CHP'nin okumuş cahilleri
Toplumda sık kullanılan “okumuş cahiller” tarifi vardır.
Okumuş cahillere bugün iki örnek seçtim. Her ikisi de cahillikleriyle topluma fitne yaymaktadır. Birisi etnik fitnenin peşinde, diğeri ise terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ü eşitleme gafletindedir…
Mustafa Balbay (eski CHP milletvekili): “3 Mayıs Türkçülük Günü, Kürtlere karşı Türk propagandası yapmak için icat edildi.”
Süheyl Batum (eski CHP milletvekili): “Milliyetçi bildiğimiz Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan’ı ‘kurucu önder’ ilan etti. Bu ülkede tek kurucu önder vardır, o da Mustafa Kemal Atatürk’tür.”
Mustafa Balbay’ın 3 Mayıs Türkçülük Günü ile ilgili kurduğu cümle, büyük bir çarpıtmayla tarihî gerçekleri saptırmakta ve “Terörsüz Türkiye” süreciyle iç cepheyi güçlendirme adımları atılırken buna karşı etnik fitne üretmektedir.
Süheyl Batum ise, zekâsını adeta paspas eden bir mantıkla, sanki Sayın Devlet Bahçeli Abdullah Öcalan’a Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu önderi demiş gibi, “Bu ülkede tek kurucu önder vardır, o da Mustafa Kemal Atatürk’tür.” diyebilmiştir. Bu eşitleme ve kıyaslama, Atatürk’e yapılmış büyük bir saygısızlıktır.
Oysa Öcalan’a yönelik “kurucu önder” tanımı PKK’nın bileşenleri tarafından kullanıldığı için, bu ifade “Madem ona kurucu önder diyorsunuz, o hâlde onun ‘terör örgütünü feshettiğini ve silah bırakma kararını aldığını’ da yerine getirin.” mealinde bir yönlendirmedir. Çünkü terör örgütü PKK’nın kurucusu, kendisini “kurucu önder” olarak gören örgüt bileşenlerine, geçtiğimiz yılın 27 Şubat’ında şu açıklamayı yapmıştı:
“PKK’nın anlam yoksunluğu ve aşırı tekrarı, ömrünü tamamlamasına ve feshini gerekli kılmasına yol açmıştır. Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine yanıt verememektedir. Bu koşullarda silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihî sorumluluğunu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme adına kongrenizi toplayın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”
Öcalan bile bu durumu anlayarak “Devlet Bahçeli DEM’lilere de beni hatırlatıyor ve ‘kurucu önderi esas alın’ diyor.” şeklinde geçtiğimiz haftalar içinde bir açıklama yapmıştır.
Süheyl Batum ise idrak edemediği bir konu üzerinden aklınca fitne çıkarmaya çalışmaktadır.
Oysa Sayın Devlet Bahçeli, geçtiğimiz yıl, “Kurucu önder ifadesinden rahatsız olan, bu tanımlamayı istismar eden, üstelik Milliyetçi Hareket Partisi’ne haksız ve hayasız şekilde saldırıya geçenler evvelemirde bu sıfatın bize ait olmadığını, patentinin bizde bulunmadığını, örgütsel ve ideolojik bir adlandırmadan başka da bir manaya gelmediğini biliyor olsalar bile bilmezliğe yatan ucuzlaşmış ve koflaşmış şarlatan tiplerdir. Nitekim PKK’yı kuran ve kumanda eden teröristbaşı Abdullah Öcalan, aynı zamanda örgütün kurucu önderidir.” şeklinde, Süheyl Batum ve benzerlerinin kalitesiz, dayanaksız ve mantıksız yorumlarına gereken cevabı vermişti.
Konunun, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olmasıyla ne ilgisi var? Öcalan üzerinden yürütülen süreç, Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaya çalışan bir terör örgütünün kökten bitirilmesiyle ilgiliyken, Süheyl Batum’un yapmaya çalıştığı yorum ancak “Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı” atasözüyle ifade edilebilir.
Süheyl Batum, partisi CHP 1992 yılından bu yana Öcalan’ın kurduğu tüm partilerle işbirliği ve ittifak yaparken(terör sürerken yaptı) göstermediği itirazı, neden PKK’nın silah bırakma ve kendini feshetme sürecinde mantıksız yorumlarla gösterme telaşına düşmüştür?
“Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” hedefinin Suriye’de, Irak’ta, İran’da ve Türkiye’de yarattığı kazanımları göremeyen bir hukuk adamı olabilir mi? Terör örgütü PKK’nın ABD ve İsrail tarafından taşeron olarak kullanılamaması bu sürecin bir gerçekliği değil midir? Yarım asırdır süren bir terör sorununu, ilk defa kurucu aktörü ve bileşenleriyle yüzleştirerek kökten bitirme noktasına gelinmişken; terör örgütünü kuranla Cumhuriyet’i kuranı karıştırmak nasıl bir zekâ düzeyidir? CHP’nin okumuş cahil kadrosu öyle geniş ki, hangi birini anlatalım?
Süheyl Batum, eğer öğrencilerini de bu zekâ düzeyinde yetiştirdiyseniz, vay o öğrencilerin hâline… Gerçi sizin asıl meseleniz, olaylara CHP’nin zekâ düzeyinde bakmanızdır.
İşte o CHP zekâ düzeyi ile tarihe bakanlardan biri olan Mustafa Balbay’ın da “3 Mayıs Türkçülük Günü, Kürtlere karşı Türk propagandası yapmak için icat edildi.” Şeklindeki garabet düşüncesi de böyle bir üretim olmuştur.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin, 3 Mayıs’ın mücadele ruhunu “Böylesi bir dönemde, komünizm tehlikesinin kapımıza dayandığını gösterip devrin başbakanını açıkça uyaran mektuplarla başlayan süreç, 3 Mayıs’ta mahkeme salonlarına taşınmıştır. Türk milliyetçiliğini yargılamaya cüret edenlere karşı mahkeme salonlarına sığmayan, Sovyet emperyalizmi karşısında boyun eğmeyen bir irade milletimizin sinesinde yer bulmuştur. Ankara Adliyesi’ni dolduran Türk gençliği, Türk kimliğini sosyalizme ezdirmemek, İslam’ı komünizme çiğnetmemek için tek yürek oldu. Millî bir ruhun önderliğinde başlayan protestolar, vatan için çarpan yürekleri söndürmek isteyenlerin üzerine kâbus gibi çökmüştür.” şeklinde özetlediği hâlde, 3 Mayıs gibi kutlu bir millî mücadeleyi “Kürtlere karşı Türk propagandası yapmak için icat edildi” diye bir iftirayla sunmak toplumda bölünme, ayrışma ve kaos arayanların bir çabasıdır.
Mustafa Balbay’ın bu niyeti taşıyan iftirasının bir bedeli olmalıdır.
Biz, bölücü emelleri olan hangi etnik unsur olursa olsun hepsine karşıyız; hepsine karşı mücadeleye varız. Türk, Kürt, Laz, Çerkez fark etmez… Türk milletinin birlik, beraberliğini ve bölünmez bütünlüğünü hedef alan herkes bizim düşmanımızdır.
Fakat emperyalizme ve komünizme karşı bir şahlanış olan 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’nü, bir etnik unsura karşı yapılmış gibi göstermek bir alçalma hâlidir.
Büyük Türklük sevdalısı olan Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Bedenimin babası Ali Rıza Efendi, hislerimin babası Namık Kemal, fikirlerimin babası Ziya Gökalp’tir.” diyerek fikirlerindeki etkisini anlattığı Ziya Gökalp, “Türkleri sevmeyen bir Kürt, Kürt değildir. Kürtleri sevmeyen bir Türk de Türk değildir.” sözünün sahibidir.
3 Mayıs Türkçülük mücadelesinde sembol olmuş her dava adamı da Ziya Gökalp’e büyük saygı ve sevgi duyar.
CHP’nin okumuş cahilleri, olayları birbirine karıştırmamalı; tarihî gerçeklere çamur atmamalı ve iftira üretmemelidir… CHP’de Mustafa Balbay, Süheyl Batum gibi nice okumuş cahil vardır. CHP adeta okumuş cahil üretme fabrikası gibidir.