Zirve hazımsızlığı...
NATO tarihinin en kritik toplantılarından biri, ülkemizin ev sahipliğinde başladı.
Ankara, üye devletlerin başkanları, bakanları ve diplomatlarının yanı sıra, çok sayıda davetli lidere ev sahipliği yapıyor.
“NATO 3.0” olarak ifade edilen yeni dönemin ilk adımları Türkiye’den atılıyor.
İttifakın inşa etmeyi düşündüğü yeni güvenlik mimarisinin temelleri başkentte atılıyor.
***
Meseleyi Ankara merkezli okuyup önümüzdeki fırsatları tartanlar, Türkiye’nin haklı tezlerini dünyaya haykıran stratejik iradesiyle bir kez daha kendisini göstermesini umuyor.
NATO’ya güvenlik ihtiyaçlarının ve savunma zaruretlerinin doğurduğu bir ittifak gözüyle bakanlar, ittifakın Türkiye için ne bir biat senedi ne de kayıtsız şartsız boyun eğilecek bir emir komuta merkezi olmadığını görüyor.
Haliyle Türkiye’deki zirvede sadece ülkemiz için değil, tüm dünyanın huzuru adına kararların alınmasını diliyor.
Peki ya bu düşüncelerin tersi istikametinde yer alanlar ne yapıyor?
***
NATO Zirvesi’nden beklenen anlamı boşa çıkarmak için farklı farklı stratejiler izliyor.
Kimi alınan güvenlik önlemlerini aşırı buluyor, “İki günlük zirve için Ankaralıların hayatı neden askıya alınıyor” diye soruyor.
Kimi NATO içindeki gerçek ağırlığımızın “meçhul” olduğunu savunarak alınacak kararlara somut bir katkı sağlayamayacağımızı işliyor.
Kimi NATO toplantısının ülkemizde olmasının diplomatik bir başarı değil, egemenliğimize vurulmuş bir darbe olduğunu savunuyor.
***
Dahası İsrail basını, zirvenin Türkiye’nin görünürlüğünü daha da artıracağını belirterek rahatsızlığını dile getiriyor.
Ne tesadüf ki aynı gün muhalif medyamız, NATO zirvesinin iktidara “gövde gösterisi” yapma fırsatı sunduğundan yakınıyor.
Böylece muhalif olmakla ülkesi ve milletine karşı olmak arasındaki ince çizgiyi fersah fersah aşanlar, NATO zirvesi karşısındaki hazımsızlıklarıyla dünyaya Ankara merkezli bakanlar aralarındaki farkı bir kez daha gözler önüne seriyor.
Aksini iddia eden varsa buyursun, bir insanın yabancı gazetelerin sütunlarına “Türkiye öngörülebilir ya da güvenilir bir ortak olamaz. Erdoğan bugün Washington’a, yarın Moskova’ya, sonra Pekin’e yönelebilir” ifadelerini niçin karaladığını izah etsin.