Trump, çelişkiler ve anlaşmazlık
ABD ve İran savaşında ilan edilen ateşkes her ne kadar barış umutlarını yeşertmiş olsa da taraflar arasında Pakistan’ın başkenti İslamad’da yapılan görüşmelerin sonuçsuz kalması esasında beklenenin olmasıyla beraber devam eden süreçte yaşanan hadiseler ateşkesin en başından beri akıllara gelen konuları doğrular niteliktedir.
Ateşkes başladığından beri taraflar arasındaki ilişkilerin seyri belirsizliğini sürdürürken özellikle de ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptığı çelişkili açıklamalar da dikkatlerde kaçmamaktadır. Aynı gün içerisinde “ateşkesi uzatmak istemediğini ve ateşkes biter bitmez ağır bir bombardımanın başlayacağını” ifade eden Trump, yaptığı başka bir açıklamada ise “ateşkesin tek taraflı olarak süresiz uzatıldığını” ilan etmiştir. İran tarafından yapılan açıklamada ise böyle bir talebin olmadığı belirtilmiştir.
Geride bıraktığımız gün İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Pakistan, Rusya ve Umman'ı kapsayan turunun ilk durağı olarak İslamabad'a giderken ABD medyası, Trump'ın Witkoff ve Kushner'i, Arakçi ile görüşmesi için Pakistan'a gönderdiğini iddia etti. İran ise “ABD ile bir görüşme planlanmadığını Arakçi’nin Tahran'ın müzakere taleplerini ve ABD'nin taleplerine ilişkin çekincelerini Pakistanlı yetkililere iletmek üzere orada olduğunu” açıkladı.
Diğer yandan Çin, ABD kuvvetlerinin İran bandıralı Touska gemisine el koymasına, Hürmüz Boğazı yakınına bir görev grubu göndererek bölgede boy gösterdi. Trump’ın NATO ülkelerine tehditkâr açıklamalarda bulunduğu savaş destek vermeyen NATO ülkelerinin birlikten çıkarılması yönünde açıklamalarda bulunduğu bir süreç içerisinde Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, Hürmüz Boğazı'nda olası görev için zaman kaybetmemek amacıyla bir mayın arama gemisini Akdeniz’e sevk edeceklerini duyurdu.
Savaşta her ne kadar bir ateşkes ilan edilmiş olsa da şartlar giderek derinleşmeye devam etmektedir. Trump ise bu şartlar altında esasında ne yapacağına durumu nasıl toparlayacağına bir türlü karar verememiştir. Sürekli çelişkilerle, hakaretlerle ve tehditlerle dolu açıklamalarının arkasında psikolojik bir yorgunluğun olduğu, bu tutarsızlığın sebebinin ise olayların kontrolünü kaybettiğinin bir yansıması olduğunu söyleyebilmek mümkündür.
Zira Trump İran’da iç karışıklık olduğunu söylerken bütün dünya İran halkının birliğinden bahsediyor. Trump, İran’da yönetimi iki kez değiştirdiğini ve üçüncünün de olacağını iddia ediyor, İran yönetimi ise içerisindeki şaibeli durumlar için tedbirler alarak daha sağlam bir yönetim anlayışı ortaya koymaya çalışıyor.
Bilindiği üzere önümüzdeki Ekim ayında İsrail’de, Kasım ayında ise ABD’de seçimlerin yapılması planlanmaktadır. Trump Kasım’daki seçimlere şu ya da bu şekilde savaştan zaferle çıkmış ve savaşı bitirmiş olarak girmek isterken, Netanyahu ise tam tersine devam eden bir savaşla seçim sürecini başlatmak istemektedir. Bu durum her koşulda bir araya gelebilen iki tarafın hâlihazırdaki şartlar altında anlaşamadığı bir konudur.