Ülkücü değillerdi...
Dünyanın en kolay görünen ideolojisi milliyetçiliktir.
Türkiye’de milliyetçi görünmek çok daha kolaydır.
Makam ve mevki uğruna geçmişini satana, gariban mülteciye tekme atana, üç parmağını bir araya getirmeyi başarana “milliyetçi” diyorlar.
Oysa eskiler bilir; büyükler küçüklerini, “Ülkücüyüm demeyin, ülkücü olmaya çalışıyorum deyin” diye tembihlerdi.
Nitekim ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.
Vatanseverliğin ölçüsü de vatana fiili hizmettir.
Milletin bir derdine çare olmak, bir yükünü hafifletmek, gerektiğinde kendi menfaatinden vazgeçebilmektir.
Ne var ki bugün yüksek mevkilere yerleşenler büyük milliyetçilik nutuklarıyla küçük menfaatlerini koruyor.
Rahmetli Türkeş Bey “Ülkücülük MHP'de olur” hükmünü verdiği hâlde ellerindeki paslı hançerlerle MHP'den ayrılıp gidenler hâlâ MHP ve Ülkücü Hareket'in prestij alanından çıkamıyor.
Müsavat Dervişoğlu, Ümit Özdağ, Yavuz Ağıralioğlu…
Ağıralioğlu; BBP'den İP'e siyasi ikbal yolculuğuna çıkıp nihayet müteşebbis ruhunu konuşturarak kendi siyasi dükkânını açtı.
Fakat anahtarıyla kendi kapısını açmak yerine sisler içindeki muhayyel bir mazinin kilidini zorluyor ve “Mayamız Ülkü Ocaklarında çalındı” diyor.
Dün “Tövbe eden PKK'lılar kabulümüzdür” dediği halde bugün PKK'yı ideolojisine ve silahına tövbe ettirme aşamasına getiren Terörsüz Türkiye'yi diline doluyor.
Müsavat Dervişoğlu ve Ümit Özdağ “Eskiden Ülkücüydüm, şimdi demokrat!” diyen Ablanın peşine takılıp “Ülkücü bir parti değiliz” düsturuyla İP'i kurdular.
CHP kervanına otostop çekip TBMM'ye kapağı attılar.
Sonra meşhur akrep hikâyesindeki gibi derenin orta yerinde Kemal Kılıçdaroğlu'nun sırtına hançeri vurdular.
Dün DEM’i “meşru parti” diye savunurken şimdi Terörsüz Türkiye sürecini “DEM’le işbirliği yapmakla” suçladılar.
Altılı Masa ruhuyla Türksüz anayasa taslaklarına imza attılar.
Seçimler ikinci tura kalınca siyasi makamlar karşılığında kendilerini pazarlık objesi haline getirdiler.
Milli iradenin duvarına çarpınca da herkesten çok milliyetçi kesildiler.
İnsanoğlunun en samimi sözleri çoğu zaman kendisini en güçlü hissettiği anlarda ağzından çıkar.
Bunlar da MHP'yi tarihten sileceklerine inandıkları o İYİ günlerde “Biz ülkücü değiliz” demişlerdi!
Ülkücü değillerdi, olmaya da çalışmamışlardı…
Şimdi her birisi ayrı bir siyasi dükkânın patron koltuğunda oturduğu halde koltuklar ihtiraslarını dindirmeye yetmiyor. Birbirlerini yiyerek siyasi açlıklarını gidermeye çalışıyorlar.
MHP'yi bölme ve bitirme misyonuyla yola çıkan Müsavat Dervişoğlu diğer ikisine “Siz bizi bölmek için kuruldunuz” diyerek akort veriyor.
MHP'den ayrılmayı siyasi hak sayanlar, İP'ten ayrılmayı suç sayıyor!
Yavuz Ağıralioğlu, Müsavat Dervişoğlu'na “Kendi kendinize gelin güvey olmayın” diyerek cevap yetiştiriyor. İP sözcüsü ise “Sizde kavrama sorunu var” diyerek zekâ geriliği göndermesi yapıyor.
Bir araya gelmekten söz ederken bile birbirleriyle kavga ediyorlar.
Çünkü anlaşamadıkları mesele hangi ilkelerde bir araya gelecekleri değil.
Kimin liderliğinde birleşemeyecekleri…