Destek arttı, çiftçi kazandı mı?
DESTEK ARTTI, ÇİFTÇİ KAZANDI MI?
Tarım ve Orman Bakanlığı tarımsal destekleri güncelledi.İlk bakışta rakamlar güzel.
2026 üretim yılı için dekara 310 lira olarak belirlenen destek katsayısı 367 liraya çıkarıldı. Buğday, arpa ve dane mısırda temel destek ile planlı üretim desteğinin toplamı 806 liradan 954 liraya; ayçiçeği, soya, kanola ve kuru fasulyede 930 liradan 1.101 liraya; pamukta 1.395 liradan 1.652 liraya yükseltildi.
2027 için ise katsayı 442 lira. Buğday, arpa ve mısırda 1.149 lira, yağlı tohumlarda 1.326 lira, pamukta 1.989 lira destek öngörülüyor. Nohut ve mercimekte ise 2027 rakamı 1.326 liraya çıkarılıyor. Hayvancılıkta buzağı desteği 1.400 liradan 2 bin liraya, kuzu-oğlak 300 liradan 430 liraya, çoban desteği 81 bin liradan 116 bin 100 liraya yükseltildi.
Peki çiftçi gerçekten yüzde 20, yüzde 40, yüzde 50 daha fazla mı desteklenmiş oldu?
İşte mesele burada başlıyor.Çünkü tarımda rakamı nominal olarak artırmak başka, çiftçinin satın alma gücünü artırmak başka şeydir.
DESTEK ARTIYOR, MALİYET YERİNDE Mİ DURUYOR?
TÜİK’in son verilerine göre Ağustos 2026’da tüketici enflasyonu yıllık yüzde31,51. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık fiyat artışı yüzde 33,79. Yurt içi üretici fiyatları yüzde 27,95 artmış durumda. Tarımın doğrudan cebine dokunan Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi ise haziran itibarıyla yıllık yüzde 32,06 artış gösteriyor.
Şimdi bu rakamları desteklerle yan yana koyalım.
2026 için destek katsayısının 310 liradan 367 liraya çıkarılması yaklaşık yüzde 18,4artış demek.Buğday, arpa ve mısır desteğinin 806 liradan 954 liraya çıkarılması da yaklaşık yüzde 18,4.Pamukta artış yine yaklaşık aynı seviyede.Yani Bakanlık mevcut yılın desteklerini yukarı yönlü revize ederek önemli ve doğru bir müdahale yapıyor; ancak destek artış oranı, bugün ölçülen yüzde 32 civarındaki tarımsal girdi enflasyonunun altında kalıyor.Başka bir ifadeyle:Destek miktarı artıyor ama desteğin satın alma gücü aynı oranda artmıyor.Burada iki gerçeği birbirinden ayırmamız gerekiyor.
Birincisi;bakanlığın yıl içinde “rakamı bir kere açıkladık, artık değiştiremeyiz” demeyip artan maliyetleri görerek güncelleme yapması doğrudur.
İkincisi; güncellemenin seviyesi maliyet artışının gerisinde kalıyorsa çiftçinin gerçek kaybını tamamen telafi ettiğini söylemek de mümkün değildir.
2025’TEN 2026’YA BAKINCA TABLO DAHA OLUMLU
Bir başka hesap daha var.Destek katsayısı 2025 üretim yılında 244 liraydı. Güncellenmiş 2026 rakamı 367 lira.Bakanlığın hesabıyla artış yüzde 50,4. Bu açıdan bakıldığında yıllık enflasyonun üzerinde ciddi bir nominal artış var ve bunu görmezden gelmek doğru olmaz.Dolayısıyla meseleye sadece “destek yetersiz” diyerek bakmak da haksızlık olur.
Yeni destekleme modelinin en önemli avantajlarından biri zaten desteklerin ilk defa üretim döneminden önce açıklanması ve üç yıllık perspektife bağlanmasıydı. Çiftçinin ne ekeceğine karar verirken önünü görmesi tarımsal üretim planlamasının vazgeçilmez şartıdır.Şimdi Bakanlık, değişen ekonomik şartlar nedeniyle açıklanmış tutarı yeniden artırıyor.Zamanlama açısından doğru bir karar.Çünkü bölgemizde savaşlar, enerji fiyatları, gübre hammaddesi, lojistik ve finansman maliyetleri çiftçiyi doğrudan etkiliyor. Böyle bir dönemde destekleri eski nominal rakamlara hapsetmek yanlış olurdu.
DESTEK NE ZAMAN ÇİFTÇİNİN CEBİNE GİRİYOR?
Tarım desteklerinin en önemli sorunlarından biri yalnızca miktarı değil, zaman değeridir.2025 üretim yılı için sistemde temel desteğin 2026’nın ilk çeyreğinde, planlı üretim desteğinin ikinci çeyreğinde ödenmesi öngörüldü. Yani üretim yılı ile nakdin çiftçinin hesabına girdiği tarih arasında doğal olarak zaman farkı bulunuyor. İşte yüksek enflasyonlu ekonomilerde bu fark önemlidir.Bugün 1.000 lira olarak açıkladığınız destek, çiftçinin hesabına aylar sonra girdiğinde aynı 1.000 lira değildir.Gübre, mazot, tohum yükselmiştir.İlaç, elektrik, sulama, işçilik ve finansman maliyeti yükselmiştir.Çiftçi desteği çoğu zaman geçmiş üretimin borcuna harcarken yeni üretimin girdisini daha yüksek fiyatla almaktadır.Bu nedenle bundan sonraki reformun adı sadece “destek miktarının artırılması” değil, “desteğin değerinin korunması” olmalıdır.
2027 RAKAMLARI DAHA ŞİMDİDEN SINAVDA
2027 yılına baktığımızda destek katsayısı 367 liradan 442 liraya çıkıyor.Artış yaklaşık yüzde20,4.Buğday, arpa ve mısır 954 liradan 1.149 liraya; yağlı tohumlar 1.101 liradan 1.326 liraya; pamuk 1.652 liradan 1.989 liraya çıkıyor. Bunlarda da artış yaklaşık yüzde 20 civarında.Nohut ve mercimekte ise daha güçlü bir pozitif ayrışma var: 884 liradan 1.326 liraya çıkılması yaklaşık yüzde 50 artış anlamına geliyor.
Bu tercih üretim planlaması açısından anlamlı.Türkiye hangi üründe arz açığı görüyorsa desteği oraya yönlendirmeli.Her ürüne aynı miktarı vermek tarım politikası değildir.İhtiyaç duyulan ürünü daha güçlü desteklemek doğru politikadır.Ancak 2027 desteklerinin reel değerini bugün kesin söylemek mümkün değil.Çünkü cevabı belirleyecek soru şudur:
2027’de çiftçinin gübresi, mazotu, tohumu, ilacı ve finansman maliyeti yüzde kaç artacak?
Maliyetler yüzde 15 artarsa yüzde 20’lik destek artışı reel kazanç sağlayabilir.Maliyetler yüzde 30 artarsa destek reel olarak küçülür.Yüzde 40 artarsa bugünden büyük görünen 1.149 lira, çiftçinin eline geçtiğinde küçük kalır.Tarımda nominal rakamlarla övünmenin de nominal rakamlarla eleştirmenin de bir sınırı var.Önemli olan reel destektir.
BAKANLIĞA BİR ÖNERİ
Bakanlığın bu güncellemeyi yapmasını doğru buluyorum.Çünkü şartlar değiştiyse politika da değişmelidir.Hatta tarım yönetiminin en büyük hatası, yanlış veya yetersiz kalan bir kararı sırf daha önce açıklandı diye değiştirmemektir.Ancak sistem burada bırakılmamalı.Tarımsal destek katsayısı yılda bir kez belirlenip bekletilmek yerine; Tarım-GFE, ürün maliyetleri ve stratejik ürünlerin arz durumu dikkate alınarak otomatik bir güncelleme mekanizmasınabağlanmalıdır.Destekler mümkün olduğunca üretim finansmanına ihtiyaç duyulan dönemde ödenmelidir.Çiftçi gübreyi martta alıyorsa desteğin ekimde gelmesinin üretim finansmanına katkısı sınırlıdır.Çünkü tarımsal destek ödül değildir.Üretimin devamını sağlayan politika aracıdır.
2026’nın ilk altı ayında Bakanlık yaklaşık 106 milyar TL destek ödemesi yaptı; bunun 84,4 milyar lirası bitkisel üretime, 19,2 milyar lirası hayvansal üretime gitti. Bu azımsanacak bir kamu kaynağı değildir.O hâlde mesele yalnızca “ne kadar para verdik?” değil;verdiğimiz para üretimde ne kadar sonuç üretti?olmalıdır.
Son söz: Yapılan güncelleme doğrudur.Geç kalınmış da olsa maliyet baskısını görmesi, destekleri sabit bırakmaması ve 2027 rakamlarını bugünden açıklaması Bakanlık açısından olumlu adımdır.Ama çiftçiye “desteğini yüzde 20 artırdım” demeden önce aynı dönemde maliyetinin yüzde kaç arttığına da bakmak zorundayız.Çünkü çiftçi yüzdeyle değil, cebinde kalan parayla üretim yapıyor.Destek yüzde 20 artarken gübre yüzde 35, mazot yüzde 30, finansman yüzde 40 artıyorsa ortada artan bir destek vardır ama artan bir refah yoktur.
Tarım politikasının ölçüsü tabela üzerindeki rakam değil, üreticinin reel geliridir.Bakanlığın bundan sonraki hedefi de bu olmalıdır:Desteği artırmak yetmez; desteğin değerini korumak gerekir.Çünkü enflasyon desteği çiftçinin hesabına yatmadan yiyorsa, devlet rakamı büyütür; çiftçinin payı küçülür.Ama destek doğru zamanda, doğru ürüne, doğru miktarda ve maliyet artışının üzerinde ulaşırsa bu kez yalnızca çiftçi kazanmaz.
Üretim kazanır, tüketici kazanır, gıda arz güvenliği kazanır, Türkiye kazanır.
Kalın sağlıcakla