Yeni parti, eski alışkanlıklar...
Özgür Özel ve arkadaşları CHP’yi terk ederken partinin Meclis Grubunun parasını yanlarına aldılar.
Partinin bilgisayarlarını, telefonlarını CHP’ye teslim etmediler.
CHP’nin kurumsal sosyal medya hesaplarının isimlerini değiştirerek YeniParti’ye kaydırdılar.
İl ve ilçe başkanlıklarını boşaltırken masa, sandalye ve koltukları götürdüler. Camları kırıp duvarlara parti yöneticilerine hakaretler yazdılar.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin CHP’ye yapılan Hazine yardımından ayrılan milletvekili sayısı oranında Yeni Parti’ye pay verilmesini önermesi bu manzara karşısında daha anlamlı hale geldi.
Fakat Özgür Özel ve arkadaşları kendilerine gösterilen hukuki yolun yerine partinin hesaplarını, demirbaşlarını ve binalarını yağmalamayı seçti.
Rüşvet ve yolsuzluk iddialarının merkezindeki bir zümrenineski siyasi partisinin malına ve mülküne el uzatması, Özgür Özel’in"Bizde rüşvet yok, irtikap yok, zimmet yok, yolsuzluk yok"diye anlattığı hikâyeyi kendi elleriyle çökerten bir manzara.
Çünkü bir insanın kendisi hakkında ne söylediğinden daha önemli olan, fırsatını bulduğunda ne yaptığıdır.
İnsan mensubu olduğu bir partiden ayrılabilir, genel başkanına itiraz edebilir, kendisine yeni bir siyasi istikamet belirleyebilir.
Fakat “baba ocağı” dediği yerincamını çerçevesini indirir mi? Mallarını yağmalar mı? Duvarlarına “hain”, “satılmış”, “bunak” gibi ifadeler yazar mı?
Burada fikir ayrılığından daha fazlası vardır.Bir insanın yüzünü kızartması gereken ne varsa meydan okuyan bir pişkinliklesergilenmiştir.
Özgür Özel’in CHP’den ayrılmadan önce Anıtkabir protokolünü cebinden çıkardığı kâğıtla delmeye kalkması, polis kararına karşı Genel Merkez’den çıkmayacağını ilan edip ardından TOMA’nın üzerine zafer pozu vermesi de bu pişkinliğin emareleriydi.
Ekrem İmamoğlu’nun mahkeme salonlarındaki tavrı da aynı zihniyetin yargı önündeki ürünüdür. “Biz buraya yargılanmaya değil, yargılamaya geldik” diyen Ekrem İmamoğlu sorulan sorulara cevap vererek aklanmak yerine mahkeme heyetini sanık sandalyesine oturtmaya kalkıyor.
Mahkeme salonuna hesap vermeye getirilen bir sanığın kendisini savcı-hakim, mahkeme heyetini de sanık olarak görmesiüst seviye bir pişkinliğin dışavurumu…
Özgür Özel için Anıtkabir protokolü, mahkemekararları, parti mülkiyetine saygı neyse Ekrem İmamoğlu için mahkeme düzeni de o…
Hem “Bir kuruş haram yemedik” diyeceksiniz hem de ayrıldığınız partinin sosyal medya hesabını bile yanınızda götüreceksiniz.
Hem hak, hukuk, adalet nutukları atacaksınız hem de protokol tanımayacak, mahkeme kararına meydan okuyacak, mahkemede hâkimleri yargılamaya kalkacaksınız.
Hem demokratik siyasetten bahsedeceksiniz hem de boşalttığınız parti binalarının duvarlarına hakaretler yazıp camlarını kıracaksınız.
Özgür Özel ve arkadaşlarının kurdukları partinin ismi “yeni” olabilir…
Fakat yüzü kızarmayan pişkin siyaset anlayışı aynıdır.