Trump ve Avrupa çekişmesi

YAYINLAMA:
Trump ve Avrupa çekişmesi

ABD Savunma Bakanlığı, Trump’ın Alman Başbakanı Friedrich Merz'i hedef alan açıklamaları sonrası  ülkedeki 5.000 askerini çekmeyi planladığını duyurmuştur. Bu karar, ilk bakışta sınırlı bir askeri düzenleme gibi görünse de, esasında NATO’nun geleceği, Avrupa güvenliği ve küresel güç dengesi açısından yeni sonuçlar doğurma potansiyeline sahiptir. Zira Trump, ABD askerinin İtalya ve İspanya’dan da ayrılması gerektiğini ifade etmektedir. Son dönemlerde ABD ile Avrupa arasında giderek belirginleşen stratejik ayrışmanın artık daha da somut hamlelerle belirginleşmeye başladığı açıkça görülebilmektedir.

Avrupa’daki yetmiş binden fazla ABD askeri personeli hem ABD’nin Avrupa’ya verdiği savunma taahhüdünün göstergesi olduğu gibi siyasi anlamda da kıta genelinde alan kazanmasına imkan tanıyan unsurların başında gelmektedir. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan yeni dengelerle beraber Almanya, bu varlığın merkezi konumunda yer almakta ve ABD’nin Avrupa’ya yönelik güvenlik taahhüdünün sembolü olarak görülmektedir. Bu nedenle asker çekme kararı, Avrupa’da “ABD geri mi çekiliyor?” sorusunu yeniden gündeme getirmiştir. 

Bu kararın domino etkisi yaratıp yaratmayacağı ise kritik bir sorudur. ABD’nin sadece Almanya ile sınırlı kalmayıp İtalya, Polonya ya da Baltık ülkelerindeki askeri varlığını da gözden geçirmesi ihtimal dahilindedir. Zaten Trump da İspanya ve İtalya için de açıklama yapmıştır. Bu çerçevede Avrupa’daki askeri yükü azaltma eğilimi, yeni bir konumlanmanın parçası olabilir.

Stratejik anlamda bu adım Avrupa için bir uyarı niteliği taşımaktadır. Avrupa Birliği uzun süredir “stratejik özerklik” kavramını tartışsa da, pratikte güvenliğini büyük ölçüde ABD’ye dayandırmaktadır. ABD’nin kademeli çekilmesi, Avrupa’yı kendi savunma kapasitesini artırmaya zorlayacaktır. Zaten bu da uzun bir süredir Avrupa ülkelerinin önemli konu başlıkları arasındadır.

Yaşanan gelişmeler -ki bunlar sadece ABD’nin son kararı ile kısıtlı değildir- “Rusya ile ABD arasında bir anlaşma mı yapıldı?” sorusunu önümüzdeki günlerde yoğun bir şekilde gündeme getirecektir. Bu hususta somut bir durum henüz cereyan etmemiştir. Ancak uluslararası ilişkilerde algı da gerçek kadar önemlidir. Rusya, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığının azalmasını kendi lehine bir gelişme olarak değerlendirebilir. Bu durum, özellikle Ukrayna savaşı sonrası oluşan güvenlik mimarisinde Rusya’nın hareket alanını genişletebilir. Öte yandan ABD’nin bu adımı, Rusya ile gerilimi azaltmaya yönelik dolaylı bir mesaj olarak da yorumlanabilir; fakat bu, açık bir “uzlaşma” anlamına gelmez.

Hem bu tabloya hem de Avrupa’nın mevcut şartlardaki durumuna bakıldığında kendi dinamikleriyle ne savunmasını sağlayabilecek ne de siyasi, ekonomik ve politik anlamda kendi iradesini ortaya koyabilecek bir potansiyeli henüz yoktur.

Geride bıraktığımız Cuma günü kaleme aldığım “Avrupa’nın Karanlık Zihin Dünyası” başlıklı köşe yazımda da değindiğimiz üzere Avrupa bu cendereden Türkiye olmadan çıkamaz. Ne savunma, ne diplomasi, ne enerji ne de ekonomik anlamda giderek köşeye sıkışan Avrupa, Türkiye ile iyi ilişkiler geliştirmek ve bunu samimi, makul, Türkiye’nin hassasiyetlerini önceleyen bir çizgide takip etmelidir.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...