Yapay Zekâ Eylem Planı: Yapay zekâ ekonomisi çağında büyük adım

YAYINLAMA:
Yapay Zekâ Eylem Planı: Yapay zekâ ekonomisi çağında büyük adım

İnsanlık, ihtiyaçlar hiyerarşisinde ilerlerken belli çağlarda büyük sıçramalar sergiledi. Zenginliğini çağdan çağa başka bir tema ile üretti. Önce tarım ekonomisi vardı; güç, toprağı olanındı. Sanayi ekonomisi ile; makineyi, fabrikayı ve sermayeyi bir araya getiren öne geçti. Ardından hizmet ekonomisi yükseldi, onu bilgi ekonomisi izledi. En sonunda dijital ve platform ekonomisi, veriyi elinde tutanı zengin etti. Her dönemde de zenginlik el değiştirdi. Şimdi yeni bir çağın eşiğindeyiz: “yapay zekâ ekonomisi.” Bu çağda güç, makinelerin düşünme kapasitesini üretebilene ve kullanabilene geçecek.

Yeni yayımlanan yol haritasını ben bu gözle okudum. Bir teknoloji belgesi olarak değil, Türkiye'nin bu yeni çağda üretici mi tüketici mi olacağının planı olarak. Yeni dünya ekonomisinde Türkiye'nin yerini belgeyi oluşturanların nasıl tasavvur ettiğini anlamaya çalışarak. Önümüzdeki birkaç yazıda bu planı değerlendireceğim.

Belgenin omurgasında güçlü bir irade görünüyor. Tüketen ülkeden üreten ülkeye geçmek. Yıllarca teknolojiyi ithal ettik, kullandık. Bu kez tersine dönmesi hedefleniyor. Plan, dört aşamalı bir plan kuruyor: önce fark et, sonra istifade et, ardından üret ve nihayet yönet. Farkındalıktan kullanıma, üretimden yönetime uzanan, her basamağı bir öncekinin üstüne binen bütünleşik bir plan.

Yapay zekânın asıl vaadi gösterişli sohbet robotları değil, verimlilik. Aynı işi daha az maliyetle, daha az hatayla, daha kısa sürede yapabilmek. Bir fabrikada arıza daha olmadan onu görebilmek, bir tarlada suyu damlasına kadar hesaplamak, bir hastanede teşhiste günler kazanmak. Bunların toplamı, bir ülkenin üretkenliğinde sıçrama demektir. Plan da bu yüzden yalnız bir teknoloji belgesi değil, bir büyüme belgesi gibi okunmalıdır. Plan, kamu ve özel kaynakları ortak bir hedefe yönelterek bir trilyon lirayı geçen bir ekonomik büyüklük öngörüyor.

Yapay zekâ dev bir fabrika kurmadan, büyük bir sermaye olmadan da değer üretmenize izin verir. Planın bunu somutlaştıran adımı, hesaplama gücünü tabana yaymayı hedefleyen "Herkes için GPU" programı. Program, yeni ekonominin hammaddesi olan işlem gücünü yalnız devlerin değil; girişimcinin, KOBİ’lerin, üniversitedeki araştırmacının önüne koymayı, üretim araçlarını halka açmayı hedefliyor. Çünkü, bu çağda işlem gücüne kim erişirse, değeri de o üretecek.

Değer üretecek bir paydaş da kamunun kendisi. Belgenin en somut yanı, kamuyu hem verimliliğini artıracak bir kullanıcı hem de pazarı büyütecek bir müşteri olarak sahaya sürmesi. Devletin yatırım bütçesinin en az yüzde 2'si bu alandaki projelere ayrılacak. Bu yıllık 1 milyar dolara yakın bütçe demek.

Her kamu kurumu üç yıllık bir yol haritası hazırlayıp başına sorumlu bir üst düzey yönetici koyacak; fikirler önce küçük pilotlarla denenip tutan çözümler hızla büyütülecek. Vatandaşın kapısı olan e-Devlet ilk durak olacak. Kamuda işe yaramış yerli bir çözüme verilecek dijital rozet ise onu DMO Teknokatalog'a, oradan da dünya pazarına taşıyacak. Yani içeride kazanılan verim, dışarıda ihracata dönüşecek.

Yapay zekanın birkaç ana ayağının bence en önemlisi veri. Türkiye'nin kozu kendi verisi. Dev dil modelleriyle yarışmak yerine; deprem verisiyle afeti önceden kestiren, tarlada verimi artıran, yeni ilaç ve yeni malzeme keşfini hızlandıran özel modellerde derinleşmek, hem daha ucuz hem daha akıllıca. Herkesin koştuğu yolda değil, elimizde veri olan patikadan öne geçmek. Bu çağda zenginlik, en büyük modeli kurana değil, veriyi değere çevirmeyi bilene akacak.

Elbette bütün bunlar da bir maliyet istiyor. Ama doğru kurulduğunda getireceği verimlilik ve yeni ihracat kalemleri, harcanan paranın kat kat üstüne çıkar. Bu çağda asıl pahalı olan, treni kaçırmak.

Yapay zekâ çağında Türkiye'nin önündeki soru, bu teknolojiyi kullanıp kullanmamak değil; onunla değer üreten mi, yoksa yalnız tüketen mi olunacağıdır.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...