Büyük Yıkım Tehdidi
Orta Doğu’daki ateş şiddetle yayılırken ABD-İsrail’in saldırılarına İran’ın tahmin edilenin üzerinde karşılık vermesi, savaşın ilk haftasının sonlarına doğru kara harekatı olup olmayacağı sorusunu da gündeme getirmiştir.
Bilindiği üzere İran’da sokak hareketlerinin başlamasıyla beraber ABD, eylemlere önce destek vermiş, çok geçmeden tehdit dili devreye girmiş, rejim değişikliği sürekli olarak gündeme getirilmeye devam edilmiştir. Zira İran konusunda ABD ve İsrail tarafından yapılan hemen her açıklamada muhakkak bu konu ifade edilmektedir.
Son günlerde ABD ve İsrail tarafından İran’a yönelik bir kara harekatı yapılabileceği iddiaları kuvvetlenmiştir. Geride bıraktığımız günlerde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yaptığı bir açıklamasında “Havadan devrim yapamazsınız. Karadan da bir bileşen olması gerekir.” ifadelerini kullanmış ve kara harekatı sinyalini vermiştir. Aynı açıklamasının bir bölümünde dile getirdiği “savaş insanların tahmin ettiğinden daha kısa sürecek” sözleri de dikkat çekici olmuştur. Aynı gün Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae'yi Beyaz Saray'da kabul eden ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la devam eden savaşla ilgili “İsterseniz bu işi iki saniyede bitirebilirsiniz. Ama biz çok sağduyulu davranıyoruz.” açıklamaları akıllara farklı konuları getirmektedir. Ayrıca gazetecilerin sorularını yanıtlarken “Herhangi bir ABD askerlerini göndermiyorum, göndersem size söylemezdim ama göndermiyorum.” ifadeleri de dikkat çekicidir. Zira İran’a saldırmadan önce de benzer söylemlerde bulunmuştur.
Diğer yandan ABD’li bazı basın ve medya organları tarafından Pentagon’un olası bir kara harekatı için hazırlık yaptığı öne sürülmüştür. Bir diğer husus ise geride bıraktığımız günlerde Pentagon 200 milyar dolarlık bir ek bütçe talebinde bulunmuştur.
13 Mart 2026 tarihinde “ABD’nin Savaş Paradoksu” başlıklı yazımda ABD’nin İran’a kara harekatı için uygulamaya çalıştığı bazı karanlık senaryolara değinmiştim. Trump’ın bizzat dahil olduğu ve Kürtler üzerinden kurgulamaya çalıştığı senaryo başarıya ulaşamamış ve ABD yönetimi aradığını bulamamıştır. Trump esasında giriştiği işin pişmanlığını yaşamaktadır. Ancak ülkesinde iç kamuoyunun oluşturduğu baskı ve gelecek Kasım ayındaki seçime bir başarı hikayesiyle girmek isteyişi Trump’ı zorlamaya başlamış ve her türlü yolu deneyecek bir ruh haline büründürmüştür.
Büyük bir yıkım olmadığı müddetçe İran’a bir kara harekatı pek mümkün görünmemektedir. Tam da bu noktada Netanyahu’nun “savaş beklenenden kısa sürecek” ve Trump’ın “istersek iki saniyede bitiririz” açıklamaları oldukça dikkat çekicidir. Savaş koşulları bu denli kızışmışken ABD-İsrail cephesinden İran’a karşı bir “taktik nükleer silah kullanımı” riski ve ihtimali akıllara gelmektedir. Böylesi bir durum önüne geçilemeyecek küresel bir yıkımın başlangıcı olacaktır.