Fetövari yapılar uyarısı ve son operasyonlar
15 Temmuz 2026 tarihinde “FETÖ zehirli örümcek gibi sardı” başlıklı başyazımı şu uyarıyla bitirmiştim:
“Türk milleti yeni 15 Temmuzlar yaşamaması için FETÖ’yü büyüten tüm etken ve süreçlerden ders çıkarmalıdır. FETÖvari her yapılanmaya karşı da dikkatli olmalıyız. Türkiye üzerinde oyunlar bitmez. Dün FETÖ’yü kullandılar, yarın başka zehirli örümcekleri kullanabilirler. İsim değişir, maske değişir, düşmanlık ruhu değişmez.”
Fakat yazımın yayınlandığı gün Akit TV’de Fatin Dağıstanlı ve Ali İhsan Karahasanoğlu’nun hazırladığı “Manşetlerin Dili” programında bu cümleler, asıl bağlamından ve verilmek istenen mesajdan koparılarak yorumlanmıştı.
Programın moderatörü Fatih Dağıstanlı konuya şöyle girmişti:
“Evet, dün Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli grup toplantısı yaptı ve FETÖ ile ilgili önemli cümleler söyledi. Tabii bugün gazeteler küçük küçük vermiş ama Türk Gün Gazetesi MHP’nin yayın organı ve diyor ki FETÖ’ye karşı hafıza diri tutulmalı, tehdit daha bitmedi. Şimdi bu cümlelerin hepsi Devlet Bahçeli’nin kendi cümleleri. Bu arada başyazıda da Yıldıray Çiçek ‘FETÖ zehirli örümcek gibi sardı’ derken yazısının sonunda ‘FETÖvari her yapılanmaya karşı da dikkatli olmalıyız’ diye bitiriyor yazısını Ali İhsan Bey.”
Bunun üzerine Ali İhsan Karahasanoğlu, öznesi, yüklemi, amacı ve hedefi belli olan yazımla ilgili şöyle demişti:
“Yani FETÖvari bütün yapılanmalara… Biraz önce ben söyledim, bunu cemaatler anlamında kullanmamak lazım. Çünkü Bir Gün Gazetesi de şimdi Türk Gün Gazetesi’nin başyazısındaki ifadeleri bir başka şekliyle söylüyor. Yaşananlar ders olmadı diyor, yenisinin yaşanmaması için çalışacağız dese de… Tarikatları, cemaatleri, her birini FETÖ ile sanki benzermişler gibi bir algı operasyonu yapıyorlar. Çok net söylüyorum. Tarikatlar, cemaatler, dini gruplar, İmam Hatipliler, İlahiyat Fakülteleri, Diyanet, kadroları vs. Bunların hiçbirisinin bu Türkiye’ye zararı olmaz, olamaz.”
Peki, bizim uyarımız noktasından bakacak olursak, bir ay sonra Süleymancılar cemaati lideri Alihan Kuriş’e ve bazı cemaat mensuplarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltı ve tutuklanmalar gerçekleştirilmesini, şirketlerine kayyum atanmasını; yine Alparslan Kuytul’un başında bulunduğu Furkan Vakfı’na yapılan operasyonu ve şirketlerine kayyum atanmasını AKİT penceresinden nasıl değerlendireceğiz?
Süleymancılar da Furkancılar da sözde İslam dinini ölçü alarak cemaat faaliyetlerini sürdürdüğünü iddia eden yapılardır. Ali İhsan Karahasanoğlu’nun o gün yaptığı değerlendirmeler üzerinden bakacak olursak, bu yapılara asla dokunulmaması lazımdı.
Biz bir ay önce “FETÖvari her yapılanmaya karşı da dikkatli olmalıyız.” derken, bugün iktidar medyasında bu operasyonların ardından Süleymancılar ve Furkancılar hakkında FETÖ ilişkileri ve FETÖvari yapılanma iddialarına dair somut haberleri sık sık görmekteyiz.
Süleymancılar’ın ve Furkancılar’ın başındaki cemaat yöneticilerine yönelik operasyonların ardından doğrudan aklıma MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin 14 Mart 2026 tarihinde bölgemizdeki gelişmeleri değerlendirirken yaptığı şu tespit geldi:
“Devlet zayıfladıkça cemaatler büyür; cemaatler büyüdükçe dış nüfuz kolaylaşır, dış nüfuz yerleştikçe milli egemenlik aşınır. Bu kısır döngü kırılmadığı sürece bir ülke sınırlarını korusa da istiklalini tam anlamıyla koruyamaz.”
***
Gerçekten İslami hassasiyet ölçüsünde, Allah rızasını kazanma yolunda hizmet eden tarikat ve cemaatlere yönelik olarak da 18 Ocak 2022 tarihinde yaptığı şu samimi ve tarihî uyarıyı, MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy’un “Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli, yıllar önce çizgiyi açık ve net bir şekilde çekmişti. Bugün yaşananlar, bu sözlerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermektedir.” diyerek hatırlattığı sosyal medya paylaşımından hatırlayalım:
“Tarikat ve cemaatler, devletle rekabete meyletmedikten, devleti ele geçirme hatasına düşmedikten sonra, sosyolojik bir realite olarak hayatın olağan akışı içinde var olmaya devam edeceklerdir.”
***
Sözde İslami bir çizgide faaliyet yürüttüğü iddiasıyla ortaya çıkan FETÖ’nün, gelinen finalde CIA-MOSSAD aparatı olduğu; “Dinlerarası Diyalog” garabeti üzerinden İslam’dan ziyade tahrif edilmiş diğer dinlere alan açmaya çalıştığı ve İslam’ın yasakladığı pek çok kötülüğün gölgesinde olduğu tescillenmedi mi?
Dün “Fethullah Gülen’i kırmak Allah’ı gücendirmektir.” diyenler bugün hâlâ TBMM çatısı altında milletvekilliği yapmıyor mu?
Bugün sözde İslami alanda faaliyet yürüttüğü iddiasındaki Süleymancıların; son seçimlerde siyaseti dizayn etme amacıyla muhalefeti desteklemek üzere kullanıldıkları, Almanya istihbaratıyla bağlantıları, aile içi cinayet iddiaları ve özellikle holdingleşme tartışmalarıyla gündeme gelmeleri, kamuoyunda ciddi soru işaretlerine neden olmuştur.
Son gerçekleştirilen operasyon ise bu tartışmaları yeniden gündeme taşımış ve Süleymancı yapıların geçmişi, siyasi ilişkileri, ekonomik faaliyetleri ve dış bağlantıları hakkında daha kapsamlı bir sorgulamayı gerekli hâle getirmiştir.
Keza Furkancılar olarak bilinen grubun cemaat önderliğini yapan Alparslan Kuytul’un 15 Temmuz hain darbe girişiminden bir gün önce “Erdoğan’ın kalemi kırılmıştır, yakında işi bitirilecektir.” şeklindeki sözleri, FETÖ’nün medyasında Fethullah Gülen’e şirinlikler yapması ve terör örgütü YPG’ye yönelik gerçekleştirilen Zeytin Dalı Harekâtı hakkında “Türk devleti Afrin’e girer ama çıkamaz. Senin karşında Amerika var, Amerika.” şeklindeki ifadeleri de bu yapının yerli ve milli olmayışının delili değil midir? Böyle cemaat yapılarının yabancı istihbaratların oyuncağı olduğu ortaya çıkmıyor mu?
Mesele yalnızca bir cemaat mensuplarına yönelik operasyon değildir. Asıl mesele; kendisini dinî bir yapı olarak tanımlayan oluşumların siyaset, sermaye ve dış bağlantılarla ilişkilerinin nerede başlayıp nerede bittiğinin sorgulanmasıdır. İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı’nın işaret ettiği de bu noktadır.
Türkiye üzerinde oyun oynamak isteyen yabancı istihbaratlar her kılığa girmektedir. Türkiye’de İslam dininin nasıl istismar edildiği, nasıl bir maske olarak kullanıldığı da bugüne kadar yaşanan olaylarla belgelenmiştir.
O yüzden “FETÖvari” diye örnek verildiğinde kimse alınganlık yapmamalı; her yapıya ve oluşuma karşı dikkatli olunmalıdır. FETÖ için de zamanında yapılan “dikkat edilsin” uyarıları dikkate alınmadığı için Türkiye, sonunda bir darbe girişimiyle karşı karşıya kalmadı mı?
Biz testi kırılmadan uyaralım da gerisi devletimizin, hükümetimizin ve toplumumuzun dikkatine ve hassasiyetine kalmıştır.