Cevap verecek İYİ Partili var mı?

YAYINLAMA:
Cevap verecek İYİ Partili var mı?

Soru şu:

Terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan’ın ve Kandil’in güdümünde kurulan HDP ile seçim ittifakı yapmak, anayasa taslağı hazırlamak, sınır ötesi terörle mücadele operasyonlarına karşı çıkmak mübah da; HDP’nin devamı olan DEM Parti’ye “Teröre cephe alın, Türkiye partisi olun.” demek günah mı?

Özellikle “Terörsüz Türkiye” hedefine saldırarak bu meseleyi en çok istismar eden ve siyasette bu yolla tutunmaya çalışan İYİ Partililere bu soruyu soruyor, cevaplarını bekliyorum.

Sizin yaptığınız, terör devam ederken âdeta selden kütük kapma çabasıyla siyasi menfaat uğruna yan yana gelmekten ibaret. Cumhur İttifakı’nın ortaya koyduğu ise Türkiye’nin ve bölgenin kökleşmiş meselelerinden biri olan terörü bitirme kararlılığıdır.

Siz, 2019 yerel seçimlerinde, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ve 2024 yerel seçimlerinde “Kent Uzlaşısı” adı altında HDP ile siyasi menfaat peşinde koşarken HDP, Abdullah Öcalan’a “Kurucu önderimiz” diye sesleniyordu. Şimdi ise onun devamı olan DEM Parti’ye “Teröre cephe alın, Türkiye partisi olun.” denilmesi söz konusu olduğunda farklı bir tutum sergiliyorsunuz.

Mesele şu: Siz, PKK’nın siyasi uzantısı olarak nitelendirdiğiniz yapılarla nasıl bir siyasi birliktelik yaşadınız? Bugün yapılmak istenen nedir?

Kendi ittifak yaptığınız dönemin atmosferinde HDP’nin meşru bir siyasi aktör olduğunu, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu şu sözlerle savunmuştu: “HDP’li TBMM Başkanvekili oturumları yönetiyor ve hepimiz de onun yönetimine katılıyor muyuz? Bu meşru mu, gayrimeşru mu tartışmasına en iyi cevaptır.”

Peki, HDP ile siyasi iş birliğinin meşruiyetini bu tür örneklerle açıklayan Müsavat Dervişoğlu, DEM Parti’ye “Teröre cephe alın, Türkiye partisi olun.” çağrısı yapıldığında neden rahatsız oluyor? Aklı başında bir İYİ Partili bunun cevabını verebilir mi?

“Terörlü Türkiye” döneminde HDP ile ittifak yapanların, “Terörsüz Türkiye” projesine karşı çıkmasının başka nasıl bir açıklaması olabilir? Bu tutum, terörün sona ermesi için ortaya konan çabaların karşısında durmak anlamına gelmiyor mu? Terörün sürmesini, silahların susmamasını, masum insanların hayatını kaybetmeye devam etmesini, şehit ve gazilerimizin gelmesini kim ister?

HDP’li ittifaklar içinde bulunurken hiçbir rahatsızlığı olmayan Müsavat Dervişoğlu’nun hem “Terörsüz Türkiye” projesine hem de sınır ötesi terörle mücadeleye karşı çıkan sicilini ortaya koyduğumuzda zaten “Kim ister?” sorusunun cevabı Müsavat Dervişoğlu değil de nedir?

Terör örgütüne karşı silahlı mücadele yürütüyor, örgüte ağır darbeler vuruyorsun. Müsavat Dervişoğlu ise hemen ortaya çıkıp şunları söylüyor:

Suriye’de terör örgütü YPG işgal ettiği bölgelerden çıkarılınca ve Halep Kalesi’ne Türk bayrağı asılınca şöyle diyordu:

“Halep Kalesi’ne asılan şanlı bayrağımız duygularımıza dokunsa da oynanan oyunu ve aktörlerini görmemize engel değildir. Türk insanı, kendi vatanı ve milleti dışında artık hiç kimse için ölmeyecektir! Kendi vatanı için gelecektir.”

Türkiye ve Suriye, PKK/YPG’nin işgal ettiği bölgeleri temizlemeye yönelik iş birliğini sürdürürken, yaklaşık dokuz ay önce yeni bir operasyon başlatıldığında İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu bu kez de şöyle diyordu:

“Şimdi kalkmışlar, Suriye’deki gelişmeleri sanki bir zafermiş gibi sunmaya çalışıyorlar… PKK’yı perdelemek için uydurdukları SDG, Fırat’ın batısından süpürülünce bunu uluslararası bir başarı gibi pazarlıyorlar.”

Müsavat Dervişoğlu, İYİ Parti Grup Başkanvekiliyken de Irak ve Suriye’deki terörle mücadele tezkeresine “Hayır” oyu verdiği hâlde “Kandil’i yerle bir etme” sözü veren Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu çelişkisine ilişkin bir basın mensubunun, “Tezkereye ‘hayır’ deyip sonra Kandil’i bombalama vaadinde bulunmasının çelişkili olduğu söyleniyor.” demesi üzerine Kılıçdaroğlu’nu yine şöyle savunmuştu:

“Kapsamlı bir çelişki de görmüyorum. Kandil başka bir yer, Suriye’nin kuzeyi başka bir yer.”

Görüldüğü gibi, terör örgütlerine karşı silahlı mücadeleye de bu şekilde karşı çıkmış, bu konuda hep kaçış rampasına sığınmış bir adamın bugün “Terörsüz Türkiye” projesine adeta çıldırmışçasına karşı çıkmasını da iyi idrak etmek gerekiyor. Üstelik bu adam, partisinin terör örgütü PKK’nın uzantısı olan HDP ile defalarca ittifak yapması karşısında susmuş ve hatta meşrulaştırmış birisi…

O yüzden “Terörsüz Türkiye” projesine karşı çıkarak sahte argümanlar üreten İYİ Parti’nin siyaseti; ikiyüzlü, Türkiye’yi düşünmeyen, popülist, menfaatçi ve fırsat kollayan bir siyasettir.

Bu hâl bile kendi içlerinde erimeyi engelleyememektedir.

Son olarak, İYİ Parti Ankara Milletvekili Eşref Fakıbaba, “Parti içinde muhalefetimi yaptım ancak grubu bozmamak adına evet oyu kullandım. Buna rağmen içimden geçen karar bu değildi. Gençliğimden beri liberal düşünceye sahibim. Kan kanla değil, suyla temizlenir. Terörsüz Türkiye sürecinin olumlu sonuçlanacağına inanıyorum. Başarısız olması durumunda devlet gereğini yapar. Barış sürecini destekliyorum.” diyerek istifa etti.

Geçtiğimiz ay, “Terörsüz Türkiye” sürecine en çok karşıymış gibi konuşmalar yapan İYİ Parti Aydın Milletvekili Ömer Karataş da istifa ederek AK Parti’ye katılmıştı.

İYİ Parti’de bulunanların “Terörsüz Türkiye” projesine kategorik olarak karşı çıkması akıl ve mantık işi değildir. Çünkü PKK’nın siyasi uzantısı olan HDP ile iki kez ittifak yapmış bir partinin bugün “Terörsüz Türkiye” projesine karşı çıkması, bizim de sorduğumuz şu soruyu gündeme getirir: “Terörün devam etmesini mi istiyorsunuz?”

“Terörlü Türkiye” döneminde PKK’nın siyasi uzantılarıyla ittifak yapanlar, “Terörsüz Türkiye” için bu uzantılara “Teröre cephe alın, Türkiye partisi olun.” çağrısı yapılmasından neden rahatsız oluyor? Bunlara cevap verebilecek bir tane İYİ Partili var mı?

Daha yedi ay önce “DEM Parti’yle ilişkileri bozma lüksümüz yok. Birlikte ortak bir yarına yürümek için DEM ile CHP ayrı düşemez.” diyerek geçmiş ittifaklarını sürdürmek isteyen Özgür Özel’e daha geçtiğimiz günlerde sırnaşıp, amacı Türk milletinin varlığını ve geleceğini korumak olan “Terörsüz Türkiye” projesine karşı çıkmak, yabancı bir istihbarat aparatlığı söz konusu değilse, siyasi yüzsüzlük ve pişkinliktir. 

Öyle değil mi İP’li madrabazlar?

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...