Jeopolitiğin zorladığı imza

YAYINLAMA:
Jeopolitiğin zorladığı imza

Türkiye-Irak hükümetleri arasındaki imza töreninde yaşanan birkaç dakikalık belirsizlik anı, enerji, ulaştırma ve güvenlik başlıkları üzerinden yeni bir bölgesel açılıma doğru genişleyen Türkiye-Irak ilişkilerinin İran cephesinde meydana getirdiği tedirginliğin işaretiydi.

Irak Ulaştırma Bakanı Vehb Selman Muhammed’in iki maddeyi imzalamaktan kaçınması törene damgasını vurdu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eksikliği fark ederek “Beş anlaşma değil miydi?” diye sormasıyla başlayan hareketlilikte Dışişleri Bakanı Hakan Fidan devreye girdi. Irak Başbakanı Zeydi kendi heyetiyle kısa bir görüşme yaptı ve eksik belgeler imzalanarak tören planlandığı şekilde tamamlandı.

Yaşananların basit bir protokol aksaklığını aşan daha derinbir soruna işaret etmesi Iraklı bakanın siyasi bağlantılarıyla ilgili.

Vehb Selman Muhammed Irak siyasetinde İran’a yakın yapılardan birisi olarak bilinen Bedir Örgütü’nün hükümet içindeki temsilcilerinden. İmza atmaktan çekindiği belgelerden birisi Fişhabur-Ovaköy üzerinden demiryolu ve kara yolu taşımacılığını, diğeri Irak’ın doğal kaynakları karşılığında ulaştırma altyapısının geliştirilmesini öngörüyor.

Hadisenin merkezinde Kalkınma Yolu’nun İran açısından doğuracağı sonuçlar var. Körfez’den Avrupa’ya uzanacak ticaretin Irak ve Türkiye üzerinden kurulması İran’ın transit ülke olma iddiasını zayıflatıyor ve Bağdat’ın bağımlılıklarını azaltarak Türkiye, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’yle ilişkilerini ileri bir seviyeye ulaştırıyor.

Irak ekonomisini büyütecek bir anlaşmaya hükümet içinden direnç gösterilmesi, İran’ın bölgede kurduğu vekâlet düzeninin derinliğiyle yakından ilişkili. 

Tahran’ın Irak üzerindeki etki alanı siyasi partilerden silahlı yapılara kadar uzanıyor. Türkiye’nin Irak’la kurduğu yeni ilişki zemini bu etkiyi sınırlandıracak bir eşikten geçilmesi demek. Uzun yıllar güvenlik problemlerine hapsolan Türkiye-Irak ilişkileri artık enerji, ulaşım, ticaret ve ortak altyapı projeleri üzerinden kuruluyor. İki ülke arasında hazırlanan kapsamlı enerji anlaşması ve günlük bir milyon varile ulaşabilecek petrol tedariki bu dönüşümün ticari hacminin büyüklüğünü gösteriyor.

Libya’dan Katar krizine, Suriye’de devlet düzeninin yeniden kurulmasından Irak’ın geleceğine uzanan alanda Ankara’nın ağırlığı giderek daha fazla hissediliyor.

Türkiye bölgedeki krizlerin sonuçlarını bekleyen edilgen ülke görüntüsünden çıkarak ihtiyaçları ve projeleri aynı masada buluşturan bir aktöre dönüştü.

“Terörsüz Türkiye” stratejisiyle PKK’nın silah bırakma aşamasına gelmesi de Ortadoğu’nun güvenlik ve ticaret denklemi bakımından yeni bir imkân oluşturdu. Örgütün tasfiyesi Kalkınma Yolu’nun kuzey bağlantısını tehdit edebilecek sabotaj araçlarından birisini devre dışı bırakacak. Fakat risk PKK’dan veya İran yanlısı silahlı gruplardan ibaret değil.

Kalkınma Yolu İsrail’in IMEC projesiyle elde etmeyi umduğu transit üstünlüğünü de zayıflatıyor. Türkiye ile Irak’ın son iki yılda peş peşe imzaladığı askeri, güvenlik ve terörle mücadele anlaşmaları bu bakımdan Kalkınma Yolu’nun güvenlik şemsiyesini kurma girişimi olarak da okunmalı.

Fakat şartlar lehinize döndüğünde önünüze çıkan engeller de aşılabilir hâle geliyor. Ankara’daki imza krizi bunun küçük fakat açıklayıcı bir örneği oldu. Eski bölgesel dengelerin Türkiye üzerinden şekillenen yeni enerji, ticaret ve güvenlik düzeni karşısında direnç üretmesi, ağırlık merkezindeki değişimin yönünü biraz daha görünür kıldı.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...