Özel yanlışlar...
Bugün iddia edildiği gibi CHP, mutlak butlan kararı sonrası ortadan ikiye bölünmedi.
Partiyi bölen fay hattı, Özgür Özel’in genel başkanlık koltuğuna oturmasının hemen ardından CHP’lilerin partilerinin kongresindeki usulsüzlük iddialarını gündeme getirmesiyle birlikte harekete geçti.
Bizzat CHP’liler, delege iradesinin gasp edildiğini ileri sürdü.
Mahkemelere başvuru yolunu seçenler, CHP’lilerdi.
CHP’de şaibelerin gölgesinde siyaset yapılamayacağının altını çizip partinin arınması gerektiğini belirtenler, CHP’lilerin ta kendisiydi.
***
Özel, birbiri ardına yaşanan artçı sarsıntılar karşısında bölünmüşlüğü önlemek yerine daha da derinleştirici adımlar atmayı tercih etti.
Muhalif sesleri susturmaya yönelik ihraç ve disiplin mekanizmasını devreye aldı.
Ağzını açanı “Sarayın kurduğu kumpasın parçası olan CHP’li olamaz” diyerek kapının önüne koydu.
CHP’lilerin ihracı sonrası yaşanan gerilimin bir noktada patlayacağına dair kulis bilgileri fısıltı olmaktan çıkıp “CHP’de toplu istifalar olacak, yeni parti kurulacak” gibi ifadelerle yüksek sesle dillendirilmeye başladığında dahi yolundan dönmedi.
“Giden gider, kalan sağlar bizimdir” tavrını ısrarla sürdürdü.
***
Nasılsa siyasetin en risksiz tasfiye yöntemini uygulamaya koymuştu.
Parti içi itiraz baskısı olmadan, yalnızca “İmamoğlu merkezli” siyaseti daha rahat savunacak olan Özel değil miydi?
Skandalların merkezindeki bir ismin “kahraman” gibi pazarlanmasına karşı çıkanların CHP’li sıfatını bir kenara bırakmalarının ardından, yalnızca yolsuzlukları savunma refleksi üzerine kurulu siyaseti daha rahat sürdürecek olan Özel değil miydi?
***
Özel’in ilk yanlışı, işte bu süreçten kazanan olacağına inanmasıydı.
Daha sonra ise neredeyse hiç doğru bir adım atmadı.
“Birinci partiyiz” söylemine gereğinden fazla inandı.
Partisinin yaşadığı süreçleri sağlıklı biçimde okuyamadı.
Muhasebe yapamadı, “Ben neyi yanlış yapıyorum” sorusunu kendisine asla sormadı.
En büyük yanlışını da sona sakladı.
***
Tüm Türkiye’yi mitinglerde ve grup toplantılarında toplanan kalabalıktan ibaret sandı.
Onlar alkışladıkça yolsuzlukların, rüşvet iddialarının, parti içi hesaplaşmaların üzerinin kapandığını sandı.
Nitekim yargı mutlak butlan kararı aldı.
“Gitsinler partilerini kursunlar da işimize bakalım” diye düşünen Özel, zamanla aynı düşüncenin muhatabı oldu.
Tabii neyin muhatabı olursa olsun, şakşakçı ekibi yine iş başındaydı.
***
Biri “Özel halkın kahramanı” diyor, bir başkası “Özel’in parti kurması halinde yüzde 35” alacağını savunuyor.
CHP milletvekilleri artık yeni partinin kuruluş tarihini telaffuz ediyor.
Aralarında Özel’in yeni parti kurması halinde, Kılıçdaroğlu CHP’sinin “yüzde 1’den fazla oy alırsa dişimi kırarım” diyenler bile bulunuyor.
Özel geçmişte “yüzde 60 ile seçilecek” diye Kılıçdaroğlu’nu göğe çıkartanların bugün onu niçin yerden yere vurduklarını göremiyor.
Haliyle kendi başına gelecekleri düşünemiyor.
İmamoğlu’nun sandalına binerek siyasi hayatının ilk yanlışını yaptı.
Etrafını sarmış ekibin dolduruşuna gelerek, siyasi hayatının son yanlışını yapıyor.
CHP için en büyük tehlikenin dışarıdan değil, içerideki kör alkışlardan geldiğini fark edemeyenler, bu kez kendi hazırladıkları sonlarına doğru sürükleniyor.