Reislerin izinde yerli donanma yükseliyor

YAYINLAMA:
Reislerin izinde yerli donanma yükseliyor

Türkiye bugün aynı anda 50'den fazla savaş gemisi inşa ediyor. Muhripten denizaltıya, korvetten devriye botlarına kadar.

Sadece bu yıl, Türk Deniz Kuvvetleri mavi vatandaki gücünü pekiştiren çok kritik platformları envanterine katıyor. Havadan bağımsız tahrik sistemli yeni nesil denizaltı TCG Murat Reis (S-332) ve millî sistemlerle modernize edilen TCG 18 Mart (S-355) denizaltısı su altındaki caydırıcılığımızı artırırken, yerli üretim açık deniz karakol gemisi TCG Koçhisar (P-1221) ile modern çıkarma gemisi TCG Ç-161 resmen göreve başlıyor. Ayrıca yerli radarlar ve sensörlerle donatılan İSTİF sınıfı ikinci fırkateynimiz TCG İzmir (F-516) de teslimat süreçlerini tamamlayarak bu yıl donanmamızın gücüne güç katacak.

MİLGEM ile şu ana kadar 4 korvet yaptık. İlk milli fırkateynimiz TCG İstanbul 2024 Ocak'ta hizmete girdi. Bu geminin yerlilik oranı yaklaşık %80 idi. Göreve başladığında Türkiye'nin en yerli savaş gemisi olan TCG İstanbul’un üstünde 16 ATMACA füzesi var. 250 km menzilli bu gemisavar, yıllardır kullandığımız Amerikan Harpoon'un yerini alıyor. 

Bayrak gemimiz TCG Anadolu'nun güvertesinden yerli insansız uçaklarımız kalkıp inebiliyor. Amerikan savunma dergisi The War Zone bunu "şu an başka hiçbir ülkede bulunmayan" bir kabiliyet olarak tanımlıyor.

Bloomberg geçen yıl Türkiye'nin "zaman zaman kendisine ambargo uygulayan Batılı tedarikçilere bağımlılığını azalttı" ve bir "okyanus donanmasına" (blue-water navy) dönüştüğünü yazdı. ABD merkezli The National Interest ise İ-sınıfı fırkateynlerimizi peş peşe suya indirmemizi "Amerikan tersanelerinin ancak hayal edebileceği bir şey" diye tarif etti. Demek ki tablo dışarıdan da böyle görülüyor.

Yine de tabloyu tam görmek lazım. İşimiz bitmiş sayılmaz. Filomuzun uzun menzilli alan hava savunması hâlâ eksik. Bunu ilk milli muhribimiz kapatacak. 8.300 tonluk TCG Kocatepe, 96 hücreli milli dikey atış sistemi ve ÇAFRAD radarıyla 2027 sonunda denize inmeyi hedefliyor. Milli denizaltımız MİLDEN'in inşasına ise başlandı. 

Dikkat ederseniz tüm gemi ve denizaltılarımızın adları da önemli birer kimlik taşıyor. Ama esas caydırıcı olan bu gemilerin kendi tasarımımızla kendi tersanemizde yapılıyor olması. Çünkü caydırıcılık ödünç alınamaz. Caydırıcılık, maceracılık değil, sakin ve hazır bir güçtür. Peki bu güç nasıl büyür? Benim gördüğüm üç başlık var.

Birincisi, kapasite. Caydırıcılığın ağırlığı tersane kapasitesiyle ölçülüyor. Çin'in 370'i aşkın gemiyle dünyanın en büyük donanmasını kurabilmesi bundandır. Kapasitede bizim de temelimiz sağlam. Sivil tarafta römorkör üretiminde Çin'in ardından dünya ikincisiyiz, üstelik dünyanın ilk elektrikli ve metanol yakıtlı römorkörlerini de biz yaptık. 

İkincisi, eksik halkaları tamamlamak. TF-2000, MİLDEN ve ATMACA entegrasyonu devam etmeli, alt sistem ve silah yerliliği daha da derinleşmeli. Zaten iyi bir ilerleme kat edilen insansız deniz araçları (İDA) konusunda da caydırıcı olunmalı.

Üçüncüsü, yaptığımızı satmak. Milli savaş gemilerimizi Pakistan'a, Ukrayna'ya, Malezya'ya, hatta bir NATO üyesi olan Romanya'ya sattık. Geçen yıl savunma ihracatımız 10 milyar doları aştı. İhracat ile bizim kendimize ait beher araç maliyeti düşecektir. Düşen maliyet ile daha çok gemi, daha güçlü bir caydırıcılık mümkün.

Türk ordusuna yapılan kumpas süreci (Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, Askeri Casusluk vb.) bütünsel olarak incelendiğinde, Deniz Kuvvetleri bu süreçten en ağır etkilenen kuvvetlerin başında geldi. MİLGEM gibi yerli ve milli projeler üreten, Akdeniz ve Karadeniz'de stratejik güç unsuru olan Türk Deniz Kuvvetleri, ağır, sistemli ve kurumsal tasfiyeye uğratılmak istenilen kuvvet olmuştur.

Bunun nedeni de bugün gayet açıktır. Bazı tarihçiler Osmanlı’nın gerilemesinin sebeplerinden birini dünya deniz ve okyanuslarında hakimiyeti sağlayamamış olması olarak ifade ederler. Denizlere hakimiyet bu kadar önemlidir.

Tüm aksi girişimleri boşa çıkaran Türk milleti sayesinde bugün MİLGEM’lerimiz aktif görevdedir. Deniz kuvvetlerimiz bugün yoğun olarak Arap yarımadasında Karadeniz’de ve tüm Akdeniz’de faaliyettedir.

Bu tecrübe artık dost ve müttefik ülkeler için de değer üretiyor. Gemilerimiz sadece bizim değil Pakistan, Endonezya, Malezya ordularında da görev yapacaklar. Mekke Savunma İttifakı’na dahil olan ve olacak her ülkede de Türkiye’nin gemicilik araştırma geliştirme deneyimi ve tersanecilik gücü ittifakın gücüne güç katacaktır.

Dostlarını donatmanın da en az kendi ordunu donatmak kadar stratejik olabileceğini zaman bize gösterecektir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...