Kendi mahallesinin bile taşladığı Halk TV
Halk TV’ye dün kayyum atandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasına göre, kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu hakkında yürütülen soruşturma kapsamında şu suçlamalar bulunuyor:
- Rüşvet
- İhaleye fesat karıştırma
- Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (kara para aklama)
Halk TV, biliyorsunuz, bir televizyon kanalından ziyade önce CHP’nin, kurulduğu günden itibaren de Yeni Parti’nin tetikçisi gibiydi. Adını gizleyerek trollerin yaydığı bilgi kirliliğine benzer şekilde Halk TV de desteklediği partilere hizmet etmek adına yayınlarıyla adeta trollük yapıyordu. Devirmek istedikleri Cumhur İttifakı’na karşı her türlü iftira, yalan, itibarsızlaştırma ve kara propaganda yöntemini adeta seferber etmişlerdi.
Cumhur İttifakı mensupları Halk TV’nin bu anlamdaki yayın politikasını, Halk TV çevresi de Cumhur İttifakı’nı asla sevmezdi.
Biz bugüne kadar Halk TV hakkında çok yazı yazdık. Yayın politikalarındaki tezgâhları çok bozduk, ikiyüzlü yorumlarında maskelerini çok düşürdük.
Bugün size Halk TV’yi kendi mahallesinden kişilerin yorumlarıyla tanıtmaya, anlatmaya çalışacağım. Çünkü onlar bile bizden daha çok nefret ediyordu Halk TV’den…
Mesela Kemal Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz günlerde şöyle diyordu:
“Halk TV var biliyorsunuz. Sahibi niye Türkiye’ye gelmiyor? Sahibi yabancı ülkede olup da kendi ülkesinde yayın yapan bir televizyon sahibi dünyanın hangi ülkesinde var? Hangi ülkesinde var?
Günün 24 saati yalan haber yapıyor. Günün 24 saati. İzlemiyorum ben. Olmaz, olmaz. Doğru haber vereceksiniz. Yalan haber yapıyor.”
Mesela gazeteci Serdar Akinan ne diyordu?
“Gelelim Cafer Mahiroğlu’na. Cafer Mahiroğlu’yla da telefonda tanıştım. Halk TV’nin sahibi. SBK’yla son derece yakın, biliyorsunuz. Ben diyor, SBK gibi bir operasyon… Düzeltiyorum: Romanya’da bir ses kaydı olduğu iddia ediliyor. Bir tır yakalanmış, içinde uyuşturucu var ve yakalanan bu uyuşturucu güya tırın sahibi veya bu operasyonu yapan Cafer Mahiroğlu… Sonra soyadı da değişiyor. Asıl soyadı Mahiroğlu değil. Bunlar hep iddia.
Şimdi bu adam milyonlarca dolarla İngiltere’de büyük bir şirket kurmuş. O şirket batmış güya ve o para Türkiye’ye gelmiş. Şu anda İstanbul’da bir binaya taşınıyor Halk TV. Gene altını çiziyorum: Reklam gelirleri belli.”
Muhalefet medyasının, iktidara saldırmak için yorumlarını sık sık kullandığı ve hayatını kaybeden Muhammed Yakut ne diyordu?
“Halk TV diye bir kanalda program yapıyorsunuz. Patronunuzun Cafer Mahiroğlu olduğunu mu zannediyorsunuz?
Sizin patronunuz Cafer Özdemir.
Benim önümde uyuşturucu dosyalarıyla İngiltere’de hayalî ihracat dosyaları var.
Cafer Mahiroğlu Halk TV’nin sahibi değil mi? Gerçek soyadı Mahiroğlu mu? Cafer Özdemir…
Ali Bey, İngiltere’de hayalî ihracat dosyaları, uyuşturucu dosyaları… Bizim önümüzde binlerce dosyası var.”
Muhalefetin en popüler yazar ve yorumcularından olan, geçmişte Halk TV’de de programlara çıkan Yılmaz Özdil ne diyordu?
“‘CHP ile sözleşmeyi feshettim’ diyor Cafer Mahiroğlu. Doğru. ‘CHP’ye fatura kesmeyi bıraktım, çünkü artık onların yayınlarını yapmıyorum’ diyen Cafer Mahiroğlu değil mi? Parayla gazetecilik değil mi bu? ‘Para alırsam yayınlarım, para almadığıma göre artık seni yayınlamam’ demek. CHP ile ideolojik değil, ticari bir angajmanım var; gerekirse başka partilerle de ticari anlaşma yapabilirim demek. Bundan muhalif gazetecilik olabilir mi?
Yeni Parti acaba Halk TV’ye kaç para veriyor? Sevabına mı yayın yapılıyor? Cafer Mahiroğlu’nun kendisinin de söylediği gibi, partilerle ilişkisi ideolojik değil, sadece dolar üzerinden yürüyor.
Yedi milyon altı yüz seksen sekiz bin dokuz yüz kırk beşinci defa, belki bu defa anlaşılır umuduyla tekrar yazalım: Parti parasıyla, belediye parasıyla gazetecilik yapmak yanlıştır. Olan önce gazeteciliğe olur, sonra millete olur.”
Bir dönem CHP milletvekilliği yapan ve Halk TV’de yorumculuk yapan gazeteci Barış Yarkadaş ne diyordu?
“İngiltere... Paralar geliyor, gidiyor... Bankalar kuruluyor... Erkan Kork bir anda banka sahibi oluyor. Erkan Kork ne iş yapıyordu, biliyor musun? Arkadaş, Erkan Kork Halk TV’de Ramazan programı yapıyordu. Yok artık! Evet, evet. Ben milletvekiliydim. Erkan Kork bir tane hocayı karşısına alıyordu: ‘Hocam, şu abdestimizi bozar mı? Bu orucumuzu bozar mı? Gece yemek yemesem olur mu? Sabah geç kalksam şöyle mi olur, böyle mi olur?’ diye soruyordu.”
Bir dönem Halk TV’de program yapan Enver Aysever ne diyordu?
“Cafer, Ekrem İmamoğlu’nun bir numaralı adamıdır. Kimse bir başkasına mahkûm değil, kimse Halk TV’ye mahkûm değil. Cafer’in dini, imanı paradır. Orada olup bitenleri bilseniz aklınızı kaçırırsınız. Bildiğiniz gibi bir yer değil orası. Orası bir cehennem.”
CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin ne diyordu?
“Çamur TV bugün yine aynı mesaiye başlamış… Habercilik diye pazarladığınız şey aslında bildiğimiz çamur üretimi. Ne yazarsanız yazın, hangi senaryoya sarılırsanız sarılın; bizde tutacak bir leke bulamazsınız.”
***
Bu ve benzeri birçok yorumu, Halk TV’nin kendi mahallesinden isimlerle örneklendirebiliriz. Halk TV, kendi içinde dahi menfaat ilişkilerinin ön plana çıktığı yönündeki eleştiriler nedeniyle bu tür suçlamalara maruz kalmıştır.
Yazdığı yazılar nedeniyle Türkiye’de hakkında çok sayıda dava açılmış bir yazar olarak basın özgürlüğüne ve demokrasiye yürekten inanıyorum. Bugüne kadar hiçbir yazım nedeniyle iftira veya yalan suçlamasıyla dava açılmadı. Gerek iktidar gerekse muhalefet içinden onlarca kişi bana dava açtı. Ancak bu davalar, yazılarımın sert üslubundan kaynaklandı.
Ne var ki Halk TV’nin kendi çizgisinde olmayanlara yönelik iftira ve yalan suçlamaları bardağı taşıran noktaya gelmişti. Şaibeli ilişkilerle anılan ve kendi mahallesinden bazı isimlerin dahi uyuşturucuyla bağlantılı olmakla suçladığı Halk TV’nin sahibi Cafer Mahiroğlu’nun birilerine tetikçilik yaptığı yönündeki kanaatin güçlenmesi, Halk TV’yi bugün kayyum ile yüzleşme noktasına getirmiştir.
Halk TV’nin yurt dışından iplerini kimlerin tuttuğunu da ortaya çıkarmak gerekir. Halk TV’ye büyük bir özenti içinde olduğu açıkça görülen Sözcü’ye de daha ahlaklı bir habercilik anlayışına dönmesini tavsiye ediyoruz.
Halk TV’nin ve Sözcü’nün patronlarının yurt dışında firari olması da ayrıca sorgulanmalıdır. Firari oldukları belirtilen bu isimlerin Türkiye’yi dizayn etmeye çalışmaları, üzerinde durulması gereken ciddi bir meseledir. Bu durum sizce de tuhaf değil mi?
Halk TV’yi kendi mahallesi bile eleştiriyor, karanlık ilişkilerini sorguluyor. Buna rağmen Ümit Özdağ, Müsavat Dervişoğlu ve Mansur Yavaş gibi isimler, Halk TV’nin önünde ve çevresinde kendilerine pay kapmak istercesine nutuklar atıyor. İnsan sormadan edemiyor:
Kendi mahallesinden bile kalitesiz yayınları nedeniyle bu kadar sert eleştiri alan, sahibinin ise uyuşturucu baronlarıyla birlikte çekilmiş fotoğrafları medyaya yansımış Halk TV üzerinden siyasi menfaat sağlamaya çalışmak garabet değil mi?