Kurban ekonomisi ve vicdan muhasebesi
Bugünlerde Kurban Bayramı’na yaklaşıyoruz. Bayram arifesindeyiz. Hatta bayrama bir gün kaldı… Şehirler yavaş yavaş boşalıyor. Kimi köyüne dönüyor, kimi tatile gidiyor, kimi de sessizce bu yıl kurban kesip kesemeyeceğinin hesabını yapıyor. Ama gelin bu bayrama biraz farklı bakalım…
Kurban sadece bir ibadet midir?
Yoksa ülkemiz gibi tarım ve hayvancılığın stratejik olduğu bir ülkede, çok daha büyük bir anlam mı taşır? Bugün Kurban Bayramı dediğimiz şey, aynı zamanda devasa bir ekonomik organizasyondur.
TZOB verilerine göre, 2026 yılı itibarıyla yaklaşık 750 bin büyükbaş, 2 milyon 550 bin küçükbaş olmak üzere toplam 3 milyon 300 bin hayvanın kesileceği öngörülüyor.
Bu rakam tek başına bile çok şey anlatıyor. Ama daha büyük resmi görmek için TÜİK 2025 hayvancılık verilerine bakalım:
Ülkemizde yaklaşık 17 milyon büyükbaş, 57 milyonun üzerinde küçükbaş ve 170 bin civarında manda varlığı bulunuyor.
Bu tablo içinde Kurban Bayramı’nda kesilen hayvan sayısı, toplam varlığın küçük bir kısmı gibi görünse de ekonomik etkisi itibarıyla sektörün kalbidir. Çünkü mesele sadece sayı değil, ekonomik hacimdir. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) nin bayram öncesi yayınladığı basın bülteninde sadece kurbanlık satışlarından:
Büyükbaşta yaklaşık 123 milyar TL, Küçükbaşta yaklaşık 68,5 milyar TL, Toplamda ise 192 milyar TL’ye yakın bir büyüklük oluşuyor. Buna kasaplık hizmetlerini de ekleyin: Yaklaşık 8,2 milyar TL. Yani Kurban Bayramı, birkaç gün içinde 200 milyar TL’yi aşan bir ekonomik hareket demek.
Bu, sadece bir bayram değil… Adeta kısa süreli bir “tarım ekonomisi zirvesi”. Peki bu büyüklüğün arkasında ne var?
Cevap net: Maliyet baskısı.
TZOB verilerine göre son bir yılda: Saman fiyatı yüzde106 arttı, Besi yemi yüzde 37,7, Yonca yüzde 36,1, Mazot yüzde 46, Elektrik yüzde 25’in üzerinde zamlandı.
Bunun sonucu olarak: Büyükbaş hayvan fiyatları 120 bin TL ile 450 bin TL, Küçükbaş hayvanlar 15 bin TL ile 45 bin TL aralığında oluşuyor.
Canlı kilogram fiyatları ise ortalamada: Büyükbaşta 411 TL, Küçükbaşta 397 TL seviyesine yükselmiş durumda. Bu tabloyu gördükten sonra şunu açıkça söylemek gerekiyor: Bugün kurban pahalı değil. Üretim pahalı…
Ama mesele sadece ekonomi değil. Kurban, İslam’ın en güçlü sosyal denge mekanizmalarından biridir. Üçte biri aileye, üçte biri komşuya, üçte biri ihtiyaç sahibine…
Bu, tarihin en eski “paylaşım ekonomisi” modelidir.
Peki bugün ne oluyor?
Kurban giderek bireyselleşiyor. Et aynı sofrada kalıyor. Komşuluk zayıflıyor. Vekâlet artıyor. Elbette vekâletle kesim bir kolaylıktır. Ama kontrolsüz büyüdüğünde iç piyasayı da etkiliyor. Özellikle yurt dışı kesim organizasyonlarının artması, yerli üreticinin satışını doğrudan etkiliyor. Bir yanda üretici maliyetle boğuşuyor, diğer yanda pazar daralıyor.
Bir de görünmeyen kayıplar var. Milyonlarca hayvandan elde edilen deriler… Ama önemli bir kısmı ya toplanamıyor ya da çöpe gidiyor. Bu sadece bir israf değil… Aynı zamanda sanayi için ciddi bir hammadde kaybı. Yani biz bazen kurban keserken, ekonomik değeri de kesip atıyoruz.
Şimdi herkesin kendine şu soruyu sorması gerekiyor: Bu bayram, benim dışımda kimin hayatına dokunacak?
Çünkü kurbanın özü et değil… Temas. Ve gelelim işin en can alıcı kısmına… Bayram geliyor. Ama sadece kurban kesmek yetmez.
Cahit Zarifoğlu’nun dediği gibi: “Bunları kesmezsen, ne kesersen kes…” Ben de buradan tarım camiasına açıkça sesleniyorum. Kurban Bayramı’nda kurbandan önce şunları kesin:
Plansız üretimi
Arz-talep dengesizliğini
Üretici ile tüketici arasındaki adaletsiz fiyat zincirini
Liyakatsizliği
Sahadan kopuk tarım politikalarını
Bilimden uzak üretim anlayışını
Suyu hoyratça kullanmayı
Toprağı yoran kısa vadeli kazanç hırsını
Kooperatifleri zayıf bırakan örgütsüzlüğü
Girdi bağımlılığına teslimiyeti
“Nasıl olsa ithal ederiz” kolaycılığını
Gençleri tarımdan uzaklaştıran umutsuzluğu
Unutmayın: Tarım sadece üretim değildir… Bir milletin geleceğini yetiştirmektir.
Son söz: Eğer biz bunları kesmezsek, kestiğimiz kurban sadece bir hayvan olur. Ama bunları kesebilirsek; işte o zaman kurban, gerçek anlamına ulaşır.
Bayramda Allah rızası için kurbanlarımızı keseceğiz; ama vatanımızı ikiye kesmeye, insanımızı doğramaya çalışanlara fırsat vermeyeceğiz. Vacip olan ibadetimizi yapmak için kurban vereceğiz; ama millet varlığını kurban etmeye yeltenenlere müsamaha etmeyeceğiz.
Haysiyetlerini rafa kaldırmış, milli ve insani değerlerini zihinlerinin mahzenine kapatmış seviyesizlere Türkiye’yi ve Türk milletini kurban ettirmeyeceğiz.
Bilhassa bayramda, yardımlaşma ve dayanışmanın artması, paylaşma ve bölüşmenin yaygınlaşması, dara düşenlere, yolda kalanlara ve zorda bulunanlara el uzatılması dileğiyle Kurban Bayramımız kutlu olsun.