PKK biterken kimler telaşlanıyor?
Terör deyince aklımıza silah, bomba, çatışma sahneleri geliyor. Terörsüz Türkiye dediğimizdeyse bunların olmadığı bir ülke. Ama Terörsüz Türkiye bunlarla sınırlı değil. Terörsüz Türkiye aynı zamanda terörden arındırılmış siyasettir.
Terörsüz siyaset deyince de aklımıza ilk önce DEM geliyor. Ama terörsüz siyasetin tek muhatabı DEM değildir. Bir de şehit ve gazilerimizin kanından siyasi güç emen parazitler vardır. Terörsüz Türkiye mefkûresine ulaşılınca beslenme koşulları tükenecek olan bu siyasi parazitler açlıktan yok olacaktır. Bunların başında da Müsavat Dervişoğlu’nun İYİ Partisi geliyor.
Müsavat Dervişoğlu çevresindeki üç beş kişi üzerinde bile liderlik hakimiyeti kalmayan siyasi bir müflistir. 43 milletvekiliyle girdiği Meclis’te milletvekili sayısı 27’ye düştü. Yola çıktığı 16 milletvekili arkasına bile bakmadan onu terk etti. Düşünün ki Müsavat Dervişoğlu’nun ihanet olarak adlandırdığı çerçeve yasa oylamasından dört gün sonra iki İYİ Partili milletvekili daha AK Parti’ye katıldılar. Müsavat Dervişoğlu’nun yolunun doğru olduğuna daha etrafındakiler bile inanmamış, kaldı ki Türkiye inanacak… Dervişoğlu ise etrafındaki bu boşalmayı yel değirmenleriyle kavgaya tutuşan Don Kişot gibi “Her yerden saldırıyorlar” diye açıklamaya çalışıyor.
İYİ Partililer son olarak İmralı’daki yerleşke meselesine mal bulmuş gibi atladılar. Resmi X hesaplarından yapay zekâya yaptırdıkları videoda PKK kurucusu Öcalan’ı havuz başında, elinde içeceğiyle keyif sürdürüyorlar. Video içeriğinde ise “50 bin vatan evladının şehit olmasından” bahsederek daha rakamlara bile hakim olmadıklarını gösteriyorlar.
Terörle mücadelede resmi kaybımız asker, polis, sivil dâhil yaklaşık 15 bindir. Geriye kalan kısım PKK’nın etkisiz hale getirilen üyeleridir. Etkisiz hale getirilen teröristi de “vatan evladı şehit” hanesine yazıp Terörsüz Türkiye’ye saldırmak İP’te bolca bulunan cahil cesaretinden kaynaklanıyor.
İYİ Parti’ye cahillik giderici bazı temel bilgilerin geçilmesi gerekiyor:
1- Terörsüz Türkiye süreci MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin tarihi adımlarıyla başlayıp Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın güç vermesiyle bir devlet politikası haline gelmiştir.
2- Bu süreç, PKK kurucusu Abdullah Öcalan’a kurduğu örgütün “anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara” düştüğünü ve feshinin gerekli hale geldiğini söyleterek ayrı devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümlerin tarihsel toplum sosyolojisine cevap olmadığını ilan ettirerek tarihe geçmiştir.
3- Bu çağrının ardından PKK silah bırakma ve fesih sürecine girmiş, Suriye’de YPG kendisini feshettiğini açıklamış, entegrasyon süreci başlamış, Suriye ordusu örgütün tank, havan, ağır makineli tüfek dahil ağır silahlarını teslim almaya başlamıştır.
4- PKK’nın silah bırakmasından en büyük darbeyi yiyen Batılı emperyalistler ve siyonist İsrail’dir. Bir de bunların içimizdeki gizli müttefikleridir.
5- PKK kurucusu Öcalan’a İmralı’da villa yapılmamıştır. PKK’nın tüm sahalardaki yapılanmalarının fesih sürecini yürütmesi adına İmralı cezaevi yerleşkesi içerisinde fiziki ve iletişim şartları yeniden düzenlenmiştir.
6- Yapay zekâya havuz başında meyve suyu içen Öcalan görüntüsü çizdirerek “şehitlerimizin katiline villa” algısıyla pazarlamak siyaset değil alçaklıktır.
7- İmralı’daki yerleşkeyi büyütüp PKK’nın yok olduğunu küçültmek kandan beslenen parazitlerin son çırpınışlarıdır.