“Onlar sanıyorlar ki”
Birleşmiş Milletlerdeki konuşmalarıyla suskun dünyanın vicdanı olmayı sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan yine kürsüye mazlum milletlerin sesini duyurmak adına çıktı. Kuruluş ilkelerinden kopan BM’nin işlevsizliğini ve sürekli kan kaybedişini vurgulayarak “Dünya 5’ten büyüktür” prensibine dayalı revizyon talebinde bulundu.
Birleşmiş Milletler, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından şekillenen düzende 5 devleti daimi üye statüsü ve veto hakkıyla diğerlerinden kayıran eşitsiz bir yapıya sahip. Dünya 2026 yılında yaşıyor ama uluslararası güvenlik mekanizması hala 1945’in güç ilişkilerine hapsolmuş durumda. BM Genel Kurulunda 193 ülkenin her birisi görünürde eşit oy hakkına sahip. Fakat uluslararası barış ve güvenliğe ilişkin kararların merkezindeki Güvenlik Konseyinde 5 daimi üyeden birinin vetosu bütün kararların önünü kesebiliyor.
Bu diplomatik haksızlık zemininde dünyaya adaletli bir anlayışın hâkim olması elbette mümkün değildir. Cumhurbaşkanı Erdoğan son yıllardaki BM Genel Kurullarında yaptığı çağrıyı yineleyerek Birleşmiş Milletlerin bu adaletsiz sistemi revize etmesini istemiştir. Ama suyun öte tarafında yaprak bile kıpırdamıyor. ABD, Rusya, Çin gibi kendi sınırlarını aşan küresel güçler veto ayrıcalığından feragat etmek istemiyor. Hâl böyle olunca kuruluşundan bu yana kanayan yaralara merhem olmayı başaramayan BM’nin bu acizliğini yüzüne vurmak Türkiye’nin Cumhurbaşkanına düşüyor.
Onlar sanıyorlar ki,
Biz sussak mesele kalmayacak.
Hâlbuki biz sussak,
Tarih susmayacak.
Tarih sussa,
Hakikat susmayacak”
diye başlayan Sezai Karakoç’un şiiriyle seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan yine uzun süre hafızalarda kalacak bir konuşmaya imza atarak Türk milletinin göğsünü kabartmıştır. Gazze’de 3 yılda 74 bin insan İsrail saldırılarında hayatını kaybetmişken Türkiye elbette gerçekleri haykırmaktan vazgeçmeyecektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vurguladığı bir başka acı gerçek ise Gazze’nin dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip bölge hâline gelmesidir. İsrail saldırılarında ellerini, kollarını, bacaklarını kaybeden binlerce çocuk kendilerine uzanacak tıbbi desteğe muhtaç hâldeyken Birleşmiş Milletlerin insanlığın ortak paydasında birleşememesi dünya adına utançtır. BM’nin İsrail-Filistin meselesinde aldığı çok sayıda kararın sahada bir karşılığı olamıyor. 3 senedir Gazze’de ateşkes talebinde bulunan kritik tasarılar Güvenlik Konseyinde ABD vetosuna takılıyor. Peki ne yapmalı? Aslında Türkiye çoktan harekete geçme kararı aldı. Tabiri caizse köpekle dalaşmayı bırakıp çalıyı dolaşmaya başladı. Suudi Arabistan ve Pakistan’la Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı kurarak “Dünya 5’ten büyüktür” söylemini fiiliyata geçiren meşaleyi yakması bu yönüyle umut vericidir. Mekke İttifakı’nın önce bölgesel ihtiyaçları karşılayacak şekilde, ardından insanlığın huzur ve refahına katkı sunacak bir tahkimatla büyütülmesi yeni bir güvenlik mimarisinin inşası açısından önemli bir adım olacaktır. Dünyanın vicdanı susturulsa da hakikatin dilini sahiplenenler susmamalı, bilcümle mazlumların ahı ve gözyaşları yerde bırakılmamalıdır.