İstanbul Kanalı

21.04.2021 10:00

“İktidarın yaptığı herşeye muhalifiz” diyorlar ya…

Hiç unutmam, Boğaz Köprüsü yapılırken bu malûm “istemezükçü kafa”, “Bu şehirde vatandaşlara önce insanca yaşama ortamı hazırlanmalı, ondan sonra ‘mutlu azınlığın geçeceği’ Boğaz Köprüsü ve çevre yolları yapılmalı” diyebilmişti…

Hatta “Boğaziçi Köprüsü, Türkiye ve İstanbul’un başına gelen en büyük felakettir” demek garabetinde bile bulundular…

Boğaziçi’nin üstüne 2 köprü daha yapıldı ve hepsi bu köprü ve yolları kullanıyor!

Yapımı devam eden Çanakkale Köprüsü bitince de aynı yaygarayı yapar ama kullanmaktan da vazgeçmezler!

*

Uzun zaman önce yazdığım yazıda İstanbul Kanalı’na karşı çıkmıştım…

Projeyi gördükçe, gerekçelerini, maliyetini öğrendikçe ülke için bir kazanç olacağını düşünüyorum…

Hele hele bu “istemezükçü kafa” bu projeye karşı çıktıkça, kör bir muhalefet uğruna işi ABD mandacılığına, Lozan ve Montrö aleyhtarlığına çektiklerini görünce belli ki millî bir iştir…

Bağımsız, millî bir devlet topraklarında istediği tasarrufta bulunabilir…

ABD imiş, Rusya imiş, Fransa imiş, Almanya imiş ve hatta Yunanistan imiş bizi bağlamaz…

İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nın statüsü uluslararası antlaşmalar ile bellidir. Türkiye’nin önünde bu anlaşmalardan daha iyi imkânlar sağlayacak bir fırsat da bulunmadığına göre, iktidar niye Montrö’yü es geçsin?

Bugün Karadeniz barut fıçısı gibi… Boğazlar ve Marmara’daki Türkiye’nin egemenlik hakları ve Türkiye’nin bölgedeki liderlik stratejisi bu çalkantıda önemli rol oynamaktadır.

İstanbul Kanalı, bu cambazların arasında bir üstünlük sağlayabilir.

*

Cânım İstanbul, herşeyiyle korunmalı, denizi, kıyısı, tarihi, kültürü muhafaza edilmelidir.

Zaman zaman yaşadığımız kazalar, İstanbul için birer tehdit…

Gelelim Türkçe gramer yapısına uygun olmayan “Kanal İstanbul” adının “İstanbul Kanalı” olarak yazılıp söylenmesine…

Lütfen bu adı doğru yazar, seslendirirseniz dilimize de hizmet etmiş olursunuz…

“İstanbul Kanalı”, Romalılardan beri insanların hayaliydi.

“İstemezükçü kafa”, Boğaziçi Köprüsü için kullandığı “Kanal İstanbul, Türkiye ve İstanbul’un başına gelen en büyük felakettir!” kalıbını bol bol bağırıyor!

İşin içine Lozan ve Montrö’yü de ekleyip yaygara koparıyorlar!

Üstelik geçen günlerde Süveyş Kanalı’nda bir geminin yol açtığı trafiğin tıkanmasını da düşündükçe bir “alternatif”in olması ülkemiz için bir garantidir.

Çin’den Avrupa’ya uzanan İpek yolunun her geçen gün önem kazandığı bir dönemde, enerji kaynakları yolu üzerindeki Türkiye’nin alternatif Akdeniz ve Karadeniz deniz yollarını da devreye sokması önemli bir stratejidir.

Marmara’nın tabii dengesinin de etkileneceğini sanmıyorum artık…

Tabiat kendi dengesini sağlar mutlaka…

*

İstanbul Kanalı, bir deneme-yanılma projesi değildir.

Devlete de mali yükü olmayacağı açıklanmıştır.

Savunma sanayiinde “Tank paleti fabrikası”na takılıp kalanlar, İHA’larımız ve SİHA’larımız ile dalga geçiyordu bir zamanlar… Gelinen nokta ortada!

Güneydoğu’daki GAP’a bile karşı çıkan Ecevit’li CHP idi…

1983’te Özal, Köprü’yü satmaya kalkınca HP’li Calp “Satamazsınız!” diye höykürmüştü… Satıldı!

“Hangi uçak inecek buraya, ölü yatırım” diye Sabiha Gökçen Havalimanı’na karşı çıkan da Dersimli Kemal’di… Yapıldı!

Dünyanın en büyük havalimanı İstanbul Havalimanı’na karşı çıkan da O’ydu!

Karadeniz ve Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz aramamıza da karşı çıkan Y-CHP idi!

Bu kafa şimdi İstanbul Kanalı için debeleniyor!

O halde bu projeyi desteklemek lazım… Aklın yolu bir!

Yahu dandik çevreciler, dandik halkçılar, dandik IMF’ciler…

Bölgede 37 milyon metrekare yeşil alan öngörülüyor, bu müthiş bir şey!

Bu kanal bırakın logistik gemilerini, turizm sektörünün yıldızı yapacak projelerle uygulamaya geçsin ve İstanbul Havalimanı ile entegre olsun, görün siz İstanbul’u!