Hey Ahbapçılar, ses verin!
Ahbap Derneği kurucusu Haluk Levent ve ekibinden birçok şüpheli, aşağıdaki suçlamalar nedeniyle gözaltına alındı:
- Ahbap Derneği hesaplarından asistanı Yeliz Kaya’nın hesabına 120 milyon TL aktarıldığı,
- 2020-2026 yılları arasında 990 milyon TL bahis oynandığı ve 390 milyon TL kaybedildiği (dernek kurucularından birinin hesabı üzerinden),
- Deprem bağışlarının (özellikle 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremi sonrası) şahsi hesaplara ve üçüncü kişilere aktarıldığı, amacı dışında kullanıldığı,
- Derneğe ait gayrimenkullerin şüpheliler adına tescil edildiği ve bazı konutların atıl bırakıldığı,
- Milyonlarca dolarlık senet işlemleri (dernek kefil gösterilerek) ve “mide kanseri” haberi yayma talimatı gibi iddialar.
Bu iddialar akla, Haluk Levent’in geçmişte katıldığı bir video etkinliğinde okuduğu yorumu getiriyor.
Kendisi için yazılan yorumlardan birini şöyle okumuştu: “Bitmek üzereyken sosyal medya aracılığıyla Atatürkçü kesimin huyuna giderek tekrar gündeme gelmiş müzisyen. Samimiyetine güvenmemek gerekir. Tek derdi yolunu bulmaktır.”
Yorumu okuduktan sonra Haluk Levent tek kelimeyle cevap vermişti: “Doğru.”
Bugün gelinen noktada vahim iddialar ve suçlamalar gündemde. Yukarıdaki suçlamalar doğruysa, Haluk Levent’in Ahbap Derneği üzerinden büyük bir vurgun yaptığı sonucuna varmak kaçınılmaz olacaktır.
Biliyorsunuz Ahbap Derneği, 6 Şubat depremi sonrası CHP’nin başını çektiği muhalefet tarafından Türk devlet kurumlarına alternatif ve hatta devlet kurumlarından daha iyi hizmet sunduğu şeklinde pazarlanıyordu.
O günlerde MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, TBMM kürsüsünden çok sert uyarılar yapmıştı:
“Devleti bir kenara, iki, ahbap-çavuş ilişkileriyle yardım toplanması bu kapsamda paralel bir hat kurulması, devletin inandırıcılığını bir nevi gölgelemektir. Bizim nazarlarımızda itibar edilmemesi gereken bir yanlıştır. Hatay'ın Antakya ilçesinde baraj patladığını iddia edip kurgulanmış yalanı sosyal medyadan servis ederek korkuya, paniğe ve can kayıplarına neden olanlar afet bölgesinde neyin peşindedir? Devletin yapamadığı, yatıştıramadığı ve yetişemediği ne vardır da ahbapçılar ve babalacılar akraba gibi kanat çıkmaktadır. Bu sahtekarların Türk televizyonunda artık yer almaması lazımdır. Devlete acz içinde gösterircesine sosyal medyaya üşenler bindikleri dalı kestiklerini ne zaman anlayacaklardır? Böylesi bir muhtarislik kimin harcı, kimin haddidir? Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlüdür. Her müşkülatın, her mikrobun üstesinden gelmesi mümkün ve mukadderdir.”
***
Görüldüğü gibi erinde sonunda “Tarihin hep haklı çıkardığı lider” olarak Sayın Devlet Bahçeli’nin yeri ve zamanında duruşlarını, tespitlerini tescillemek herkese sorumluluk oluyor.
O günlerde biz de yazdığımız yazılarda toplumu bu yanlı ve Türk devletine yönelik kara propagandalara karşı uyarmıştık.
“DEVLET YOK SONDAJININ AMACI” başlıklı yazımda şöyle demiştim (21 Şubat 2023):
“‘Devlet yok’ vurgusu üzerinden hükümete vurarak acıları tepkiye dönüştürmek ve seçimler öncesi kitleleri bir algı etrafında toplayarak aslında bir nevi seçim hazırlığı yapıyorlar. Türk devletinin tüm kurumları depremzedelere yardım için seferberlik halindeyken, sürekli devlete alternatif yapılar ve kişiler üretmeye çalıştılar. Bunun için de Ahbap üzerinden Haluk Levent’i, BabalaTV üzerinden Oğuzhan Uğur’u cilalamaya çalıştılar. Depremin önceliği enkaz altından canlı kurtarmak iken ne Ahbap’ın ne de BabalaTV’nin böyle bir ekibi ve misyonu vardı. Ahbap masa başında para toplayan bir yardım derneği misyonu yüklenirken, BabalaTV’de bilgisayar başında kahve yudumlayarak sadece bilgi kirliliği yaratmakla suçlanıyordu. Şimdi Haluk Levent’in yönettiği Ahbap’ın topladığı yardım paralarını nereye ve nasıl harcadığı şüpheli bir hâle gelmişken, Oğuzhan Uğur’un ekibinin yaydığı ‘Baraj patladı’ gibi halkı paniğe sevk eden provokasyonlar, sahte ihbarlarla yardım çalışmalarını aksatmaları, sahte ihbar mesajlarını delil olmaktan çıkarmak için teker teker silmeleri ve ‘AFAD’a gerek yok’ diyerek devletin kurumunu yok saymaları, depremin ikinci haftasında en çok tartışılan gündem olmuştu. İki arızalı ve sicili ortada tiple devlete alternatif oluşturmaya çalışacak kadar pespaye olanlar, sadece çapsızlıkları ve kırık dökük tezgâhlarıyla deşifre olmuştur.”
***
“DEVLET YOK DEZENFORMASYONU” başlıklı yazımda da (16 Şubat 2023) şunları kaydetmiştim:
“Dezenformasyon için temel olarak ‘Devlet yok’ kara propagandasını seçtikleri çok net gözüküyor. Deprem felaketine kurtarma ve yardım müdahalesi yapan hangi kurum varsa hedefte o vardır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükümet, TSK, AFAD, Kızılay, Diyanet en çok hedef alınan kurumlar olmaktadır. Dezenformasyon üretenlerin en çok uğraştığı da depremin ilk gününden itibaren MHP ve Lideri Devlet Bahçeli olmuştur. Devlet-Millet bütünleşmesinde tecrübeli misyonu olan MHP ve Lideri Devlet Bahçeli özellikle seçilmektedir. Deprem felaketi yaşandığı andan itibaren devleti yok sayma girişimleri belli ki, malum ajansın ortak dil oluşturma tekniği idi.”
***
“HEY AHBAP PATLADINIZ MI?” başlıklı yazımda ise (1 Mart 2023) şöyle demiştim:
“Çünkü Haluk Levent’in Ahbap’ı onların kirli algı ve kara propagandaları için uygun bir figürdü. Bunun için Oğuzhan Uğur gibi şovmenleri, HDPKK sevdalısı Ekrem İmamoğlu gibi adamı ‘2. Atatürk’ gören Hunili Deli Gökhan Özoğuz gibi sanatçı bozuntularını da Ahbap’ın yanına monte etmişlerdi.”
Haluk Levent’in daha önce de adı sık sık dolandırıcılık ve karşılıksız çek olaylarıyla gündeme gelmişti. 1997 yılında bir karşılıksız çek nedeniyle 9 ay hapis yatmıştı.
Gelinen bu noktada ise çok daha ağır suçlamalarla karşı karşıya.
Boşa “Can çıkar, huy çıkmaz” dememişler…
En ilginç olanı ise şudur: Ünlülerin ürün ve marka tavsiyelerindeki güvenilirliklerini ölçen MediaCat ve Ipsos tarafından hazırlanan Celebrity Güven Endeksi’nin 2021 sonuçlarında Haluk Levent, “Türkiye’nin en güvenilir ünlü ismi” seçilerek kamuoyuna duyurulmuştu. Karşılıksız çek nedeniyle 9 ay hapis yatmış birine bu unvanı verebilmek için gerçekten nasıl bir “anlaşma” yaptıklarını insan merak ediyor.
“Türkiye’nin en güvenilir ünlü ismi” dedikleri Haluk Levent’le ilgili ortaya çıkan iddialar, bu sıfatı verenler için tam bir yüz karasıdır.
Ahbap Derneği ile ilgili soruşturma kapsamında incelenen dijital materyaller ve iletişim kayıtlarında, Haluk Levent ile asistanı Yeliz Kaya arasındaki yazışmalar deşifre edilmiş. Kayıtlarda Haluk Levent’in asistanına, belirli kişilere yönelik “mide kanserine yakalandığı ve tedavi için finansal destek aradığı” yönünde asılsız bilgi yayma talimatı verdiği tespit edilmiş…
Söz konusu mesajlarda Haluk Levent’in, kurguyu desteklemek için asistanından kendisine ağlayarak sesli mesaj atmasını istediği de görülüyor.
İddia edilen mesajlardan bazıları şöyle:
Haluk Levent: Ararlarsa Feyza’lara Amerika’ya geldiğimi söyle, bir de mide kanseri oldum dedim Feyza’ya. Seni ararlarsa evet de. Dün öğrendim dersin.
Yeliz Kaya: Abi Allah korusun
Haluk Levent: Yav Allah Allah, Çetin’e de öyle yazdım
Yeliz Kaya: Sadece onlara öyle söyleyeceğim değil mi, başkalarına değil.
Haluk Levent: Bana ağlayarak mesaj at, Uğur’a dinleteceğim. ‘Abi babamın alacağı parayı ne yapacağız, rezil olduk de’.
***
Eğer bu iddialar doğruysa, “Türkiye’nin en güvenilir ünlü ismi” bu ise “Türkiye’nin en güvenilmez ünlü ismi” olarak kimin seçilmesi gerekiyor?
Geçmişten bugüne adı hep dolandırıcılık konularıyla anılan, yurt dışında bölücü konserlerde sahne aldığı için dönemin DGM Savcılığı tarafından “PKK/KADEK örgütüne yardım ve yataklık” şüphesiyle gözaltına alınan, Tunceli’ye “Dersim” diyen Haluk Levent’i sol çevreler “Atatürkçü, kahraman, en güvenilir insan” diye pazarlamanın finaline geldiler…
Haluk Levent üzerinden Türk devletini itibarsızlaştırmaya çalıştılar. Şimdi ise Türk devleti “hesap vakti geldi” diyor.
Bakalım iddialar, suçlamalar hangi boyuta ulaşacak…