İç cephesi güçlü Türkiye'nin önemi
Türkiye’nin etrafında gelişen ve devamında Türkiye’yi de hedef alacağını açıkça beyan eden emperyalizm iştahı karşısında, Atatürk’ün “Asıl olan iç cephedir. Dış cephe sarsılabilir, mağlûp olabilir; fakat hiçbir zaman bir memleketi, bir milleti yok edemez. Önemli olan, memleketi temelinden yıkan, milleti tutsak ettiren, iç cephenin çökmesidir.” sözü de referans alınarak, dış tehditler karşısında iç cephenin güçlü kılınması için Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli çağrılar yaptılar, adımlar attılar ve stratejiler belirlediler.
Bölgemizdeki gelişmeler çocuk oyuncağı olarak görülecek hadiseler değil; sivil insanlar üzerinde acılar yaşatan, dünyanın ekonomik ve enerji dengelerini bozan savaş manzaralarıdır. Türkiye, İran, Irak ve Suriye gibi komşuluk hukuku ve stratejik konumları bulunan dört ülkeyi doğrudan ilgilendiren gelişmeler karşısında “iç cephe” vurgusu bu yüzden çok önemlidir.
İç cephenin güçlenmesi adına atılan adımlardan ve emperyalizm tarafından taşeron olarak kullanılan terör örgütlerini ortadan kaldıracak stratejilerden rahatsız olan kim varsa, bu projeler gerçekleştiğinde zarar görecek odakların sözcülüğünü yapmaktadır.
İsrail tehditlerine devam ediyor; İsrail’in yönlendirmesi ve desteğiyle Kıbrıs’taki Rumlar ve Yunanistan ise inceden inceye Türkiye karşıtlığında konum almaya çalışıyor.
O yüzden iç cephemiz her yönden güçlü olmalı ve yarınlarda “Su uyur, düşman uyumaz.” sözündeki anlam gibi, sürekli pusuda bekleyen düşmanlarımıza karşı dikkatli olmalıyız.
İç cepheden darbe almış komşularımız Irak, Suriye ve İran’ın yıllar içinde neler yaşadığını görmediniz mi? Etnik bölünmeler ve mezhep ayrışmaları içeriden bölünmeyi sağladı ve dış cepheden darbe almadan tarumar oldular. İç çatışması çok olan İran’ın ABD-İsrail saldırıları karşısında bu son savaşta iç cephesini güçlü tutması, en azından direncini güçlü tuttu. İran’da eski çatışmalarda olduğu gibi sokaklara dökülen yüz binler olsaydı, bu süreçte de aynı durum yaşansaydı, bu direnç gösterilebilir miydi?
Türkiye, dünyada ve bölgemizde yaşanan tüm gelişmelerden ders çıkararak ve tecrübe edinerek en güçlü silahı olan iç cephe gücünü korumak istiyor. Türk bayrağı altında yaşayan, etnik kökeni ve mezhebi ne olursa olsun herkesin kardeşlik hukukuna sarılmasını, “Yalnız çok az şey yapabiliriz; birlikte çok şey.” ölçüsünde çok güçlü hale getirmek istiyor.
Her daim Türk milletinin birliği, beraberliği ve dayanışması adına öncü siyaset geliştiren MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, o yüzden “iç cepheyi güçlü kılma iradesini” çok önemsiyor. Türk-Kürt kardeşliğinin sarsılmaz çizgisini her daim koruması, Alevi-Sünni ayrışması yapmak isteyenler karşısında sağduyulu adımları çok somut bir şekilde ortadadır.
Son olarak, yılların husumeti içindeki Karadeniz’in köklü aileleri olan Saralları ve Şahinleri MHP Genel Merkezi’ndeki makamında yan yana getirerek el sıkıştırıp barıştırması da Türkiye’de iç cephenin güçlü kılınması adına büyük adımlardan biri olmuştur. Böyle bir barıştırmanın Karadeniz bölgesinde olduğu gibi Türkiye genelinde de etkili olduğu ve olumlu karşılandığı, yapılan yorumlardan anlaşılmaktadır.
Savaş, çatışma, terör, ayrıştırma, kavga her ülkenin enerjisini sömürür, birlik gücünü ortadan kaldırır. O yüzden ülkemizde ve bölgemizde tüm bu kötülükleri ortadan kaldırmak, huzuru ve güveni getirir.
İç cephesi güçlü Türkiye, gelecek nesillerin varlığını da koruma altına almak demektir.
Sağduyulu her yönetici, her vatandaşımız, “iç cepheyi güçlü kılmak” için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.
Atatürk’ün iç cephe tarifi, bizim Türk milletini koruma şuurumuz olmalıdır.
İç cepheyi bozmak, ayrıştırmak isteyen kim varsa düşmanımız olmalıdır. Çünkü onlar dış cepheye çalışıyordur. Türkiye’deki ve bölgemizdeki her gelişmeyi bu ölçüde takip etmeliyiz. Millî şuur bu açıdan çok önemlidir.