İran’ın kaçırdığı fırsat
ABD ve İsrail’in karşısında kolay lokma olmadığını gösteren İran siyasi ve askeri bakımdan büyük bir direniş göstererek en sonunda ABD Başkanı Trump’ı anlaşma masasına oturmaya mecbur bırakmıştı. Fakat imzalanan ateşkesin ve mutabakata varılan anlaşma zeminin ömrü uzun süreli olmadı. Aslında İran’ın asıl imtihanı ateşkesten sonrasıydı. Uzun zamandır aynı çizgide bulunan Trump ile Netanyahu’nun arasına ilk defa hissedilir bir mesafe girmişti. 17 Haziran’da imzalanan mutabakatta Lübnan dâhil bütün cephelerde askeri faaliyetlerin durdurulması öngörülmesine rağmen İsrail’in saldırılarını kesmemesi Trump-Netanyahu ilişkisini bir hayli germişti. Bu da İran’ın önünde kıymetli bir fırsat çıkarmıştı.
Güç dengelerini doğru okuyarak ve tahammül edebileceği bazı gelişmeleri bir müddet beklemeye alarak Trump ile Netanyahu arasındaki mesafenin biraz daha açılmasını seyredebilirdi İran…
Böylece Netanyahu ateşkesi bozmak isteyen taraf olarak ortada kalabilir ve savaşın ekonomik neticeleri yüzünden çekilmeye bahane arayan Amerikan yönetimi için İsrail büyük bir yük hâline gelebilirdi.
Fakat bölgeden yansıyan bilgilere gören İran Umman kıyılarını kullanan üç ticari gemiyi vurdu ve akabinde gerçekleşen karşılıklı saldırıların ardından Hürmüz’deki gerilimin içinden yeniden savaş düzeni doğdu.
İran’ın eline böyle bir fırsat geçmişken ilm-i siyasetle halledebileceği bir meseleyi yokuşa sürmesi ve Amerika ile İsrail arasındaki mesafeyi kendi eliyle kapaması şayet iyi hesaplanmış bir plana dayanmıyorsa İran adına büyük handikaptır. Çünkü yeniden savaş şartlarına dönülmesi Trump-Netanyahu ikilisini aynı hizaya getirecek ve İran taktik bir tepki uğruna stratejik bir fırsatı tepmiş olacaktır.
Hâlbuki İran güvenilir bir düşmanın kontrolsüz ve her an yön değiştiren bir müttefikten daha iyi bir seçenek olduğunu göstererek daha stratejik ve daha sabırlı bir pozisyonda durabilirdi.
İran’ın direnişi elbette önemlidir ancak savaş sahasındaki neticelerin asıl kıymeti siyasi ve diplomatik bir kazanıma dönüşünce ortaya çıkmaktadır. Mustafa Kemal Paşa’nın Kurtuluş Savaşı sırasında güç ilişkilerini doğru okuması, gerektiğinde temkinli davranması ve elindeki imkânları nihai hedefe göre kullanması bunun en güzel tarihsel örneğidir. Bazen doğru anda durmasını bilmek en iyi seçenektir…