gün bir öncekinden daha fazlasını anlatarakbelediyelerdeki rüşvetin kurumsallaşma serüvenini gün yüzüne çıkarmasını inatla görmezden geldiler.
İtirafçıları iftiracı olarak yaftalayıp gerçekleri savuşturmak amacıylaakıl almaz bir reddetme mekanizmasını devreye aldılar.
Partililerinden yükselen, şaibelerin gölgesinde hareket edilemeyeceğini belirten, arındırmak gerektiğinin altını çizen söylemlere kulak tıkadılar.
Savurdukları tehditlerle soruşturmaları sulandırmaya çalıştılar.
Peki, yönetimleri altındaki belediyelerde zerre kadar leke olmadığını hangi yaptıklarıyla kanıtladılar?
***
İzledikleriyolla, itirafçıların belgeli ifadelerinin karşısında siyasi ajitasyondan öteye geçemediler.
Kamu malını hortumlayanları korumaya çalışmak, onlara elde edebileceği başka bir sonuç mu kazandıracaktı?
Suç örgütüne dönüşen belediyeleri savunmak için harcanan enerjinin yarısını gerçekleri görmeye harcasalardı, belki düştükleri bataklıktan kurtulabilirlerdi.
Ama onlar siyaseten girilen çıkmaz sokakta her defasında duvara toslayan hamleleri gerçekleştirmeyi bile isteye tercih ettiler.
Üstelik bu tercihlerinin siyasi sonuçlarıyla yüzleşmek yerine, aynı yanlışlarda ısrar etmeyi sürdürdüler.
***
Temiz siyaset iddiasını sürdürebilmek adına yapılması gerekenleri yapmayıp içinde bulundukları yolsuzluk sınavından sıfır çekenler, bugün başka bir sınavla karşı karşıyalar.
Üstelik tutumlarında bir değişiklik yok.
Dün nasıl ki yalanlara sarılarak yolsuzlukları aklamaya çalıştılarsa, bugün de tercihleriyle hem kendilerini hem de partilerini milletin gözünde küçük düşürmeye adaylar.
Yine teyide muhtaç bilgileri, hiç araştırma yapmadan dolaşıma sokuyorlar.
Çamur at, izi kalsın çarkını tam hız döndürmekle yeniden meşgul oluyorlar.
***
Fon meselesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Biz yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz” ifadesi ile MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Hukuksuzluğa tevessül eden, kamu malına, yetim hakkına el uzatan kim varsa kuşkusuz hesabını hukuk önünde vermelidir” sözünün ortaya koyduğusiyasi ahlak farkını saçtıkları yalanlarla kapatma telaşındalar.
Fakat her zamanki gibi yanlış yoldalar.
Bin gerçeği tek yalanla kapatacaklarına inandıkları gibi tek gerçekle bin yalan algısını yürütebiliriz sanıyorlar.
Asıl itibarın, yanlış yapanı korumakta değil, yanlışa göz yummamakta yattığını tekraren gözden kaçırıyorlar.
Sözün özü, alışıldık yöntemleri sürdürmekten vazgeçmiyor, eski alışkanlıklarından bir türlü kurtulamıyorlar.