Birliğin gücü ve Türk dünyasının geleceği

YAYINLAMA:
Birliğin gücü ve Türk dünyasının geleceği

Türk Dünyası’nın dayanışması, ortak geleceği birlikte koruma iradesiyle güçleniyor. Türkiye, Azerbaycan ve Özbekistan’ın katılımıyla gerçekleştirilecek “Birliğin Gücü-2026” tatbikatı, bu iradenin somut bir örneği. Millî Savunma Bakanlığı’nın 18 Eylül’deki duyurusuyla gündeme gelen, 21 Eylül-1 Ekim tarihlerinde Azerbaycan’ın ev sahipliğinde yapılacak tatbikat, kardeş ülkelerin savunma alanındaki yakınlaşmasını yeni bir aşamaya taşıyacak. Bu gelişmeyi, Türk Dünyası’nın kendi güvenliği ve bölgesel barış için daha fazla sorumluluk üstlenmesi bakımından değerlendirmek gerekiyor.

Ortak tarihimiz ve kültürümüz, aramızdaki güvenin güçlü dayanaklarıdır. Ancak bu güvenin kalıcı sonuçlar üretmesi, devlet kurumlarının düzenli biçimde birlikte çalışmasına bağlıdır. Aynı eğitim sahasında buluşan askerler, birbirlerinin çalışma usullerini öğrenir; komutanlar, ortak sorunlara birlikte çözüm arar. Böylece kardeşlik duygusu, ihtiyaç anında işleyen bir dayanışma kapasitesi kazanır. Tatbikatların uzun vadeli değeri, ülkeler arasında oluşturdukları bu mesleki güven ve alışkanlıkta ortaya çıkar.

Ortak eğitimin en önemli kazanımı, orduların birbirini anlayarak hareket edebilmesidir. Haberleşme usullerinin uyumu, görev paylaşımının açıklığı ve lojistik desteğin zamanında ulaştırılması, birlikte çalışmanın temel şartlarıdır. Barış döneminde yapılan hazırlıklar, kriz anında gecikmeleri ve yanlış anlamaları azaltabilir. Personel değişim programları, askerî okullar arasındaki ilişkiler ve düzenli karargâh çalışmaları da bu kazanımları sürdürülebilir kılar. Aynı masada plan yapmayı öğrenen kadrolar, sahada daha sağlıklı koordinasyon kurabilir.

Nitekim Azerbaycan ile Özbekistan savunma bakanlıkları arasında 9 Eylül’de gerçekleştirilen karargâh görüşmelerinde, askerî işbirliğinin geliştirilmesi ve 2027 yılına ilişkin ikili işbirliği planı taslağı ele alındı. Bu hazırlıklar, dayanışmanın yıllara yayılan bir çalışma düzenine kavuştuğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde üç ülkenin eğitim takvimlerini daha yakından eşgüdümlemesi, edinilen tecrübelerin ortak değerlendirmelerle kurumsal hafızaya aktarılması yararlı olacaktır.

Güçlenen savunma işbirliğinin barışa katkısı, caydırıcılığın doğru ve sorumlu biçimde kullanılmasına bağlıdır. Kendini savunabilen, ortaklarıyla koordinasyon kurabilen devletler, baskı ve istikrarsızlaştırma girişimleri karşısında daha dirençli olur. Bu direnç, diplomasinin hareket alanını genişletebilir. Askerî faaliyetlerin şeffaf yürütülmesi, egemenliğe saygı ve komşularla açık iletişim ise yanlış hesaplamaların önlenmesine yardımcı olur. Türk Dünyası’nın güvenlik yaklaşımı, bölgedeki bütün halkların huzur içinde yaşamasını destekleyen böyle bir anlayışa dayanmaktadır.

Bu güvenliğin ekonomik karşılığı da vardır. Ulaştırma hatlarının ve enerji altyapısının korunması, ticaretin kesintisiz sürmesine yardımcı olur. Türk Devletleri arasındaki bağlantıların güvenilirliği arttıkça yatırım ortamı da güçlenir. Dolayısıyla ortak savunma kapasitesi, kalkınma hedeflerini destekleyen ve bölgesel işbirliğinin maliyetlerini azaltabilen bir unsurdur.

Savunma sanayii ortaklıkları, bu dayanışmanın ekonomik ve teknolojik temelini güçlendirebilir. Türkiye’nin insansız sistemler, askerî elektronik ve zırhlı araçlar alanındaki birikimi, Azerbaycan ve Özbekistan’la uzun vadeli projelere dönüştürülebilir. Ortak üretim, mühendis yetiştirilmesi ve bakım merkezlerinin kurulması, işbirliğine süreklilik kazandırır. Bir sistemin satın alınması kadar, yıllarca çalışır durumda tutulabilmesi de önemlidir. Bu nedenle yedek parça tedariki ve teknik personel eğitimi, ortaklıkların başından itibaren planlanmalıdır.

 

Burada karşılıklı fayda esastır. Her ülkenin üretim kabiliyetini geliştiren, nitelikli istihdam oluşturan ve bilgi paylaşımını artıran projeler, siyasi yakınlığın toplumsal karşılığını da büyütür. Kaynakların ortak ihtiyaçlara göre kullanılması, harcamaları azaltabilir. Güçlenen teknik kapasite; sınır güvenliğinden afetlerde haberleşmeye, kritik altyapının korunmasından arama kurtarmaya kadar farklı alanlarda değerlendirilebilir. Böylece savunmaya yapılan yatırım, vatandaşların günlük güvenliğine ve devletlerin krizlere hazırlığına da katkı sunar.

Türkiye’nin Türk Dünyasıyla ilişkileri, Cumhur İttifakı’nın kurulmasının ardından belirgin biçimde gelişmiş, daha güçlü bir siyasi iradeyle desteklenmiştir. Geçmişten devralınan işbirliği birikimi, bu dönemde yeni kurumsal adımlarla ilerletilmiştir. Özbekistan’ın 2019’da Türk Konseyi’ne tam üyeliği, 2021’de Türk Devletleri Teşkilatı adının benimsenmesi ve Türk Dünyası 2040 Vizyonu’nun kabulü, yakınlaşmanın somut göstergeleridir. Bu gelişmeleri, kardeş ülkelerin karşılıklı iradesiyle büyüyen ve Ankara’nın kararlılıkla desteklediği ortak bir başarı olarak görüyorum.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Cumhur İttifakı bünyesinde geliştirdikleri işbirliği modeli, millî meselelerde süreklilik ve ortak hedeflere bağlılık bakımından değerlidir. Erdoğan’ın diplomatik girişimciliği ve devletler arası ilişkileri geliştirme iradesi, Bahçeli’nin Türk Dünyası’nın birliğine yönelik kararlı yaklaşımıyla birbirini tamamlamaktadır. İki liderin millî egemenlik ve bağımsız dış politika konularındaki uyumu, Türkiye’nin kardeş ülkelerle uzun vadeli ortaklıklar geliştirmesine güçlü bir siyasi destek sağlamaktadır.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ülkesinin egemenliğini güçlendirme kararlılığını Türk Dünyasıyla yakınlaşma hedefiyle birleştiren vizyoner bir liderdir. Türkiye ile ilişkilerin derinleşmesine verdiği önem ve Azerbaycan’ın kardeş ülkeler arasındaki işbirliğinde üstlendiği sorumluluk, bu vizyonun değerini gösteriyor. Bakü’nün ev sahipliğinde gerçekleşecek tatbikat da Azerbaycan’ın savunma alanındaki tecrübesini ortak çalışmalara açması bakımından anlamlıdır. Aliyev’in liderliği, Türk Dünyası’nın birlikte hareket etme kabiliyetinin gelişmesinde önemli bir yere sahiptir.

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev de ülkesinin imkânlarını bölgesel işbirliğiyle buluşturan vizyoner bir devlet adamıdır. Özbekistan’ın Türk Dünyası’nın kurumsal çalışmalarına katılımı, Türkistan ile Anadolu arasındaki ilişkileri derinleştirmiştir. Mirziyoyev’in karşılıklı güveni ve komşularla yakınlaşmayı önemseyen yaklaşımı, ortak projeler için elverişli bir zemin oluşturuyor. Özbekistan’ın nüfusu, yetişmiş insan kaynağı ve üretim potansiyeli düşünüldüğünde, Taşkent’in savunma işbirliğindeki katkısı bütün taraflar açısından uzun vadeli değer taşıyacaktır.

Şimdi yapılması gereken, tatbikatlarda kazanılan uyumu düzenli eğitim programları ve uygulanabilir sanayi projeleriyle geliştirmektir. Ortak araştırma ekipleri, askerî eğitim bursları ve afetlere hazırlık çalışmaları bu süreci besleyebilir. Başarıyı, birlikte çözülen sorunlarla ve güçlenen kurumlarla ölçmeliyiz. Türk Milliyetçiliğinin kardeşlik ve dayanışma ülküsü, her Türk devletinin bağımsızlığını güçlendiren adımlarla hayat bulur. “Birliğin Gücü”nün kalıcı anlamı da burada yatıyor: Kendi geleceğini güvenle kurabilen bir Türk Dünyası, bölgesinin barışına daha güçlü katkı sunacaktır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...