Kara Eylül
İçinde bir nebze yaşanmışlık barındıran her mekan; vuku bulan olayların nev’ine göre ayrı bir mesaj ve anlam aktarır karşı tarafa. Binanın içinde yaşananların hissiyatı sarsar tüm varlığınızı, düşünceleriniz tek bir noktada birleşir; adanmışlık. Hisler o denli kuvvetlidir ki, tahayyülünüzde orada yaşananları kafanızın içinde izlemeye çalışırsınız tekrar tekrar. İşte onlarca Ülkücü ağabeylerimizin işkence gördüğü, ölüme götürüldüğü o kara yer Ulucanlar Cezaevi’ne giden herkes de bu bahsedilen duyguları iliklerine kadar yaşamıştır elbet. Hayal etmeye çalışırız, bir insan canından vazgeçecek kadar bir ülkü sevdasına nasıl tutulur? Anadan, yardan, dünya ehlinden nasıl geçer?
Allah’ın verdiği canı Türk İslam Davası uğruna ortaya koyan bu Dava Erleri ve Serdengeçtiler yaşamlarıyla insanlığın çıkabileceği en üst makamı göstermektedir. Koskoca insanlığın tarihine bakıldığında Şehitlerden öte, onların mertebelerinden yüksek bir var oluş yoktur. “O şehitler, Allah’ın kendilerine bağışladığı nimetlerle sonsuz bir mutluluk duyarlar. Arkalarından gelecek olup, henüz kendilerine katılmamış olan mücâhid kardeşleri adına da: “Onlara hiçbir korku yok, onlar asla üzülmeyecekler” müjdesiyle sevinirler.”(Ali İmran, 170. Ayet) “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü zannetme! Aksine onlar diridirler ve Rableri yanında rızıklanmaktadırlar.” (Ali İmran, 169. Ayet)
Başbuğumuz Alparslan TÜRKEŞ: “Suçlamada ırkçılık ve Turancılık oldu. Birçok işkenceler ve baskılar yapıldı. Ortada hiçbir suç olmadığı halde, Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarında “Turancılık” diye bir suç olmadığı halde, böyle bir suç icat ederek sanıkların bir kısmı ağır cezalara çarptırıldılar.”
Liderimiz Sn. Devlet BAHÇELİ: “12 Eylül zulümdür, zillettir, hezimettir, rezalettir, cinayettir. 12 Eylül Cuntasına beden ve beyin olanlar ise tek kelimeyle zalimdir. Darbeler, Türk demokrasi kültürünü zehirlemiştir. Milli iradeyi örselemiştir. Vesayeti özendirmiştir.”
Emine Işınsu’nun “Çiçekler Büyür” adlı romanında, Ertuğrul Dursun ÖNKUZU’nun şehit edilişi, 1980 Dönemi’nin çalkantılı yapısı ve Ülkücü ağabeylerimizin yaşantıları çok yalın ve sade bir şekilde aktarılmıştır. Akıllara düşen nice düşünce varsa da; en belirgini şüphesiz Şehitlerimizin davalarını ve doğru bildiklerini savunurken Allah’tan başka kimseden korkmadığı, kimse için davasına leke değdirmediği, ülkülerine sevdaları gibi sahip çıktığı ve günden güne büyüttüğüdür; hatta o dava o kadar büyümüştür ki, Ertuğrul Dursun ÖNKUZU’nun okulunda Şehit edildiği o odada, Mustafa PEHLİVANOĞLU, Fikri ARIKAN, Ali Bülent ORKAN, Ahmet KERSE, Cengiz BAKTEMUR, Cevdet KARAKAŞ, Halil ESENDAĞ,Figen ÇÖKTÜ, Mürüvvet KEKİLLİ, İsmet ŞAHİN VE Selçuk DURACIK’INŞehit edildikleri Cezaevlerindeki o ülkü konuşur sizle. O denli kaplamıştır ki odayı, hiçbiri yolundan dönmez. Onlar artık varlıklarıyla tek başlarına bir ülkü olmuştur.
Devletin birliği ve bütünlüğü için uğraşan, bu yüzden de denge olsun diye dar ağacına gönderilen Ülkücü Şehitlerimizin en genci 20 yaşında olan öğretmen olmasına 1 yıl kala; kefenlenmeden, cenaze namazı kılınmadan ve anne babası, dokuz kardeşine haber verilmeden bir gece yarısı sessizce dar ağacına götürülen Ahmet KERSE..
Kefeni için yirmi kişinin para topladığı, tutar çıkmayınca nevresimi kefen olarak dikilen Halil ESENDAĞ..
İşkence zoruyla ifadesinin alındığı, Sıkıyönetim Mahkemesi Hâkimi Ali Fahir Kayacan daha sonra anlattığı anılarında, Necdet Adalı'ya denge olsun diye idam edilen ve ailesinin üç gün sonra dar ağacına gittiği haberini aldıkları Mustafa PEHLİVANOĞLU…
Taburesi cellât tarafından ilk tekmelendiğinde canını teslim etmeyen, bunun üzerine ikinci defa denenen ve iki kez idam edilen Cengiz BAKTEMUR…
Cezaevlerinde ağır işkencelerden dolayı hayatlarını kaybeden onlarca Ülkücü Şehidimiz..
Kimi anarsanız, kimin hayatıyla hemhal olursanız; onların hayatından feyzlenir, onların ülküsüyle yol alırsınız. Bizler de Ülkücü Şehitlerimizin hayatlarını örnek alarak, onları okuyarak ve anarak ülkülerini rehber edinmekteyiz. Şehitlerimizin son sözlerinde söyledikleri “Vatan Sağolsun” sözü tüm hayatımızda aklımıza kazınması gereken yegane cümle, Türk İslam Davası uğruna canlarından vazgeçmeleri tek gerçektir.. İlk Ülkücü Şehidimiz Ruhi KILIÇKIRAN’dan son Ülkücü Şehidimiz Fırat Yılmaz ÇAKIROLU’NA kadar nesiller boyunca sürecek Üç Hilal Davamız mahşere kadar bizledir. Unutmayın ki Türk Milleti’nin hikayesi bitmez.
Aziz ruhları şad, mekanları cennet, makamları Al-i olsun. Rahmet, minnet, özlemle anıyoruz.