Terörlü Türkiye'de ve Terörsüz Türkiye'de tribün ikiyüzlülüğü

YAYINLAMA:
Terörlü Türkiye'de ve Terörsüz Türkiye'de tribün ikiyüzlülüğü

Türkiye’de kaos ve kargaşa peşinde olan, terörün devam etmesini arzulayan bir elin stadyumlarda tribünlerle özel olarak ilgilendiği çok net belli oluyor. Aynı el, karşıt görünen tribünler üzerinden aynı hedefe yönelik bölücü ve ayrıştırıcı aksiyonlar peşindedir. Amedspor tribünlerinde kullanılan söylemlerle karşıt tribünlerde kullanılanlar arasında öz itibarıyla hiçbir fark yoktur. Atılan sloganlar ve sergilenen davranışlar, sürekli olarak çatışma dilini ve toplumsal ayrışmayı güçlendirmektedir.

Bu konuda defalarca uyarılarda bulundum, oynanan oyunlara dikkat çeken yazılar kaleme aldım.

“Terörsüz Türkiye” sürecinin başlamasıyla birlikte tribünlerde atılan ve geçen sezondan beri dikkatimi çeken bir slogan var. Slogan şu:

“Terörist Meclis’te konuşma mı yapar? O… çocuğu Abdullah Öcalan!”

Ve en çok merak ettiğim soru da şudur:

Bu sloganı kim üretti?

Farklı illerde bu sloganın tribünlerde atılmasını organize edenler kimlerdir?

“Vay, Abdullah Öcalan’ı mı savunuyorsun?” diyerek ikiyüzlülüklerini örtbas etmeye çalışan embesiller elbette olacaktır. Ancak benim merakımı asıl artıran şudur:

Terör devam ederken, terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan’ın kurduğu siyasi partilerle ittifak yapılırken tribünlerde atılmayan bu sloganlar, neden şimdi terörü kökten temizlemek adına adımlar atılmaya başlayınca atılıyor?

Dün Öcalan’ın siyasi uzantılarıyla ittifak kurulduğunda sessiz kalanlar, bugün “Terörsüz Türkiye” süreciyle birlikte neden birdenbire tribünleri bu sloganlarla hareketlendirmeye başladı?

Asıl sorgulanması gereken nokta tam da burası değil midir?

Terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan’a yapılan çağrı neydi?

“Gel, TBMM’de Kürdistan’ı ilan et.” mi?

Elbette değil…

Peki, yapılan çağrı neydi? Aynen şuydu:

“Teröristbaşı işin içinde olmazsa bir şey çıkmaz diyenlere de sesleniyorum; şayet teröristbaşının tecridi kaldırılırsa, gelsin TBMM DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın.”

Kimin parti grup toplantısında?

“Kurucu Önderimiz Apo” ve “Sırtımızı İmralı’ya, Kandil’e yasladık.” diyen DEM’in grubunda değil mi?

DEM (HDP) kim?

Öncesi de var elbette. Ancak yakın tarihten alacak olursak; 2015 yılından itibaren terör oluk oluk kan dökerken CHP ve yancılarının ittifak ortağı…

2015 seçimlerinde “Her CHP’li aileden HDP’ye birer oy” kampanyası.

16 Nisan 2017 referandumunda HDP ile “Hayır” birlikteliği.

2019 yerel seçimlerinde HDP ile ittifak.

2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde HDP ile yapılan “Bir oy Yeşil Sol’a, bir oy Kemal Kılıçdaroğlu’na” ittifakı.

2024 yerel seçimlerinde DEM ile “Kent Uzlaşısı” adı altında yapılan ittifak…

Bütün bunlar ortadayken, bugün tribünlerde atılan sloganlar üzerinden kimsenin hafızamızı yok saymasına izin vermemek gerekir.

İşte bu hatırlatmadan sonra, tribünlerde yaşanan ikiyüzlülüğü çok net ortaya koyacak bir örnek vereceğim.

2019 yılı, Türk devletinin ve Türk ordusunun hem Türkiye’de hem de sınır ötesinde terörle en yoğun şekilde mücadele ettiği yıllardan biriydi. İşte böyle bir atmosferde 2019 yerel seçimleri yapıldı.

HDP, Türkiye’nin batısındaki hiçbir büyükşehirde aday çıkarmadı ve CHP’nin adaylarını destekleme kararı aldı. Kandil, HDP ve Selahattin Demirtaş, özellikle İstanbul seçimleri konusunda defalarca açıklama yaparak Ekrem İmamoğlu’nun desteklenmesini istedi. İptal edilen İstanbul seçimlerinin ardından da bu desteği adeta seferberlik hâlinde sürdürdüler. Bugün “Terörsüz Türkiye” karşıtlığı sergileyen Ümit Özdağ ve Müsavat Dervişoğlu da İYİ Parti çatısı altındayken, böylesine bir desteğe sahip Ekrem İmamoğlu için canla başla çalışıyor, onun kazanması için mücadele ediyordu.

Bu desteği arkasına alan Ekrem İmamoğlu, seçim mitinglerinde ne diyerek geziyordu?

“HDP’lilerin başımızın üzerinde yeri var. Onlara layık olmaya çalışıyorum.”

Ekrem İmamoğlu aynı zamanda, PKK’nın Suriye’de devlet kurmasını isteyen, Suriye’de gerçekleştirdiğimiz terörle mücadele operasyonlarına karşı çıkan ve terör örgütü YPG’yi “vatanını korumaya çalışan bir oluşum” olarak gören CHP’nin bir belediye başkan adayıydı.

Peki, “Terörsüz Türkiye” için stratejik adımlar atılmaya başlandığında, bugün olayı dahi idrak etmeden karşıt sloganların atıldığı Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve diğer tribünlerde o zaman neler oluyordu?

PKK/HDP destekli seçilen Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı İstanbul seçiminin ardından mazbatasının verilmesi iki hafta gecikince, aynı tribünler bu kez “Mazbatayı ver, İmamoğlu’na mazbatayı ver!” sloganlarıyla stadyumları inletiyordu.

Dün terörle mücadele sürerken buna karşı çıkan, hatta Suriye’de alenen sözde Kürdistan’ın kurulmasını isteyen CHP’nin, PKK/HDP ile yaptığı ittifakın ürünü olan İBB adayı Ekrem İmamoğlu için “mazbata” diye stadyumları inleten tribünler; bugün “Terörsüz Türkiye” süreci başlayınca neden birdenbire “Terörsüz Türkiye” karşıtı sloganlarla ayağa kalkıyor? “Terörlü Türkiye” ile “Terörsüz Türkiye” arasındaki bir ikiyüzlülük değil mi bu?

Üstelik bu süreçte Öcalan’a yapılan çağrı, “Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın.” şeklindeyken, terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan da bu çağrıya; “PKK’nın anlam yoksunluğu ve aşırı tekrarı ömrünü tamamlamasına yol açtı. Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler tarihsel toplum sosyolojisine yanıt veremez. Silah bırakma çağrısında bulunuyorum ve bu tarihî sorumluluğu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme adına kongrenizi toplayın, karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.” şeklinde karşılık vermiştir.

Meselenin etki dozajını yüksek tutarak, TBMM’de DEM Parti Grubu’nda yüzleşilerek yapılması istenen bu çağrı, heyet tarafından yazılı bir açıklamayla dünyaya duyurulmuştur. Fark sadece budur… Yoksa DEM Parti Grubu’nda “Önderimiz Apo” diyen, “Öcalan ruhunu taşıyan” hiç kimse ortadan kaybolmuş değildir.

Peki, dün PKK/HDP destekli Ekrem İmamoğlu için “mazbata” diye stadyumları inleten tribünler, bugün PKK’nın silah bırakması ve kendini feshetmesi çağrısı yapılan “Terörsüz Türkiye” sürecinde neden karşıt sloganlarla ayağa kalkıyor?

İşte tribünlerdeki ikiyüzlülüğü sorgulamamız gereken yer tam da burasıdır.

Bu sloganı ilk bulan kimdir? Stadyumlarda meselenin özne ve yüklemini gizleyerek yaygınlaşmasını sağlayan kimdir?

Öcalan’dan istenen çağrı, “Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın.” iken, organize bir şekilde tribünlerde atılan sloganların sanki terörü ve bölücülüğü kutsayan bir çağrıymış gibi sunulması ikiyüzlülük değil midir?

Son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, 2-3 bakanlık pazarlığı yaparak gündeme gelen ve Öcalan’ın kurduğu HDP’nin de içinde bulunduğu ittifak içerisinde yer alan; sınır ötesi terörle mücadele operasyonlarına sürekli gölge düşürmeye çalışmasıyla bilinen Ümit Özdağ, bugün sırıtarak, yılışarak bu sloganların atıldığı stadyumlarda pozlar veriyor.

Yahu bu tuhaflığı aklı başında ve sağduyu sahibi herkes görmüyor mu?

“Terörlü Türkiye” günlerinde PKK ve siyasi uzantılarıyla ittifak ve iş birliği yapanlar, “Terörsüz Türkiye” sürecine de şiddetle karşı çıkıyor…

Tribünleri de bu ikiyüzlülüğe alet ediyorlar.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin, “Tribünler terörsüz Türkiye karşıtlarının provokasyon alanı hâline getirilmemelidir.

Taraftarlar arasına sızmalar önlenmelidir.

Amigo kılıklı ihanet şebekelerinin spor, siyaset ve kimlik gibi düzmece yönlendirmelerle barışı tehdit eden bir dil geliştirmesinin önüne geçilmelidir.” çağrısı da işte tam olarak bu ikiyüzlülüğü gördüğü ve tribünlerdeki provokasyon kokusunu aldığı içindir.

İşte bu yüzden o sloganı kimin ürettiğini, stadyumlarda bu sloganların organize bir şekilde yaygınlaşmasını sağlayanların kimler olduğunu çok merak ediyorum.

Çünkü bu kadar açık bir ikiyüzlülüğün arkasında temiz bir hesap olduğuna inanmak mümkün değildir. Böylesine organize bir işin arkasında mutlaka sorgulanması gereken karanlık bir hesap vardır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...