Beklenen oldu
CHP’de beklenen bölünme yaşanıyor.
Büyük parça Özgür Özel’le beraber CHP’den koparak yeni bir serüvene atılacak. Siyasetin yabancısı olmadığı bir ayrılık senaryosu bir kez daha yaşanacak.
Türkiye’nin 190’ıncı siyasi partisinin kurucular kurulu ve kaç milletvekiliyle yola çıkacağı şu an muamma. Fakat kurulacak yapının Ekrem İmamoğlu’nun siyasi hedeflerinin tam merkezinde yer alacağıkesin…
CHP’den koparak yol yürümeyi en fazla isteyen isim Ekrem İmamoğlu’ydu. Silivri Cezaevi’nden Kemal Kılıçdaroğlu yönetimini “siyasi kayyım” olarak tanımlıyor, CHP çatısı altında sonuç alınamayacağı düşüncesini kuvvetlendiriyor, Özgür Özel’in zamana yaydığı ayrılık programının hızlandırılmasını istiyordu.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığa dönmesinin ardından Özgür Özel genel başkanlık iddiasında bulunmasının imkânsızlaştığının bilincindeydi. Fakat yol ayrımını “geriye kalan son seçenek” olarak gösterebilmek için mücadele ve direniş atmosferi oluşturmalıydı.
CHP’den ayrılmak kolaydı. Ayrılırken yanında kimleri götüreceği meseleydi.
Bu nedenle bir yandan kurultay çağrıları yapılıpimzalar toplanırken ve hukuki yolların tüketildiği gösterilirken arka plandayeni oluşumun pişirilme işlemleri gerçekleştiriliyordu.
Özgür Özel beklenmedik bir eğilim sergileyerek CHP’de grup başkanı sıfatıyla kalmayı da tercih edebilirdi. Fakat CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun gölgesinde grup başkanlığı yapmak yerine, yeni oluşumda Ekrem İmamoğlu’na vekâleten genel başkanlık yapmayı tercih etti. CHP’de siyasete devam etme yönünde karar alsaydı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başarısız olacağı senaryoda suç ortaklığıyla itham edilecek ve şartlar yeni bir yol çizmeye elverişli hâle gelmişken neden Kılıçdaroğlu’nun yönetiminde kalmayı kabul ettiği sorgulanır hale gelecekti.
Yeni oluşumun yolunu seçerek bu endişeden azade olacağı bir yolculuğa çıkıyor Özgür Özel. Üstelik bu yolculuğun siyasi sorumluluğu da kendi omuzlarına yük değil.Özgür Özel’in hikâyesi “iktidarla” bitmezse sırtını yaslayabileceği güçlübahanelerimevcut. Yargıyı, Kemal Kılıçdaroğlu’nu, iktidarı hedef göstererek başarısızlığını açıklayabilir. Partinin kuruluşunda Ekrem İmamoğlu’nun belirleyici olduğunu öne sürerek sorumluluğu onun üzerine bileatabilir.“CHP’nin başından mahkeme kararıyla uzaklaştırıldım, kurultay yolları kapatıldı, belediye başkanlarımız tutuklandı, adayımız cezaevine konuldu, iktidarın bütün imkânları karşımıza çıkarıldı” dediği anda kaybedilmiş bir seçimi şahsi başarısızlık olmaktan çıkartarak büyük bir mağduriyet hikâyesine dönüşebilir.
Kemal Kılıçdaroğlu da kendi hikâyesini çoktan kaskolamış durumda. Kurultay şaibeleri, belediyelerdeki yolsuzluk-rüşvet soruşturmaları, parti yönetiminin ahlaki ilkelerden uzaklaştığı anlatısı kendisine korunaklı bir alan açtı. CHP başarılı olursa partiyi şaibelerden temizleyen lider olacak, başarısız olursa Özgür Özel döneminden kalan enkazı kaldırmak için yeterli zaman bulamadığını söyleyecek.
Dolayısıyla CHP’de tansiyon yükselmiş görünse de, hatta taraflar birbirlerine karşı ateşli açıklamalarda bulunsa dakimsenin mutsuz olmayacağı bir hikâye oluşuyor.Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlık koltuğunda rahat bir pozisyona kavuşuyor. Özgür Özel genel başkanlığı başka bir tabelanın altında devam ettirme imkânı buluyor. Ekrem İmamoğlu ise CHP’nin kurumsal frenlerine bağlı kalmayacağı yeni bir siyasi mekanizmakazanıyor…