Yapay zekâ eylem planı: Egemenlik ve cari denge ikilemi
Yapay zeka eylem planı 1 trilyon liralık bir değer vaat ediyor. Elbette bu değer bir yandan da harcayarak yaratılacak. Üstelik yapacağımız harcamaların önemli kısmı ithal.
Plan, ağırlığı özel sektörde olmak üzere 10 milyar dolarlık bir yatırımdan söz ediyor. Ulaşılacak hedefler şu şekilde ifade edilmiş:
- Kurulu güç: 1 GW'lık veri merkezi kapasitesi
- Enerji: yılda en az 10 TWh, %60'ı düşük karbonlu elektrik alımı (PPA)
- Depolama: toplam en az 1 EB (Eksabayt)
- Omurga: ulusal bağlantıda en az 100 Tb/sn (backbone)
- GPU-saat tahsisi: ilk fazda 2 milyon (yılda), 2028'de 20 milyon
Buna ek olarak yapılacak çalışmaların önemli maliyet içerenleri de aşağıdaki gibi olacak. Bunlar 10 milyar doların dışında ek maliyetler.
- Yetenek geliştirme (10 + 100 bin kişi)
- 5 milyon yapay zeka okuryazarı eğitimi
- Araştırma+büyüme fonları (10 + 15 milyar TL)
- KOBİ kuponları
- Deney alanları
- Üretilen yapay zeka çıktılarının kamu alımlar
Eylem planı, özel sektör yatırımları, kamu bütçesi, uluslararası fonlar ve kamu-özel iş birlikleri gibi farklı kaynaklardan besleniyor olacak.
En ileri çiplerle dolu, gerçek anlamda 1 gigavatlık hesaplama merkezini kurmak bugün 50 milyar dolara ulaşabilecek bir para gerektirebilir. Planın koyduğu 10 milyar dolardan benim anladığım GPU ağırlığı yanında CPU bazlı da büyük bir alan olacağı yönünde. Her halukarda yıllara yayılacak devasa bir donanım alımı önümüzde duruyor.
Bu paranın nereye gittiği daha da önemli. Böyle bir merkezin maliyetinin dörtte üçü donanımdır. Grafik işlemciler, sunucular, ağ cihazları, enerji sisitemleri, iklimlendirme... Ve bunların neredeyse hepsini dışarıdan alıyoruz; üstelik tedarik hattı büyük ölçüde tek elde (ABD, Hollanda-ASML, Tayvan-TSMC). Dolayısıyla teorik olarak bu yatırımın büyük kısmı doğrudan ithalat kalemine, yani cari açık hanesine yazılır.
Bu durum bir ihtimal de değil, çoktan başladı. Paylaşılan verilere göre yıllıklandırılmış yazılım-bulut ihracatımız yaklaşık 5.5-6 milyar dolar dolayında yerinde sayarken, ithalat %35'e varan bir hızla 7.5 milyar dolara tırmandı. Bu yılın ilk 5 ayında bu başlıkta ithalat, ihracatın %50 fazlasına ulaştı. Oysa bir yıl önce bu fark %25'ti, iki yıl önce ise ihracat daha fazlaydı. Yani yapay zekâ ve bulut tüketimi, dış ticaret dengesini şimdiden aleyhimize eğmeye başladı bile.
Türkiye'nin cari açığı 2025'te 22 milyar dolar dolayındayken, bu yıl 35 milyara doğru genişliyor. Planın kendi hedefi 10 milyar dolar. Bu haliyle yıllık ithalat baskısı ~1.5 milyar dolar gibi, ölçülü bir rakam. Planın 'kurulu güç' hedefini sahiden hesaplama gücüne çevirmek ister ve gerçek en öncü (frontier) bir 1GW GPU veri merkezi senaryosu hedeflersek, fatura ~45 milyar dolara, yılda 6 milyar dolara varan bir ithalata çıkar. Planın her iki senaryoda bir cari açık etkisi olabilir.
Bu yatırımın cari açığı büyütüp büyütmeyeceğini belirleyen iki şey var. Birincisi, yatırımı kimin parasıyla yaptığımız. Eğer bu merkezleri yabancı sermaye gelip kurarsa, giren para çıkan parayı dengeler; cari açığa etkisi neredeyse nötr olur. Ama biz kendi dövizimizle borçlanıp ithal edersek, fatura doğrudan bizim hanemize yazılır. İşte tam burada bir ikilem doğuyor. Kapasiteyi tümüyle yerli ve kendi mülkümüzde istemek egemenliğin gereği ama cari açık baskısı demek. Yabancıya kurdurmak ise cari açığı hafifletir ama sunucular bizim toprağımızda dursa da yönetimi başkasının elinde olur, egemenlik katı olmaz.
Bu faturanın cari açığı büyütüp büyütmeyeceğini belirleyen ikinci unsur ise, bu altyapının bugün ciddi rakamlara ulaşan bulut bilişim ve yapay zeka servisleri ithalatını ne kadar kesebileceği. Bugün birçok yabancı yapay zeka ve bulut servisine giden ithalat engellenebilirse cari fazla bile üretebilir.
İki ayrı sorunu da görmek lazım. Yeni teknoloji hızlı eskir. Bu alandaki donanımlar 3-4 yılda eskiyor; yani teknoloji evriminde yeniden yeniden ödenecek bir yük var. Zamanla eski bir donanımın harcadığı elektrik, sunduğu işlem gücünden daha maliyetli hale gelecek. Kur riski de bu yükü ağırlaştırabilir.
Peki bunca para, bunca risk, buna değer mi? Kanaatimce fazlasıyla değer. Çünkü doğru kurulursa bu yatırımın getireceği ithalatı azaltma potansiyeli, artıracağı ülke çapında verimlilik ve sebep olacağı yeni ihracat kalemleri, harcanan paranın kat kat üstüne çıkar. Yapay zekâsız bir ekonomi bu çağ için orta uzun vadede beka soruna dahi yol açabilir. Asıl karşılanamayacak maliyet bu treni kaçırmak. Yani mesele yatırımdan kaçmak değil; onu cari dengeyi çökertmeden, akıllıca finanse edebilmek.