Türkiye’nin özgül ağırlığı
ABD ile Avrupa arasında yaşanan gerilimlerin gölgesinde düzenlenen NATO liderler zirvesi sona erdi. Fakat zirvenin akılda kalan asıl fotoğrafı bu kriz başlıklarından ziyade Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasında gerçekleşen temasların ağırlığı oldu.
Zira Türkiye Cumhuriyeti ittifakın çatlaklarını bir süreliğine örten ihtişamlı bir organizasyonla zirveye damgasını vurdu. NATO hâlâ ayakta. Ancak ittifakın üzerinde yükseldiği zemin artık eski sağlamlığında değil.
Aynı masaya oturan ülkelerin birbirlerine beslediği güvensizlik diplomatik nezaketle perdelenemeyecek kadar belirginleşmiş durumda.
Elbette NATO dünyanın en güçlü askeri ittifakı olma vasfını koruyor. Fakat askeri kapasitenin siyasi güven hissinden bağımsız biçimde sonsuza kadar ayakta kalamayacağı her krizle birlikte biraz daha görünür oluyor.
Soğuk Savaş’ın NATO’su müşterek bir korkunun etrafında örülmüştü. Sovyet tehdidi, farklı önceliklere sahip ülkeleri bir arada tutan büyük çatıydı.
Bugünün NATO’su ortak korkudan ziyade, ortak iradeyi kaybetme riskiyle karşı karşıya.
ABD’nin müttefiklik ilişkilerine giderek daha fazla maliyet hesabı üzerinden bakması ve başına buyruk davranışlarına ittifak üyelerini alet etmeye çalışması ve buna bağlı olarak Avrupa’nın stratejik özerklik arayışına yönelmesi gibi etkenler bu arızalı ilişkinin başlıklarını oluşturuyor.
Bu yüzden NATO dış tehditlere karşı konumlanan askeri bir ittifak olmanın ötesinde kendi içindeki güven bunalımını yönetmeye çalışan siyasi bir yapı görünümü veriyor.
Böylesi dağınık bir zeminde Türkiye kendi özgül ağırlığını göstererek baştan sona disiplinli bir yaklaşımla her detayı iyi düşünülmüş bir organizasyona imza attı.
Konaklamadan protokol uygulamalarına kadar bütün süreç yüksek standartlarda planlanmış titiz bir hazırlığı yansıttı. Yabancı liderlerin mehter takımıyla karşılanması, Yeniçeri kıyafetli askerlerin protokolde yer alması Türkiye’nin askeri kimliğini Osmanlı-Cumhuriyet tarihsel sürekliliğiyle birlikte takdim etmesi bakımından önemliydi.
ABD Başkanı Trump’ın Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın liderliğini ve Türkiye’nin gücünü öven sözleri, CAATSA yaptırımlarını kaldıracaklarını beyan etmesi, F-35 uçaklarının teminine ilişkin vaatleriyse Türkiye açısından “kısa zirvenin kârı” oldu.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli NATO Ankara Zirvesi öncesinde yaptığı değerlendirmede “Böyle bir dönemde Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi, Türkiye’nin jeopolitik öneminin, etkin ve caydırıcı kudretle donatılmış şanlı ordusunun, dünyaya örnek olan savunma sanayisinin ve arkasında çözülemeyen düğüm, aşılamayan engel bırakmayan diplomatik ağırlığının dünya sahnesindeki karşılığını gösterecek mühim bir faaliyettir” ifadelerini kullanmıştı. Zirvenin geride bıraktığı intiba, Sayın Bahçeli’nin işaret ettiği çerçevenin somut bir karşılığı oldu.