NATO VE ABD Gerçeği

YAYINLAMA:
NATO VE ABD Gerçeği

NATO ülkelerinden İran’a karşı askeri destek isteyen fakat bu talebi karşılık bulmayan ABD Başkanı Donald Trump,17 Mart 2026 günü Beyaz Saray'da gazetecilerin sorularını yanıtlarken NATO ile ilgili olarak“Biz onlara Ukrayna’da yardım ettik ama onlar İran’da yardım etmediler. Bence NATO çok aptalca bir hata yapıyor” şeklinde açıklamalarda bulunmuştur.Trump’ın sözleri sıradan bir serzeniş olmanın ötesinde, II. Dünya Savaşı sonrası kurulan Batı güvenlik mimarisine yöneltilmiş açık bir meydan okuma olarak yorumlanabilir. Esasında Trump’ın NATO’ya karşı bu tavrı da yeni değildir. 2017,2019,2024 ve 2025 yıllarında da NATO üzerinden çeşitli söylemlerle Avrupa ülkelerini hedef almıştır. Kimi zaman NATO’nun 5. Maddesini tartışmaya açmış kimi zamansa Rusya bahanesiyle tehditler savurmuştur.

NATO’nun temel mantığı son derece açıktır: Üye ülkelerden birine yapılan saldırı, tüm üyelere yapılmış sayılır. Bu ilke, özellikle Soğuk Savaş boyunca Sovyet tehdidine karşı Batı bloğunu ayakta tutan ana sütun olmuştur. Ancak Trump’ın yaklaşımı, bu kolektif güvenlik anlayışını “maliyet-fayda” hesabına indirgeyen dar bir perspektife dayanmaktadır. Ona göre NATO, ABD’nin sırtına yüklenen bir mali külfetten ibarettir. Oysa bu yaklaşım, ittifakın yalnızca askeri değil, aynı zamanda siyasi ve stratejik bir birliktelik olduğunu göz ardı etmektedir.

Daha da dikkat çekici olan husus ise NATO üyelerinin büyük çoğunluğunun aynı zamanda Avrupa Birliği üyesi olmasıdır. Bugün 32 NATO üyesinin 23 tanesi aynı zamanda Avrupa Birliği üyesidir. Bu durum, NATO ile AB arasında organik bir bağ oluşturmakta; güvenlik ve ekonomi politikalarının iç içe geçmesini sağlamaktadır. Ancak Trump döneminde ABD ile AB arasındaki ilişkiler, tarihsel olarak görülmemiş bir gerilim hattına sürüklenmiştir. Ticaret savaşları, gümrük tarifeleri, savunma harcamaları üzerinden yapılan sert çıkışlar ve diplomatik dildeki sertleşme, transatlantik ilişkilerin zeminini ciddi şekilde aşındırmıştır.

Dikkat çekici diğer hususlardan birisi ise genel hatlarıyla bakıldığında ABD’nin NATO’nun kurucusu olan diğer 11 ülkenin hiçbiriyle sağlıklı bir ilişkisi de kalmamıştır. Bakınız daha düne kadar Kanada ve Danimarka bizzat ABD tarafından tehdit edilmiştir. İngiltere ile olan ilişkilerin ise ne halde olduğu Trump’ın 17 Mart beyanından açıkça anlaşılmaktadır.

Diğer bir gerçeklik ise geçmiş dönemlerden beri NATO içerisinde üye ülkelerin arasında “milli güvenlik meselesi” olarak algılanan tehditlerin göz ardı edilmesi sorunu süregelmiştir. Bunun en net örneği ise Türkiye’nin terörle yürüttüğü mücadele ortadayken bazı üye ülkeler tarafından o dönem terör örgütlerine silah ve mühimmat desteğinden geri durmamasıdır. Bu alanda da ABD yine öne çıkmaktadır. Zira teröre en yoğun destek yine ABD tarafından verilmiş; eğit, donat faaliyetlerine ciddi bütçeler ayrılmıştır. Yine benzer şekilde Türkiye ve Türklüğü bölgedeki tek tehdit olarak gören Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ne yönelik silah ambargosu 2020 yılında ilk olarak dönemin ABD Başkanı Trump tarafından kaldırılmıştır. Süreç eski ABD Başkanı Biden ile ilerlemiş, Trump dönemiyle beraber gelinen aşamada ABD, GKRK’yi stratejik ortak ilan etmiştir. Başka bir örnek ise ABD’nin daha önce Yunanistan ve Türkiye arasında gözettiği 10’a 7 dengesinin de tam tersine dönmesi ve özellikle de Türkiye ile Yunanistan arasında gerginliğin arttığı her dönemde ABD’nin Yunanistan taraflı açıklamalarda bulunmasıdır.

NATO bir savunma ittifakıdır ve kuruluş sözleşmesindeki maddelerle bu açıkça belirtilmektedir. ABD Başkanı Donald Trump da elbette bunu bilmektedir.

Burada bir gerçeklik vardır ki ABD için ittifakların, dostlukların, ikili ilişkilerin bir anlamı yoktur. ABD dünyayı fayda-maliyet açısından okumakta ve yorumlamaktadır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...