Zihniyet meselesi…
Altında toplanılan tabela değişti.
Atılan sloganlar değişti.
Peki, zihniyet değişti mi?
***
Yeni Parti’yle ilgili tartışılan en önemli konulardan biri bu…
Adına “yeni” denilerek çıkılan yolda nasıl bir siyasetin izleneceği sorusunun cevabı aranıyor.
Yeniliğin yalnızca söylemde mi kalacağı, yoksa siyasetin pratiğine de yansıyıp yansımayacağı merak ediliyor.
***
Özgür Özel de bu soru işaretlerini gidermek adına özel mesai harcıyor.
Neredeyse verdiği tüm demeç ve gerçekleştirdiği röportajlarda bu konuyu işliyor.
Yeni Parti’yi tanımlarken ısrarla “CHP’nin devamı değil, ortak gelecek hedefiyle kurulan yeni bir siyasi başlangıcız” ifadesini kullanıyor.
CHP’deki kronikleşmiş hataların, dar kadro siyasetinin, içe kapanmanın, toplumun beklentilerini doğru okuyamamanın getirdiği yükleri taşımayacaklarını belirtiyor.
Bu söylemler, doğal olarak beraberinde “nasıl” sorusunu getiriyor.
***
Mesela CHP’de benimsenenin aksine, Yeni Parti’nin varlığının Türk ve Türkiye düşmanı yabancı başkentlerin takdirini toplamaya adanmayacağı mı söyleniyor?
İktidara sokak çağrılarından beslenerek gelmenin yollarının aranmayacağı mı öne sürülüyor?
Yeni kurulan partide kavganın, kargaşanın, komplonun ve fitnenin alıp başını gitmeyeceği mi savunuluyor?
Dert edinilen konulara dair tek bir somut çözüm önerisi sunmadan eleştiri sıralama alışkanlığı gerçekten terk mi ediliyor?
***
Özel ve ekibinin CHP yönetimine gelirken ısrarla vurguladığı “yola yeni bir siyasi vizyonla çıktık” söyleminin ne kadar kısa bir sürede polemik ve kriz siyasetinin gölgesinde kaybolduğu hatırında olanlar yoğurdu üfleyerek yemeyi tercih ediyor.
Özel’in yeni partisinin ne kadar yeni, ne kadar eski olduğu Türkiye’nin meselelerine çözüm üretme iradesiyle ortaya konulacak siyasetle anlaşılacak.
Bekleyip görelim…
Karşımızda yabancı devletlere karşı Türkiye aleyhtarlığı yapacak kadar savrulan, beka tehditlerini göremeyecek kadar körleşen, mandacı zihniyetini dışa vuracak kadar alçalan bir yeni parti var mı, yok mu?