MHP'ye saldır, Özgür Özel'e pazarlan!

YAYINLAMA:
MHP'ye saldır, Özgür Özel'e pazarlan!

“MHP’ye ne kadar çok saldırırsam, Özgür Özel’in YENİ Partisi’ne kendimi o kadar iyi pazarlarım.” düşüncesindeki Ümit Özdağ, aklını MHP ile bozmuş gibi davranmaya devam ediyor. Dün de MHP ismi üzerinden bir istismar örneği sergilemiş, biz de yine maskesini düşürmüştük.

Son açıklamalarında yine bir siyasi ikiyüzlülük sergileyerek, “Aslında bu çözülme, Türk milliyetçiliği ile MHP arasında bir seçim yapma noktasına geliyor. MHP’de ülkücülük yapılamaz.” cümlelerini kurmuş…

Oysa bu kişi, MHP’den ayrıldığında da kurulma aşamasında olan İYİ Parti’yi, “YENİ Parti ülkücü bir parti değil. Kendimizi MHP’den, CHP’den veya AK Parti’den farklılıkla tanımlamıyoruz. Kendimizi kendimiz olarak tanımlıyoruz.” diyerek pazarlıyordu. Yani derdi Ülkücülük falan değil…

"Terörsüz Türkiye" sürecinden yola çıkıp, “MHP’de ülkücülük yapılamaz.” demiş… İki seçim boyunca PKK’nın siyasi uzantısı olarak nitelendirilen HDP ile seçim ittifakına girmiş, sınır ötesi tüm terörle mücadele operasyonlarına karşı çıkmış biri olarak seninle ne yapılır, Ümit Özdağ?

Projen nedir senin?

“PKK’nın siyasi uzantılarıyla her türlü ittifakı yaparız ama onlara hiç kimse ‘Teröre cephe alın, Türkiye Partisi olun.’ diyemez.” duruşu mu?

CHP ile ittifak sayesinde İYİ Parti döneminde milletvekili seçilmiş, HDP’li ittifakların aksesuarı olmuş, Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde AK Parti’ye gidip “Bakanlık verirseniz sizi desteklerim.” diyen, oradan umduğunu bulamayınca CHP ile pazarlığa oturup HDP ile birlikte Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığını destekleyen Ümit Özdağ’ın, “MHP’de ülkücülük yapılamaz.” demesi hadsizlik ve siyasi pespayeliktir.

Aslında Ümit Özdağ hiçbir zaman MHP’yi sevmedi. Fakat hasbelkader MHP içinde bulundu. Onun için MHP ve Ülkücülük kimliği kendine yüklenilen misyonu uygulamak için bir maske olmuştur.

MHP ve Başbuğ Alparslan Türkeş’e yazdığı bir makalede şu şekilde bakanın, özünde MHP’ye kin, nefret beslediği sonucu çıkmıyor mu?

MHP’nin Ülkücülüğünü beğenmeyen Ümit Özdağ'ın Şubat- Mart 1993 Sayılı Sosyo-Politik Yaklaşım Dergisi'nin 57-58 ve 59. sayfalarında kaleme aldığı "Demokrasi Ve Ülkücü Yaklaşım" başlıklı yazısında MHP’ye ve Başbuğ Alparslan Türkeş'in yönetim tarzına bakışı aynen şu şekildeydi:

 "Radikal Türk milliyetçiliğin siyasal organizasyonu olan CKMP/MHP hareketinin Türk demokrasisinin gelişmesine doğrudan katkıda bulanmak gibi bir fikri eksen üzerinde olmadığı açıktır. Ancak parti pratiğinden çok, parti önderlerinin zaman zaman hedefi aşan ve/veya gereksiz açıklamaları, CKMP/MHP hareketini neredeyse Türkiye'deki tek anti-demokratik tavır sergileyen siyasal parti olarak ön plana çıkarmıştır. Örneğin radikal dinciliğin temsilcisi olma iddiasını taşıyan MSP/RP çizgisinde, lider hegemonyası CKMP/MHP den çok daha güçlü iken, CKMP/MHP'nin lider olgusunu sürekli vurgulayışı CKMP/MHP yi parti içi demokrasiden yoksun tek parti konumuna düşürmüştür. Keza devletin demokrasiden daha önemli olduğu şeklindeki açıklamalar, partiyi, proleterya diktatörlüğünü savunan veya milli egemenliği reddeden partilerden daha anti-demokrat bir konuma itmiştir ."

MHP’nin ülkücülüğünü sorgulayan bu hadsizin, MHP ve Başbuğ Alparslan Türkeş hakkındaki düşüncesi işte budur.

Ümit Özdağ, işine geldiği zamanlarda “Devlet Bahçeli’yi savunmak, Anayasa’nın ilk üç maddesini savunmaktır.” (12 Nisan 2011, Konya) derken; korktuğu zamanlarda ise, “Devlet Bahçeli, çok uzun süre MHP Genel Başkanlığı yaptı. Derin bir bilgi ağı var, şüphesiz. Siyasette taktik anlamda ciddi bir ustalığı var ve söylediği şey ciddiye alınmalı.”  (2024) diyebilen birisidir.

Şimdi ise kendisini Özgür Özel’e pazarlamak için sürekli "Terörsüz Türkiye" üzerinden MHP’ye saldırarak, “MHP’de ülkücülük yapılamaz.” şeklindeki söylemleriyle zekâ seviyesini siyaset pazarında sergiliyor.

Sadece Özgür Özel’e değil, elbette bir taraftan da CHP’nin en tembel, vizyonsuz ve çapsız belediye başkanı olarak nitelediğiniz Mansur Yavaş’a da kendisini “Ne olur, ne olmaz?” düşüncesiyle pazarlıyor.

Mansur Yavaş da, “40 yıllık geçmişimi bırakarak CHP’ye katılmamla birlikte tüm tartışmalar bitecektir.” diyerek, 17-25 Aralık operasyonlarının yaşandığı dönemde, 21 Aralık 2013 tarihinde CHP’ye üye olmuştu. Kendisi gibi oradan oraya savrulan biri olduğu için Ümit Özdağ da onu, “Mansur Yavaş aday olursa arkasında büyük bir destek oluşuyor. YENİ Parti Mansur Yavaş’ı destekler. CHP desteklemese bile kalan seçmen Mansur Yavaş’ı destekler. İYİ Parti, YRP ve Zafer Partisi destekler. Mansur Bey kazanır.” sözleriyle pazarlamaya çalışmaktadır.

Daha belediye başkanlığını yapmaktan aciz olan birini, Türkiye’yi yönetmesi için Cumhurbaşkanı adayı yapma peşinde koşuyor. Ümit Özdağ’ın siyasi kalitesi işte bu kadar…

Ümit Özdağ, kendin gibi oradan oraya savrulan adamlarla ne yapıyorsan yap… Ama Ülkücülük, MHP’nin özel ve tapulu kimliğidir. Onun hakkında yorum yaparken haddini ve sınırını bil…

Bunu da MHP’yi kuran Başbuğ Alparslan Türkeş, “Ülkücü MHP’de olur. MHP’de bulunmayan ülkücü değildir. Gittiği yerin damgasını yer, oradaki genel başkanın görüşüne göre yaşar, oradaki genel başkanın görüşüne göre hareket eder. Onun ülkücülüğü kalmamıştır; bunu böyle bilmeliyiz.” sözleriyle tarihe not düşmüştür.

Yoksa Başbuğ Alparslan Türkeş’in bu sözünü de, onu hedef alarak söylediğin “Parti önderlerinin (Başbuğ Türkeş) zaman zaman hedefi aşan ve/veya gereksiz açıklamaları” olarak mı görmüştün?

Ümit Özdağ, son açıklamalarında bir de şöyle bir hikâye uydurmuş:

“Doğu Karadeniz’de, Trabzon’un bir ilçesinde daha geçen haftalara kadar Ülkü Ocakları Başkanlığı yapmış bir arkadaş yanımıza geldi, kendisini tanıttı. Dedi ki: ‘Benim 18 yaşında bir oğlum var. Bana birden, “Baba, ben Zafer Partiliyim, Zafer Partisi’ne oy vereceğim.” dedi. Ben de, “Oğlum, nereden çıktı bu? Evde biz bu konuda hiçbir konuşma yapmadık, Zafer Partisi ile ilgili bir sohbetimiz olmadı.” dedim. O da, “Baba, ben Ümit Özdağ’ın videolarını seyrettim ve gördüm; konuşurken oy kaygısı olmayan bir insan. Onun için ona vereceğim.” dedi.’”

Eee, tabii “Çocuk beni yanlış tanımış. Ben oy için ve bakanlık uğruna hem HDP ile kurulan ittifaklara sustum hem de en çok karşı çıktığım AK Parti’ye, ‘Bana bakanlık verirseniz sizi desteklerim.’ dedim.” diyemediği için, bu tür hikâyelerle siyasette tutunmaya çalışıyor.

Yazık… Böyle adamların hikâyeleriyle Türk siyaseti kirletiliyor.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...