Kandil'e helikopterle gitmeyi düşünenlerin İmralı'ya yapay zekâlı villa videosu

YAYINLAMA:
Kandil'e helikopterle gitmeyi düşünenlerin İmralı'ya yapay zekâlı villa videosu

2023 yılının 23 Mart günü…

Yüksek Seçim Kurulu önünde 6’lı Masa’nın temsilcileri toplanmıştı. CHP, Saadet, Gelecek, DEVA, İYİ Parti ve Demokrat Parti temsilcileri oradaydı.

Tam İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu konuşurken bir muhabir şu soruyu yöneltti:

“PKK, Kandil ve Yeşil Sol bileşenleri Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararı aldı. Bu gelişmeye ne diyorsunuz?”

İşte o anda Müsavat Dervişoğlu’ndan ve yanındaki parti temsilcilerinden birden “Dağılın abi!” refleksi geldi. Daha soru tam olarak bitmemişti bile…

Sorunun ardından her biri bir tarafa kaçıştı.

Çünkü soru netti, cevap ise ortada yoktu. Muhataplar ise sağa sola kaçıyordu.

PKK, Kandil ve Yeşil Sol’un Kılıçdaroğlu’na verdiği destek sorulunca 6’lı Masa temsilcilerinin sergilediği bu görüntü, aslında o günlerde kurulmak istenen siyasi ortaklığın hangi sorularla karşı karşıya olduğunu da açıkça gösteriyordu.

Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’de HDP eş başkanlarıyla ittifak görüşmesi yapmış ve “Kürt sorununu TBMM’de çözeceğiz.” şeklinde bir mutabakat ortaya koymuştu.

Daha sonra HDP hemen seçim çalışmalarına başlamıştı. Seçim sloganları da “Bir oy Yeşil Sol’a, bir oy Kemal Kılıçdaroğlu’na.” olmuştu.

O süreçte Kemal Kılıçdaroğlu’nun Van mitinginde “Dişe diş, kana kan. Seninleyiz Öcalan!” sloganlarının atılması da bu siyasi birlikteliğin dikkat çeken görüntülerinden biri olmuştu.

O gün “PKK, Kandil ve Yeşil Sol bileşenlerinin desteği” sorulunca “Dağılın abi!” diyerek Kandil’e mi, İmralı’ya mı kaçtığı meçhul olan Müsavat Dervişoğlu, bugün İYİ Parti Genel Başkanı olarak karşımızda duruyor.

Üstelik bugünlerde “İmralı’da villa” tartışmaları üzerinden yapay zekâya hazırlatılmış bir video servis ettiriyor; partisinin yöneticileri de bu videoyu, siyasi ciddiyetten uzak, “çapsız ergen yorumları” eşliğinde paylaşıyor.

Zekâsız ve ikiyüzlülerin yapay zekâya hazırlattığı bu ergen videosunda, terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan, havuz başında portakal suyu içerken bir villanın karşısında oturur şekilde sembolize ediliyor. Ardından, bu görüntü üzerinden istismar edilmek üzere şehit ailelerine ait ev görüntüleri videoya ekleniyor…

HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 2015 yılında Habertürk ekranlarında “Bizim başarımız, HDP’nin başarısıdır; ki Sayın Öcalan’ın çok önemsediği bir projedir. Türkiye’de beraber yaşama ve özgür, demokratik bir birliği sağlama projesidir. Kendisinin özellikle son 20 yılını adadığı bir projedir. Bu projenin başarılı olması ve benim şahsımda başarılı olması, onu nasıl ve niye rahatsız etsin?” şeklinde tarif ettiği HDP ile defalarca ittifak yapmış bir İYİ Parti için bu video oldukça iddialı ve ikiyüzlü bir görüntü ortaya koyuyor…

Üstelik bu ittifak ilişkileri, HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan’ın “İYİ Parti, size söylüyorum: Size rağmen, içinde bulunduğunuz ittifaka, HDP ve PKK’ya içinde gönül vermişlerin de olduğu insanlar oy verdi. Şu an koltuklarınızda HDP’nin oylarıyla oturuyorsunuz. Bu ittifakta, CHP’yle yaptığınız ittifakta HDP’nin oylarının etkisi vardır.” sözleriyle de açıkça tescillenmişti.

Sadece bunlar mı?

Elbette bu kadar değil… Neler var, neler…

Mesela, Öcalan’ın kurduğu HDP’yi “Kürtlerin siyasal temsilcisi” olarak tanımlayıp kamuoyuna genel başkan düzeyinde duyuran da İYİ Parti’dir.

Mesela, parti programına, terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan’la özdeşleşmiş “eşit vatandaşlık” kavramını koyan da İYİ Parti’ydi.

Nitekim, kendilerini destekleyen yazar Arslan Bulut da İYİ Parti’yi bu konuda eleştirerek şöyle yazmıştı:

“Eşit vatandaşlık kavramını her zaman kullanan Öcalan’dır. Bu söylemin patenti Öcalan’dadır. Eşit vatandaşlık söylemi çok büyük bir tuzak. Bu yeni kurulan partide de programda vardı ama uyarı üzerine çıkarmışlar. Ama o uyarıya bile lüzum olmamalıydı.”

(“Eşit vatandaşlık” konusunda ahkâm kesen İYİ Parti’nin Muğla aksesuarı Metin Ergun, hatırladın mı bunu? Bana bulaşma, yemin olsun seni paçavra ederim. Bir daha iki kelimeyi yan yana getirip cümle dahi kuramazsın. Ben seni yıllar önce uyardım.)

Kurdukları partinin program taslağında “Kürtlersiz bir Türkiye asla düşünülmemelidir. Böyle bir durumda, Fırat’ın ötesinin Kürdistan, batısının da Türkiye olarak kalmayacağını asla akıldan çıkarılmamalıdır.” ifadelerine yer veren ve Oda TV’de “Akşener’in partisinin programı belli oldu” başlıklı habere konu olan da İYİ Parti’dir.

“HDP onurumuzdur” diyenleri beğenen, PKK kamplarının bombalanmasını katliam olarak gören, PKK’nın kampında çekilen teröristleri öven Bakur isimli belgesel filminin sansürlenmesine içerlenen Onur Aydın gibi film yönetmenlerini kurucu yapan da bu İYİ Parti’dir.

HDP Eş Başkanları tarafından “Öcalan’ın çok önemsediği bir proje” olarak sunulan HDP ile millî ve üniter devleti bozacak anayasa taslakları hazırladıklarını, CHP İstanbul Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu’nun şu sözlerinden öğrendiğimiz parti İYİ Parti’dir:

“Bu konu, 2018’in ocak ve nisan aylarında dört parti arasında yapılan anayasa çalışmasına ilişkin bir bilgidir. Doğrudur. Cumhuriyet Halk Partisi, HDP, Saadet Partisi ve İYİ Parti; uzmanlarıyla, yetkilileriyle ortak bir çalışma yürüterek bir anayasa raporu hazırladı. Ama bu, 2018 yılının başlarında yapılan bir çalışmaydı.”

PKK-Öcalan-Kandil-HDP-YPG konusunda sayfalara sığdıramayacağımız daha çok örnek var. Dahası, PKK’nın siyasi uzantılarıyla ittifak yaptıkları dönemde, bir de Kandil’e helikopterle gitmeyi düşündükleri bir maceraları var.

Bunu biz kulis bilgisi veya dedikodu olarak yazmıyoruz.

Bunu, bugün Müsavat Dervişoğlu’nun “Biz zaten hiç ayrılmadık. Yoldan, yöntemden kaynaklı birtakım sorunlar yaşadığımız söylenebilir ama bu ‘Asla bir araya gelmeyiz’ sonucunu doğurmaz.” dediği Ümit Özdağ’ın, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı olduğu dönemde yaşadıklarını anlattığı sözlerden aktarıyoruz.

Ümit Özdağ, yaşananları şöyle anlatmıştı:

“Ümit Bey, ‘Bir helikoptere atlayıp Kandil’e gitsem, Duran Kalkan’a ve Cemil Bayık’a sorsam, ulan siz ne istiyorsunuz, anlatın bakalım’ dedi. İlk duyduğumda kulaklarıma inanamadım. Şaka yaptığını düşündüm ve ‘Meral Hanım, böyle bir şey olmaz. Böyle bir şey yaparsanız sizi hemen elinizi kolunuzu bağlarlar, ilk mağaraya atarlar’ dedim. Aynı soruyu bir başka toplantıda tekrar sordu. Dışarıda bir daha söylememesi gerektiğini söyledim.”

Böyle kirli bir sicile sahip olan, ihanet projelerinde figüranlık yapmış, terör örgütü PKK’nın siyasi uzantılarıyla siyasi menfaat ittifakları kurmuş İYİ Parti’nin bugün “Terörsüz Türkiye” karşıtlığını anlamak için güçlü bir hafızaya sahip olmak ve yaşananları iyi idrak etmek gerekiyor.

Bizler, “Terörsüz Türkiye” konusunda yöneltilen hiçbir soru karşısında korkarak, gizleyerek veya ikiyüzlülük yaparak “Dağılın abi!” refleksi göstermiyor; dağılmıyor, kaçmıyoruz.

O nedenle “Terörsüz Türkiye” sürecinde terör örgütleriyle ve onların siyasi uzantılarıyla menfaat peşinde koşan, onlara motivasyon sağlayan ve hedeflerine ulaşmalarının önünü açanlarla; terör örgütüne en ağır darbeleri vuran ve terör örgütünü kökten ortadan kaldırmayı amaçlayan stratejileri hayata geçirenleri birbirine karıştırmayın.

Mevlana’nın “Acı su da tatlı su da berraktır. Sakın görünüşe aldanma…” şeklindeki öğüdünü de bu süreçte aklınızda bulundurun.

Bugün yapay zekâ ergenliğinde hazırladıkları videoda, istismar etmek için sıvasız şehit ailelerinin evlerini kullananlar, şehitlerimizin intikamını alma gününde ne diyorlardı?

4600 YPG’li teröristin öldürüldüğü Zeytin Dalı (Afrin) Operasyonu’na ilişkin olarak, İYİ Parti Sözcüsü Aytun Çıray’ın ağzından şu açıklama yapıldı:

“Tek adam rejimini kalıcı kılmaktan başka hiçbir amaca hizmet etmeyecek ve beka sorunu yaratabilecek Afrin savaş senaryolarına İYİ Parti tamamen karşıdır.”

(6 Şubat 2018)

Suriye’de terör örgütü PKK/YPG’nin işgal ettiği bölgeler temizlenirken ve Halep Kalesi’ne Türk bayrağı asılırken, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Halep Kalesi’ne asılan şanlı bayrağımız duygularımıza dokunsa da oynanan oyunu ve aktörlerini görmemize engel değildir. Türk insanı, kendi vatanı ve milleti dışında artık hiç kimse için ölmeyecektir! Kendi vatanı için gelecektir.” açıklamasını yaparak bu mücadeleye karşı çıkmıştı.

Sekiz ay önce, yine PKK/YPG’nin işgal ettiği bölgeleri temizlemeye yönelik operasyon başlayınca İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu bu kez, “Şimdi kalkmışlar, Suriye’deki gelişmeleri sanki bir zafermiş gibi sunmaya çalışıyorlar… PKK’yı perdelemek için uydurdukları SDG, Fırat’ın batısından süpürülünce bunu uluslararası bir başarı gibi pazarlıyorlar.” diyerek bu operasyonları basite indirgemeye çalışmıştı.

Aynı Müsavat Dervişoğlu, Irak ve Suriye tezkerelerine hayır oyu verdiği hâlde, “Söz veriyorum, o Kandil denen yuvayı yerle yeksan etmezsem bana Kılıçdaroğlu demesinler.” diyen Kemal Kılıçdaroğlu’nun çelişkisini “Kandil başka, Suriye’nin kuzeyi başka.” diyerek örtbas etmeye çalışıyordu.

İYİ Parti şehitlerimizin katillerini korumaya çalışırken, MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli ise şehitlerimizin intikamını almak adına şu duruşu gösteriyordu:

“PKK/PYD, Afrin’in her yerine muhtemeldir ki bomba düzeneği yerleştirmiştir. Bu hâliyle Afrin ya yıkılmalı ya da teröristler ateşe verilmelidir.”

(6 Şubat 2018)

 “Fırat Kalkanı Harekâtı’yla Azez-Cerablus arası nasıl emniyete alınmışsa, Zeytin Dalı Harekâtı’yla Afrin’de nasıl bir mıntıka temizliği yapılmışsa, aynısı, belki daha da tesirlisi Fırat’ın doğusunda başarılmalıdır. Fırat’ın doğusu tehdit olmaktan tamamen çıkarılmalıdır. Hainler, doğduklarına da doğacaklarına da pişman edilmelidir.”

(16 Ekim 2018)

 “Türkiye Cumhuriyeti, saat 16.00 itibarıyla başlayan Barış Pınarı Harekâtı’yla bekasını ve millî varlığını çok ciddi şekilde tehdit eden hain ve bölücü örgütleri, yuvalandığı ve saklandığı coğrafi alanlarda etkisiz hâle getirmek için kutlu bir sefere çıkmıştır.

Milliyetçi Hareket Partisi, Barış Pınarı Harekâtı’nın yürekten ve tam bir destekle arkasında ve yanındadır.”

(9 Ekim 2019)

"Arap Baharı'nın isyan dalgasının son etabı olan Suriye'ye karşı Türk'ün bahar kalkanı sınırlarımıza set çekmiştir. Sorulacak hesabımız vardır. Alınacak intikamımız vardır." (3 Mart 2020/ Bahar Kalkanı)

“Mesele sadece teröristlerle mücadele değil, asıl olarak terörizmi bölgesel çıkarlarına müzahir kullanan karanlık çevrelere, müttefik görünümlü muhasım ülkelere direnmek, bunlarla kıran kırana mücadele etmektir. Son terörist ele geçirilinceye veya etkisiz hâle getirilinceye kadar yılgınlık, yorgunluk, geri adım yoktur. Irak ve Suriye’nin kuzeyinde terör devleti kurmak için faal hâlde bulunanlara müsaade edilmeyecektir. Bu uğurda her şey göze alınmıştır. Bütün terör kampları havadan ve karadan ateş altına alınmalıdır. Hangi ülke karşımıza çıkarsa çıksın, aynı kararlı muamele onlara da gösterilmelidir.”

(13 Ocak 2024 / Pençe-Kilit Operasyonu)

Daha 8 ay önce de, “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” süreçleri kapsamında da şu ifadeleri kullanmıştı:

“Sadece Fırat’ın batısı değil, Fırat’ın doğusu da; Ayn el-Arap’tan Kamışlı’ya kadar faal hâlde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eş güdüm hâlinde hayata geçirilmelidir. Son tahlilde Fırat’ın doğusu, tıpkı batısı gibi terörden ve kanlı hesaplardan tamamıyla arındırılmalıdır. O gün işte bugündür.”

Terörle tavizsiz ve kararlı bir şekilde mücadele eden bu duruş, bugün terör örgütünü taşeron olarak kullanan ABD ve İsrail karşısında “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” projelerini hayata geçirerek bir oyunu bozmayı ve Türkiye’nin iç ve dış güvenliğini kalıcı hâle getirmeyi amaçlamaktadır.

Suriye ve Irak’ta resmî olarak açıklanan son gelişmeler, bu sürecin olumlu yönde ilerlediğini göstermektedir. Terör örgütü PKK’nın Irak ve Suriye’de kendini feshetmesi ve silah bırakması, aynı zamanda Türkiye’nin huzuru ve güvenliği açısından önemli bir temel teşkil etmektedir.

Bize ayak bağı olan ve emperyalizm tarafından taşeron olarak kullanılan terör örgütü ortadan kaldırıldığında, İsrail doğrudan kendisi mi gelecek, Yunanistan kendisi mi gelecek? “El mi yaman, bey mi yaman?” O zaman görelim.

Ortada, terörle mücadeleyi tavizsiz bir şekilde sürdüren bir Türk devlet politikası ve Cumhur İttifakı duruşu vardır. Türkiye’de İYİ Parti gibi hangi odakların sponsorluğunda kurulduğu malum olan muhalefete rağmen Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Bahar Kalkanı ve Pençe-Kilit gibi operasyonlar ile sonrasında gerçekleştirilen tüm operasyonlarda şehitlerimizin intikamını alan da bu duruşun sahipleridir.

“Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” projeleriyle ise terör örgütünün kurucusu ile birleşenleri ve uzantıları arasında yürütülen yüzleşme, diyalog ve çağrılar neticesinde, külfetsiz, şehitsiz ve gazisiz bir şekilde terör örgütüne silah bıraktırılması ve örgütün feshedilmesi süreci başlatılmıştır.

Terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan’ın kurduğu partilerle ittifak yapan, anayasa taslakları hazırlayan, terörle mücadeleye karşı çıkan ve daha birçok konuda PKK’ya yakın bir sicile sahip olanlar, terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan’ın “PKK’nın anlam yoksunluğu ve aşırı tekrarı ömrünü tamamlamasına yol açtı. Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler tarihsel toplum sosyolojisine yanıt veremez. Silah bırakma çağrısında bulunuyorum ve bu tarihî sorumluluğu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme adına kongrenizi toplayın, karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.” açıklamasını niçin desteklemiyor yahut eski ortakları HDP/DEM’e bu yönde siyasi baskı yapmıyorlar?

Ya ne yapıyorlar? 

“Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” süreçlerine karşı sürekli iftira, yalan ve kara propaganda bombardımanı yapıyorlar.

Türk devletinin ve Cumhur İttifakı’nın terörle mücadelede ne yaptığı ortadadır.

PKK ile iş birliği ve ittifak yaptıkları “Terörlü Türkiye” dönemlerinde “Bir helikoptere atlayıp Kandil’e gitsem, Duran Kalkan’a ve Cemil Bayık’a sorsam, ulan siz ne istiyorsunuz, anlatın bakalım.” diyen bir partinin, MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli tarafından “Bu doğrultuda Öcalan’ın koordinatör statüsü, örgütün tasfiye süreci ile sınırlı kalacaktır. Dolayısıyla bu koordinatörlük, Kürtlerin lider ve temsilcisi, etnik ve kategorik hakların savunuculuğu gibi hususları kapsamamaktadır.” şeklinde tarif edildiği hâlde, İmralı’da açılan yerleşke alanını, ergen eller tarafından “İmralı’da Villa” şeklinde yapay zekâ propagandasına çeviren bir gerizekâlılığı siyaset sanıyorlar.

Dün Öcalan’ın partisiyle siyaset menfaat kovaladıklarının unutulduğunu sanan koca koca adamlar, sıfat sahibi zavallılar… Kanalizasyon borusunda yaşayan troller gibi yaptıkları yorumlarla yine siyasi menfaat kovalıyorlar. 

Görünen o ki, ortada bir “SATILIK İYİ PARTİ VAR” 

Milletvekili kontenjanı veren herkes onu satın alabilir… Kiraya da verilir, alınır. 

HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan’ın kulağı çınlasın. 

Ne diyordu: “İYİ Parti, size söylüyorum: Şu an koltuklarınızda HDP’nin oylarıyla oturuyorsunuz. Bu ittifakta, CHP’yle yaptığınız ittifakta HDP’nin oylarının etkisi vardır.”

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...