Panik dalgası…

YAYINLAMA:
Panik dalgası…

NATO Zirvesi için ülkemize gelen Trump, Ankara’daki açıklamalarına “NATO beni çok hayal kırıklığına uğrattı” ifadesiyle başladı.

Açıklamalarının devamında da daha önce ifade ettiği “Zirve Türkiye’de olmasaydı belki de katılmayabilirdim. Ancak dostum Erdoğan’dan dolayı katılmam gerektiğine inandım” sözlerini vurguladı.

Trump’ın F-35’ler, KAAN motoru ve CAATSA yaptırımları konusunda verdiği mesajlar ise Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısının aralandığı şeklinde yorumlandı.

***

Türkiye’nin ABD’den isteğini alacağına işaret eden bu gelişme, pek tabii Türk düşmanı çevrelerin paniklemesine neden oldu.

İsrail’den yayılmaya başlayan panik dalgası, Akdeniz’in diğer ucundaki suç ortağında gecikmeden karşılık buldu. 

Yunanistan Başbakanı Miçotakis, “Ülkem Türkiye’nin açık savaş tehdidiyle karşı karşıyayken tüm NATO müttefiklerinin hassasiyetlerinin dikkate alınması gerektiğine inanıyorum” cümlesiyle endişesini dile getirdi.

***

İsrail’in soykırımcı başı Netanyahu ise rahatsızlığını ifade ederken yine bilindik yönteme başvurdu.

Bulduğu her fırsatta “Bazıları benimle aynı fikirde olmasa da Osmanlı İmparatorluğu’nun yakın zamanda geri döneceğini düşünmüyorum, dönmeyecek” ifadeleriyle dile getirdiği Osmanlı İmparatorluğu üzerinden duyduğu Türkiye korkusunu yeniden dışa vurdu.

Trump’ın açıklamasını duyar duymaz boy gösterdiği ABD medyasında, Türkiye’nin F-35 sahibi olma ihtimalini “Bu durum Ortadoğu’daki güç dengesini alt üst eder. Bence Türkiye’nin saldırgan emelleri var. Bunu açıkça kendileri de söylüyorlar, Osmanlı İmparatorluğu’nu yeniden canlandırmak istiyorlar” şeklinde yorumladı.

Yalnızca ülkemizi hedef almayıp aynı zamanda ABD’ye de aba altından sopa gösterdiği açıklamalarını, “Osmanlı İmparatorluğu sadece Türkiye’yi kapsamıyordu, diğer birçok ülkeyi içine alıyordu. Bugünkü İsrail’in tamamını kapsıyordu. Dolayısıyla bu, barış ve istikrardan yana bir güç değil. Gerektiğinde Amerika’ya veya gerektiğinde ABD Başkanı’na gülümsediği bilinen bu tür radikal bir rejime o gücü verirseniz, peşinen gelebilecek bir saldırganlığa tanık olursunuz. Ben bunu yapmazdım” şeklinde bitirdi.

***

Açıklamalarıyla ne denli büyük bir rahatsızlık içerisinde olduklarını gösteren İsrail ve Yunanistan’ın yaptıkları elbette bununla kalmadı.

Aynı zamanda ABD’deki lobileri üzerinden harekete geçerek, Türkiye’ye verilen sözlerin tutulmaması amacıyla elinden geleni yapmaya koyuldu.

Bu iki ülkenin Türk savunma sanayisinin önündeki engelleri aşma potansiyelinin artması ve diplomatik olarak elinin güçlenmesi karşısında kimin nasıl bir tavır sergileyeceğini bekleyip göreceğiz.

***

Gelinen aşamada, Trump’ın açıklamalarının sözde kalmaması ve dışarımızdan sergilenen düşmanlıkların elinin boş kalması adına izlenecek yol haritasının yanı sıra, içerimizdekilerin takınacağı tavır da önem taşıyor.

Mesela Özgür Özel, Müsavat Dervişoğlu ve Ümit Özdağ gibiler, nefesini milli çıkarlarımızdan yana mı tüketecek, yoksa zamanlarını İsrail ile Yunanistan arasında gidip gelen panik dalgasının üzerinde sörf yaparak mı harcayacak?

Trump’ın mesajlarına kimin itidalli, kimin ise sığ siyasi hesaplarla yaklaştığı sanırım yakın gelecekte kimin nerede durduğunun en net fotoğrafı olacak...

***

Ve nihayetinde…

İster dışımızdaki şer odakları, ister içimizdeki uzantıları hangi oyunu kurgularsa kurgulasın, savunma sanayisinde ve diplomaside attığımız devasa adımların önüne kimse geçemeyecek.

Eninde sonunda herkes, Türkiye’nin dengeleri kendi ekseninde inşa ettiği gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalacak.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...