Yapay zekâ eylem planı: Girişimciler bu planı nasıl kullanmalı?

YAYINLAMA:

Kamu planları çoğu zaman stratejik seviyededir. Bu yol haritası niteliğindeki planın en somut muhatabı ise ofisinde, teknoparkta veya evinin bir köşesinde çalışan girişimciler. Önceki yazılarda plana büyük resimden, ekonomiden, jeopolitikten baktım. Peki, bir fikri olan girişimci, bu plandan tam olarak ne alabilir? Çünkü burada bir teşvik ve destek sepeti de var.

Yapay zekâ denilen teknoloji ile bir fikri hayata geçirmek kolaylaşırken, bir alandaki uzmanlık ve uzmanların önemi artıyor. Bu nedenle orta ve üst yaş grubunda bir alanı çok iyi bilen kişiler de artık birer girişimci adayı. Bu nedenle bu yazıda genç girişimci demeyeceğim.

Plana göre ilk iş, giriş biletini almak. Plan, birçok desteği ve özellikle kamuya satış kapısını “teknogirişim belgesi” şartına bağlıyor. Giriş bileti bu.

İkincisi, en pahalı derde çözüm: işlem gücü. Bir yapay zekâ girişimi için en büyük engel, dünya standardındaki işlemcilerin veya GPU servislerinin fiyatıdır. Plan, bunu “Herkes için GPU” programıyla göğüslüyor. Kredilerin en az %40’ı doğrudan teknogirişimlere ayrılıyor, üstelik yazılım, bulut ve danışmanlıkla paket hâlinde. Yani milyonluk donanımı satın almadan, kira bile ödemeden hesaplama gücüne erişilebilecek.

Üçüncüsü, para. Plan, fikirden ölçeğe uzanan bir finansman akışı kuruyor: temel ve uygulamalı araştırmaya 10 milyar liralık (~200 milyon dolar) bir fon, büyüme aşamasındaki girişime ise Seri A ve B yatırımı yapabilen 15 milyar liralık (~300 milyon dolar) ayrı bir fon. Buna kamudaki pilot dalgaları halinde yapılacak projeler ekleniyor. Fikirleri önce küçük bir pilotla kanıtlamak, kamuyu ikna ederek bir dalgada projeleştirmek mümkün. Bu fonlar daha yüksek olabilirdi, ama başlangıç için yeterli diyebiliriz. Planın ilk revizyonlarında rakamları büyütmek gerekli.

Dördüncüsü, en sinsi engel olan engelleyici mevzuata önlemler. Sağlık ve finans gibi kuralların katı olduğu alanlarda iyi bir fikir çoğu zaman mevzuata takılıp kalabilir. Plan burada “düzenleyici deney alanı” açıyor. Yani, kontrollü, izinli bir sahada, çözümler gerçek koşullarda denenebilecek, veriye ulaşım mümkün olacak.

Beşincisi, hazır altyapı ve hammadde. Plandaki, Yapay Zekâ Büyüme Bölgeleri, enerjisi ve ağı hazır kampüsler sunuyor. İçlerindeki Bölgesel Mükemmeliyet Merkezleri ise ortak hesaplama gücü ve laboratuvarla, sıfırdan ofis ya da sunucu kurmadan prototipten ürüne geçilebilecek bir hat. Modelleri besleyecek hammadde olan veri de Ulusal Veri Kütüphanesi’nden makine-okunur ve lisanslı biçimde çekilebilecek.

Altıncısı ve belki en değerlisi, ilk müşteri olarak kamunun öne çıkması. Plan, kamuda işe yarayan yerli çözümlere “dijital rozet” verip onu DMO Teknokatalog’a koyuyor. Bu, bir girişim için altın değerinde bir referans. İçeride, kamuda kanıtlanan çözüm diğer kamu kurumlarınca çok kolayca satın alınabilecek bir yola kavuşmuş olacak. Daha önce birkaç kez yaptığım önerimi tekrar yapayım. Eğer bir ürün ailesi DMO Teknokatalog’da yerli olarak var ise onun yabancı alternatifi ürünler, DMO üzerinden satılmasın, devlet yerlisi olan bir ürünün yabancı alternatifine hızlı satış kanalı olmasın.

Plana baktığımızda, özetle bir girişimci, belgesini alır, işlem gücü kredisiyle ilk modelini eğitir, deney alanında güvenle test eder, fondan büyüme kaynağına ulaşır, kamuya ilk satışını yapıp rozetini kazanır, o referansla ihracata açılır. Bunlar dağınık teşvikler değil, uçtan uca birbirine bağlanan tek bir yol olarak tasarlanmış.

Plan ile genel amaçlı ChatGPT rakibi yaratmaya çalışmak yerine, Türkçe hukuk, savunma ve istihbarat, siber güvenlik, üretim, sağlık, finans, Türk dünyası dilleri, kamu yönetimi, robotik, işe özel kapalı YZ gibi alanlarda 20-30 tane nitelikli yapay zekâ girişimi dünyayı sarsabilir. Planda yer almamış bir öneriyi ben yapayım. Türkiye’nin ilk 1000 şirketinde, en az 5’er alanda yapay zekâ şirketleri ile işler üzerinde denemeler yapılması hâlinde yapay zekâ çözümlerinin ekonomiye katkısı hızlanır.

Bundan sonra Türkiye girişimci şirket adedi ile değil ölçeklenmiş büyümüş şirket adedi ile öne çıkmayı hedeflemeli. Daha önceki bir yazımın başlığı “Start-Up değil Scale-Up Stratejisi Lazım” idi. Plan ile buna başlanmış görünüyor.

Girişimciler; veriye odaklanın, iş birliklerini öne alın, kamuyu müşteri yapmaya çalışın, asıl derdi bulup onu çözmeye odaklanın, akademi ile iş birliklerine önem verin, tüm tasarımınızı dünya pazarına göre yapın, dağıtım kanallarını ve pazarlamayı önemseyin, sektör uzmanlarını en az mühendislik ekibi kadar önemseyin.

Elbette girişimciler için, bütün bu imkanların tek bir şartı var, harekete geçmek. Teşvikler ve bekleyen pazar bekleyene değil, başvurana, çözümü olana yarar.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...