İktidar rüyası
31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından Özgür Özel “normalleşme” diye bir kavram üretti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüşmeler, ziyaretler, siyasette yumuşama mesajları... Kutuplaşmayı azaltan, rakibine saygı duyan bir anlayışın siyasi gösterileri…
O günlerde de yazmıştım, şimdi yeniden ifade edeyim. Özgür Özel'in normalleşme stratejisinin gerisinde, 31 Mart'ta kazandığı belediyelerle iktidarın kapısına dayandığı vehmine kapılan bir siyasi aklın kurnaz hesabı vardı.
Normalleşme, muhtemel iktidar değişikliğinin doğuracağı endişeleri yatıştırma girişimiydi. Mesajı da “Biz geliyoruz ama korkmayın, rövanşist olmayacağız, kavga çıkarmayacağız”a dayanıyordu.
Ne var ki belediyeler ekseninde rüşvet, yolsuzluk, irtikap ve kamu kaynaklarının kötüye kullanılmasına yönelik operasyonlar başlayınca normalleşmenin tadı kaçtı.
Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasıyla birlikte Özgür Özel Saraçhane'de “Sokak çağrısı yapıyorum” diyerek gerginliklerin fitilini ateşledi.
Saraçhane'de polisle protestocuları karşı karşıya getiren olaylar yaşandı. Birçok emniyet mensubu yaralandı.
Sonra öfkenin adresi de giderek değişti.
Özgür özel kendi saflarından ayrılan siyasetçileri öfkenin merkezine yerleştirdi.
Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan'a WhatsApp üzerinden “Karaktersiz p...”, “Seni doğuran ana senden utanır” diye küfürler etti. “Gün gelecek, devir dönecek, elime düşeceksin” diye tehditlerde bulundu. Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'a “Gerekirse kocanı boşa” diyerek insanların aile hayatına kadar dil uzatma noktasına geldi.
CHP'li isimlerin ifadeleri ve şikâyetleriyle başlayan Kurultay Davası’nda mahkeme “mutlak butlan” hükmünü verince bu defa Kemal Kılıçdaroğlu hedefe oturtuldu.
CHP/Yeni Parti kopuşunda ise CHP'ye ait sosyal medya hesapları çalındı, demirbaşlar götürüldü ve “baba ocağı”nın binalarına zarar verildi.
Bu hiddet yağmurundan şimdi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay da nasibini alıyor. Özgür Özel ona da “Bu el kırılsaydı, bu kafa kırılsaydı, o namussuzu aday yapmasaydı” diye hakaret ediyor. TV yayınlarında “Şu genel seçimler, şu iktidar değişimi bir olsun [...] ondan hesap sorup, burnundan fitil fitil getirmezsem namussuzum” diyerek tehditler savuruyor.
Görele'de 16 yaşındaki bir kız çocuğuna yönelik cinsel taciz suçlamasıyla yargılanan belediye başkanı veya Uşak'ta belediye çalışanlarıyla ilişkileri ortaya çıkan belediye başkanı ise bu sinir yağmurundan hiç ıslanmamışlardı.
Elbette siyasette küfür, hakaret, şiddet olmamalı ama…
Bir tarafta çocuğa yönelik cinsel taciz suçlaması, kamu kaynaklarının sapkın ilişkilere kullanılması, diğer tarafta bir siyasi partiden ayrılarak başka bir partide siyaset yapma tercihi…
Üstelik…
Parti değiştirmek bir ahlaksızlık örneğiyse Özgür Özel'in kendi elleriyle rozet taktığı milletvekilleri de vardı.
DEVA Partisi'nden ayrılan Selma Aliye Kavaf, Demokrat Parti'den istifa eden Cemal Enginyurt ve Salih Uzun...
Üçü de CHP'ye katılırken rozetlerini Özgür Özel taktı.
O gün bunun adı “Türkiye İttifakı'nı büyütmek”, “birleşe birleşe kazanmak”tı.
Kendisine gelenin yakasına rozet, kendisinden gidenin arkasından hakaret...
Ve bütün bu sinir ve stres harbinin arkasında Özgür Özel’in “İktidara geleceğiz ama birileri sürekli engel oluyor” düşüncesi…
Daha iktidara gelmeden kimleri affetmeyeceğini, kimlerden hesap soracağını, kime neler yapacağını anlatıp duruyor.
Kendi iktidar rüyasını başkalarının kâbusuna dönüştürmeye çalışıyor.
Belki de sorun, rüyadan gerçekliğe uyanarak çözülebilir.
Özgür Özel iktidar rüyasından uyanırsa başkalarına yaşattığı kâbus da sona erebilir. Belki bu kez daha samimi bir normalleşme yaşayabilir.