ABD'nin savaş paradoksu

YAYINLAMA:
ABD'nin savaş paradoksu

ABD-İsrail ile İran arasında kopan savaş ikini haftasına girerken bir kara harekâtının olup olmayacağı hususu sıklıkla tartışılmaya başlanmıştır. ABD ordusu gayrinizami harbin gerekliliklerini teorik açıdan iyi bilse de pratik açıdan istediği sonuçları alamamaktadır. Vietnam ve Afganistan’daki netice bu durumun en somut örnekleridir. ABD’nin Orta Doğu’daki fiziki çekilme hamleleri de sadece bu açıdan olmasa bile operasyonel yetersizliğin açık göstergesidir. 

Dünyaya demokrasi ve barış simsarlığı yapan ABD’nin askeri anlamda en büyük eksiklerinden birisi budur. Teknoloji, caydırıcılık ve kapasite anlamında kazanılan üstünlük operasyonel anlamda özellikle de bir cephe harbinde anlamını yitirmektedir. ABD’nin harp sahasındaki başarısızlığına Vietnam ve Afganistan örneklerinin ardına Irak’ı da eklemek tamamlayıcı olacaktır. Her ne kadar Latin Amerika ülkelerindeki operasyonlar bu örneklerle çelişkili dursa da son tahlilde bakıldığında saha gerçekliği bambaşkadır. Bu başarısızlığın reel sebeplerini de objektif şekilde ele almak faydalı olacaktır. 

ABD’nin savaş doktrini teknoloji temeline yerleştirilmiştir. Bu sebepten disiplin ve operasyonel kabiliyetin ikinci planda tutulması sahadaki eksikliğin temelini oluşturmaktadır. Gayrinizami harp ise hem düşük maliyetli hem dağınık örgütlenmeyi esas alır. Bu da sahada teknolojiyi ikinci plana iterek askeri taktiksel beceri ve öngörüyü belirleyici faktör kılar. Diğer yandan ABD tüm dış operasyonlarında meşruiyet problemi yaşamıştır. Yerel halkın algısı şu ya da bu şekilde her zaman sonucu belirleyen faktörler arasındadır. ABD girdiği her yerde işgalci olarak tanımlanırken, ordu personelinin yerel halka olan yaklaşımı da her zaman tartışılmış ve hatta bu davranışların kabul edilebilir olmadığı uluslararası kamuoyunda çokça dile getirilmiştir. Bir diğer gerçeklik ise kültürel istihbarat yetersizliğidir.  ABD’nin ilgili birimleri genel olarak bu anlamda hep eksik kalmış yerel kodları doğru okuyamamıştır. Bu da teknolojik üstünlük ve askeri kapasitenin (operasyonel değil) getirdiği taktik başarının stratejik kayba dönüşmesinin esasını oluşturmuştur.

ABD’nin askeri doktrininde “hedef ülkelerdeki yerel unsurların o ülkeye karşı kullanılmasına” dayalı bir yaklaşım olduğu bilinen bir gerçekliktir. Bugün Orta Doğu’yu ve hatta bütün insanlığı felakete sürükleme potansiyeline sahip malum savaşta da bu yaklaşımı hayata geçirmeyi istemektedir. İran’ı içten çökertme planı uğruna Kürtleri sahada kullanmanın peşine düşmüştür. Özellikle de Irak üzerinden İran’a yönelik bir hareketlilik başlatarak, bu senaryoyu sahneye koymak istemektedir. Diğer yandan İran’ın tarihi Türk kentlerini karıştırarakTürklerle Kürtleri ayrıştırma ve çatıştırma arayışına da girişmiştir.

Buna karşın Türkiye’nin devlet politikası olan “Terörsüz Türkiye” ve bununla beraber de “Terörsüz Bölge” politikasının önemi ve kapsamı daha iyi anlaşılmakta, bir kez daha açıkça görülmektedir. 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...