Süheyl Batum, taşıdığın sıfata yazık!
Önünde “Prof. Dr.” sıfatı bulunan bir adam, “Süreç başarılı olursa Türkiye Cumhuriyeti bitecek.” diyerek “Terörsüz Türkiye” sürecini, kendi zihin dünyasını ele veren art niyetli, temelsiz ve sığ bir cümleyle değerlendirmiş.
Üstelik bu cümlenin sahibi bir Anayasa Hukukçusu…
Demek ki “okumuş cahil” böyle oluyormuş. Üstelik “Prof. Dr.” sıfatıyla…
Adı Süheyl Batum.
Geçmiş dönemlerde CHP milletvekilliği ve CHP Genel Sekreterliği yapan Batum, bugün hukukçu kimliğini öne çıkararak Yeni Parti’nin şakşakçılığını yapıyor.
Şimdi soralım:
ABD ve İsrail’in bölgeyi parçalama, istikrarsızlaştırma ve terör örgütleri üzerinden şekillendirme planlarında kullanılan terör örgütü PKK, eylem yaptığı Türkiye, Irak, Suriye ve İran ekseninde silah bırakır ve örgütünü feshederse “Türkiye Cumhuriyeti bitecek” öyle mi?
Terör örgütünün silah bırakması ve kendisini feshetmesi Türkiye Cumhuriyeti’ni nasıl bitirebilir?
Asıl üzerinde düşünülmesi gereken soru budur.
“Türkiye Cumhuriyeti bitecek.” diyen Prof. Dr. Süheyl Batum’un sosyal medya hesabına girip başka neler söylediğine, hangi düşünceleri savunduğuna baktım. Karşıma çıkanlardan biri de geçtiğimiz günlerde “Bakın, artık iktidar değişecek. Ama acılı ama acısız, iktidar değişecek. Onun için herkes aklını başına devşirmeli. Siz de, ben de… Tabii ki herkes de…” şeklindeki açıklamaları nedeniyle tutuklanan emekli asker Türker Ertürk ile yılışarak ve sırıtarak verdiği samimi fotoğraf oldu.
Peki Türker Ertürk kim?
Terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD hakkında; “O bölgede radikal İslami örgütler olacağına, iyi ilişkilerimizi geliştireceğimiz güçlü merkezi otoritenin egemen olduğu federatif bir yapı içerisinde Kürtler olsun daha iyi. Laik yapısını da zaten biliyoruz PYD’nin.” diyerek Suriye’de federatif bir yapı içerisinde PYD’nin varlığını, adeta devletleşmesini savunan ve Türkiye Cumhuriyetini yıkmak isteyen Suriye’deki terörist Mihraç Ural ile pozları olan isim…
Süheyl Batum’un Yeni Parti’ye geçen eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek isimli yoldaşı da, “Sınırımızda başkası olacağına PYD olsun, bizim için hiçbir sakıncası yok.” demişti…
Şimdi düşünün:
Yaklaşık yarım asırdır Türkiye’nin ve bölgenin başına bela olan terör örgütünün silah bırakması ve kendisini feshetmesi ihtimalini “Türkiye Cumhuriyeti bitecek” şeklinde değerlendiren Süheyl Batum; geçmişte PKK’nın siyasi uzantılarıyla ittifak arayışlarına giren, Suriye’de PKK/PYD çizgisindeki yapılar için federatif bir model savunan ve terörle mücadele politikalarına karşı çıkan CHP’de Genel Sekreterlik ve milletvekilliği yapmış bir isim.
Bugün ise bütün bu siyasi sicilde büyük payı bulunan kadroların oluşturduğu Yeni Parti’ye yanlamış durumda.
Süheyl Batum, CHP Genel Sekreteri olduğu dönemde, terör örgütü PKK ile ilişkileri nedeniyle kapatılan BDP’nin ortaya attığı “sol blok” önerisi konusunda, “Ülkedeki eşitsizlikleri giderecek bütün parti ve görüşlerle işbirliği yaparız.” diyen isimdi.
Şimdi ise terör örgütünün silah bırakıp kendisini feshetmesini sağlayacak bir süreci, “Türkiye Cumhuriyeti bitecek.” diye yorumluyor.
İnsanın gerçekten sorası geliyor:
Dün PKK’nın siyasi uzantılarıyla işbirliği yapanlar, terörle mücadeleye karşı çıkanlar ve terör örgütünün Suriye’de devletleşmesini savunanlar, bugün PKK’nın silah bırakıp kendisini feshetmesini hedefleyen stratejik süreçten neden bu kadar rahatsız?
Terör örgütü PKK’nın Türkiye, İran, Suriye ve Irak üzerinde terör eylemlerini sürdürmesi ve “dört parçalı Kürdistan” hedefi doğrultusunda faaliyet göstermesi “Türkiye Cumhuriyeti’ni tehlikeye sokmuyor” da; yarım asırdır Türkiye’ye ve bölgeye acılar yaşatan PKK’nın kurucusu Öcalan’a; “Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler tarihsel toplum sosyolojisine yanıt verememektedir. Bu koşullarda silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihî sorumluluğunu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme adına kongrenizi toplayın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.” dedirtilmesi ve bunun ardından ortaya çıkan somut adımların devlet politikası çerçevesinde güçlendirilmesi mi Türkiye Cumhuriyeti’nin bitişini sağlayacak?
İnsanın gerçekten sormadan edemediği soru şu:
Senin gibi birini Türkiye Cumhuriyeti’nde anayasa hukukçusu olarak yetiştirip “Prof. Dr.” unvanına taşıyan sistem nasıl bir sistemdir?
Peki, “Terörsüz Türkiye” projesi kapsamında TBMM’de kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üzerinden yürütülen çalışmalara bir bakalım.
AK Parti’nin hazırladığı raporda, Türkiye Cumhuriyeti’ni tehlikeye atacak tek bir madde var mı?
Yok.
MHP’nin hazırladığı raporda, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını veya anayasal düzenini tehlikeye atacak tek bir madde var mı?
Yok.
Peki, TBMM’nin hazırladığı sonuç raporunda Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını, üniter yapısını veya anayasal düzenini tehlikeye atacak tek bir madde var mı?
O da yok.
Peki, Çerçeve Yasa’da Türkiye Cumhuriyeti’ni zarara uğratacak hangi madde var?
Elindeki silahıyla birlikte Türk devletine teslim olan terör örgütü mensupları mı Türkiye Cumhuriyeti’ne zarar verecek?
Terör örgütünün silah bırakması mı Türkiye Cumhuriyeti’ni zayıflatacak, yoksa terörün devam etmesi mi?
Türk devleti terörle mücadele ediyor, karşısınız.
Türk devleti terör örgütüne “Silahları bırakın, teslim olun.” diyor, ona da karşısınız.
Ortada Türkiye Cumhuriyeti’ni bitirecek tek bir madde, tek bir anayasa değişikliği, tek bir federal yapı önerisi, tek bir özerklik düzenlemesi yokken; terör örgütünün silah bırakıp kendisini feshetmesini sağlayacak bir sürecin başarılı olması Türkiye Cumhuriyeti’ni nasıl bitirecek, Süheyl Batum?
Yoksa asıl korkunuz Türkiye Cumhuriyeti’nin bitmesi değil, terörün bitmesiyle ittifak alanı daralır korkusu mu?
DEM Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan’ın, “Son 5 seçimde CHP’ye (YP) oy verdik. Tabanımız çok rahatsız.” demesi mi sizi kaygılandırdı?
CHP’nin kurduğu HDP’li ittifaklarda hep yancılık yapan Müsavat Dervişoğlu, Ümit Özdağ gibi adamların zekâsı da Süheyl Batum seviyesinde değil mi?
Onlara göre terör örgütü PKK eylemlerine devam ederken HDP/DEM ile ittifak yapmak meşru, demokrasi…
Ama PKK’ya “Silah bırak, kendini feshet.”, DEM’e de “Teröre cephe al, Türkiye partisi ol.” demek sakıncalı…
Terör örgütü PKK silah bırakır, kendini feshederse “Süreç başarılı olursa Türkiye Cumhuriyeti bitecek.” şeklinde değerlendiren Süheyl Batum, herhalde silahı alıp dağa çıkacak…
Suriye’de terör örgütü PYD/YPG’nin federasyon kurmasını isteyen, sırıtarak ve yılışarak poz verdiği yoldaşı Türker Ertürk de herhalde, “Ben cezaevine düştüm, mücadeleyi sen sürdür.” dedi…
Süheyl Batum da ters ve kirli algılarla zaman kazanmaya çalışıyor anlaşılan…
Bu arada, 2011 yılında CHP için Anayasa taslağı hazırlayan heyetin başında bulunan Süheyl Batum, o taslakta Anayasa’nın 66. maddesindeki “Türklük” ifadesinin yerine “Yurttaşlık” önerildiğini, yerel yönetimler özerkliği teklif ettiklerini ve “Devlet okullarında anadilin öğrenilmesi imkânı tanınmalı.” dediklerini hatırlıyor mu?
Gürcü kökenli olan Süheyl Batum’un, Anayasa’dan “Türklük” ifadesinin çıkarılmasını teklif eden; “Anayasa’nın başlangıç ilkeleri korunmalı. Cumhuriyetin nitelikleri öz bakımından laik, demokratik, sosyal, insan haklarına dayanan bir hukuk devleti olarak korunmalı ve pekiştirilmelidir. ‘Türklük’ ibaresi çıkarılacak, yerine getirilecek olan ‘Yurttaşlık’ ifadesi ırk, etnik köken veya dine dayanmayan hukuksal bir bağ olduğunu içermeli.” şeklindeki açıklaması Türkiye Cumhuriyeti’ni bitirme hamlesi değil de, PKK ortadan kalkınca mı Türkiye Cumhuriyeti bitecek?
PKK’nın bölgesel olarak silah bırakması ve kendisini feshetmesi hedefini taşıyan “Terörsüz Türkiye” sürecine yönelik, bu Gürcü kökenli Prof. Dr., diğeri de İYİ Parti’nin başındaki Gürcü kökenli olmak üzere iki isim, bol bol ikiyüzlülük barındıran çok tuhaf açıklamalar yapıyor…
Türkiye’de vatanına ve bayrağına bağlı, bu ülkenin sadık evlatları olan Gürcü kökenli vatandaşlarımız bu isimlerin siyasi tutumlarına dikkat etmelidir. Çünkü bunların izlediği yol, Türkiye Cumhuriyeti’ne düşmanlık etmek ve Türkiye’ye zarar vermekle sonuçlanacak bir yoldur.