Her sabrın bir sonu vardır

YAYINLAMA:
Her sabrın bir sonu vardır

Geçmiş zamanın birinde iki seyyah at sırtında yola çıkmışlar. Yolda giderken atlardan birisi huysuzluk edince seyyah “bir” demiş. Biraz daha gittikten sonra at yine huysuzluk etmiş, seyyah bu kez “iki” demiş. İlerlemeye devam etmişler, at yine huysuzluk edince seyyah “üç” demiş ve atı öldürmüş. Diğer seyyah ise “atı niye vurdun” diyerek sitem etmiş. Seyyah dönmüş ve diğer seyyaha “bir” demiş.

ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan ve Ortadoğu’ya yayılan savaş iki haftadır devam etmektedir. Tarafların birbirlerine yönelik füze saldırıları ağır yıkımlarla sonuçlanmaktadır. İran’ın İsrail ve ABD ile beraber bölgedeki diğer ülkelere de ABD üslerini vurma gerekçesiyle füze saldırısı düzenlemesi, İsrail’in de İran dışında özellikle de Lübnan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştırması Orta Doğu’daki durumu daha da kızıştırmaktadır.

Türkiye, savaşın başlamasından itibaren tarafları itidalli olmaya davet etmiş ve konunun masada çözülmesi gerektiğini sürekli olarak vurgulamıştır. Gerek İran’la olan tarihi dostluğun zedelenmemesi gerekse de küresel etkilere sebep olan bölgesel tansiyonun düşmesi adına sağduyulu bir yaklaşım sergilemiştir. Savaşın hemen başında 28 Şubat 2026’da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in ölümünün ardından 4 Mart’ta İran’dan ateşlenen balistik mühimmat Türkiye’ye yönelmiş, havada imha edilmiştir. Türkiye’nin tüm samimi uyarılarına rağmen 9 Mart günü İran tarafından ikinci bir füze ateşlenmiş ve yine havada etkisiz hale getirilmiştir. Olayla ilgili olarak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan “Samimi uyarılarımıza rağmen Türkiye'nin dostluğunu zora sokacak son derece yanlış ve provokatif adımlar atılmaya devam ediyor. Milletimizin kalbinde ve zihninde derin yaralar açacak, bin yıllık komşuluk ve kardeşlik hukukumuza gölge düşürecek bir hesabın içine girilmemelidir. Türkiye'nin yeri de, tavrı da bellidir. Ateşin daha fazla yayılmaması, daha fazla kan dökülmemesi için gösterdiği olağanüstü çabalar da ortadadır.” açıklamasında bulunmuştur.

Burada dikkat çekici hususlardan birisi ise 8 Mart’ta İran’ın yeni Dini Lideri olarak seçilen Mücteba Hamaney’in 12 Mart tarihli açıklamasında kullandığı “15 ülke ile komşuluğumuz var ancak düşman bazı ülkelerde askeri üslere sahip. Bize yapılan son saldırılarda bu üsler kullanılmıştır ve biz de o üsleri hedef aldık. Eğer o üsler kullanılmaya devam ederse aynı şekilde karşılık vermeyi sürdüreceğiz.” ifadelerdir. Bu açıklamanın üzerinden henüz 24 saat geçmeden İncirlik’i hedef alan üçüncü bir füzenin ateşlenmesi ise farklı kuşkuları uyandırmıştır. Zira bazı medya organlarının güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberlere göre son füzenin diğer ülkelere atılanlardan farklı bir paterne sahip olduğu belirtilmektedir. Üstelik bu hadise gerçekleşmeden önce Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada İncirlik’in bir Türk üssü olduğu açıkça ifade edilmiştir. Tüm bunlara bakıldığında bazı çevreler tarafından farklı bir gündemin oluşturulmaya çalışıldığı konusu akıllara gelmektedir.

Türkiye bu çatışmanın bir tarafı olmadığı gibi İran ile de binlerce yıllık dostluk ve iyi komşuluk ilişkisine sahiptir. Hadisenin tüm yönleriyle açığa kavuşturulması İran’ın temel vazifesidir. Eğer birileri türlü oyunlarla Türkiye’yi bir çatışmaya çekerek, İslam Dünyası içerisine nifak tohumları ekmek için tertibat içerisindeyse bundan derhal vazgeçmelidir. Zira her sabrın bir sonu her sonun bir bedeli vardır.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...