Türkçe Düşün
İstanbul
AÇIK
26°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Hançer yarası

Hançer yarası

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Hançerlenmek ifadesi insan ilişkilerinde sıkça kullanılan bir terim olmakla birlikte günümüzde en çok siyasetin istifade ettiği bir benzetmeye dönüştü. Hiç beklenmedik insanlardan görülen ihanetin tasviri bu kelime üzerinden yapıldı.

Peki, neden en çok siyasetçiler kullanmaya başladı? Çünkü makam hırsının en göze çarptığı ve ayyuka çıktığı yer de orasıdır. Dünyadaki makam insanların hırsını artırır, gözünü karartır… Çünkü orada her şeyin daha fazlası vardır. İnsanoğlu da yetinmekle değil, daha fazlasını arzu etmeye meyillidir. Bu meyil onların eline hançer, diline fitne, içine de hırs verir. Bu üç unsurun belli bir ölçüsü olmaz. Az ihanet, az fitne, az hırsın; çok ihanet, çok fitne, çok hırstan bir farkı yoktur. Bugüne kadar siyasetteki makamını Allah katındaki makamına değişen bir siyasetçi görülmemiştir. Ya da oturduğu lüks apartmanın şeref katındaki kral dairesini siyaset vasıtasıyla insanlar için harcayanlar bir elin parmağından daha azdır. Onun için Allah rızası için siyaset yaptığını söyleyenler ile halk için siyaset yaptığını söyleyenlerin arasında da bir fark yoktur. Fark, siyasetin nasıl yapıldığıdır.

Siyaset bu haliyle insanları hem cezbeder hem de siyasete karşı mesafeli hale getirir. İnsanların hem umut bulduğu hem de umutlarını yitirdiği vaziyet siyasetle şekillenir. Bu bakımdan siyaset kurumundan daha önemli olan siyasetçidir. Siyasetçiler, siyaset kurumunun da itibarını belirler. İnsan için yapılan siyaset, siyaset için yapılan fenalıkların gerisine düştüğü gün bu kurum itibarını kaybetmeye başlamış demektir.

CHP’nin son iki genel başkanı arasındaki “hançer” meselesi de bu ekseni işaret eder. En yakınları tarafından sinsi bir tezgâhla Genel Başkan koltuğundan edilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun hançer yarasının hala kapanmaması bu durumun bir sonucudur.

Zaman zaman CHP içine dönük çıkışlarıyla kendisinden bahsettiren Kılıçdaroğlu geçtiğimiz günlerde bir TV kanalına uzun bir röportaj verdi. Kendisini hançerleyenlere yönelik hırs, kin ve nefret dolu olduğunu gösterdi. Düşmandan beklediği hamleyi dostundan görmenin verdiği acıyla dilini sivrilttikçe sivriltti.

Ekrem İmamoğlu’nun 28 Mayıs seçimlerinden bir gün sonra “değişim” diyerek başlattığı süreç ile ilgili “Ben boşuna demiyorum ki hançerlendim diye, ya boşuna mı diyorum ben bunu. Sağduyuyla oturup tartışmak varken, partinin yetkili organlarında bunu tartışmak varken niçin böyle bir talep birdenbire patlıyor. Ben bunları biliyorum ama gereksiz bir tartışmaya zemin hazırlamak istemiyorum” yorumunu yaptı. İmamoğlu’na ilk kez doğrudan “hain” dedi. İBB Başkanı İmamoğlu ise bu sözlere, ”Benim muhatap alacağım bir tarif değil, hayatımda hiç öyle bir insan olmadım” diyerek cevap verdi. Aslında bu sözleri ne kadar içselleştirdiği ve muhatap aldığı yüzündeki o acıyla ifadeye yansıdı.

Kılıçdaroğlu’nun “hançerlendim” sitemi sadece İmamoğlu’na yönelik değildi elbette. En yakınında tuttuğu, Grup başkanvekili ve Grup Başkanlığı görevini verdiği Özgür Özel’den o kadar emindi ki… “Herkes yapsa o yapmaz” dediği kişiydi. Kılıçdaroğlu’nun kürsüden seslendiği bir grup toplantısında gözyaşlarını tutamayan Özgür Özel mi arkadan hançerleyecekti? Böyle bir şey asla söz konusu olamazdı…

Kılıçdaroğlu o hançerin okkalısını 4 Kasım 2023 akşamı kurultay oylama sandığı açıldığında yedi...

Özgür Özel ise yaşanan bu süreci, “Vefasızlık etmedik. Bizden bekleneni yaparak ilerlenmesi gerektiğini tartıştık ve hayata geçirdik. Hiç kimsenin masum olmadığı bir süreçle o büyük umudu kaybettik” diyerek açıklamaya çalıştı.

“Hançeri en güzel ben vurdum” diyecek değildi ya…

CHP’de acısı geçmeyen o hançer Kılıçdaroğlu ile muhalif kanallarda dalga geçme boyutuna kadar ulaştı. Sözcü TV’deki bir tartışma programında Kılıçdaroğlu’na “takıntılı eski sevgili” benzetmesi yapılarak dalga geçildi. Sunucu Ece Üner dâhil tüm konukların ağzı kulaklarına vardı.

Kim derdi ki Kılıçdaroğlu’nun sırtındaki sızı bir gün muhalif medyayı kahkahaya boğacak diye…

Siyasetteki makamını korumak için ülkeye ihanet edenlerin, en yakınlarından gördüğü ihanetle gülünç duruma düşmeleri de siyasetin normalleşen bir cilvesi haline geldi.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *