PKK ile menfaatte varlar, Terörsüz Türkiye'ye yoklar!
“Terörsüz Türkiye” sürecinin gelişmesi, ilerlemesi ve nihai başarısının en büyük güvencesi, terörle mücadelede başarısını ispatlamış ve milli savunma teknolojisinde büyük atılımlar gerçekleştirmiş olan Cumhur İttifakı’dır. Akıl sahibi olup da ülkesinin geleceği adına sağduyulu düşünen herhangi bir kişi, Cumhur İttifakı’nın bu kritik rolünü inkâr edebilir mi?
Akıldan, sağduyudan ve vizyondan yoksun olan Türkiye’deki muhalefet dışında bunu yapabilen yoktur. Üstüne bir de ikiyüzlülüklerini ekleyince gerçekten çekilmez hâle geliyorlar.
“Terörsüz Türkiye” sürecine karşı çıkan Müsavat Dervişoğlu, Ümit Özdağ ve Yavuz Ağıralioğlu gibileri, muhalefet içinde bu sözlerin ve sıfatların en başta muhatabıdır. Bu üçünün ortak özelliği şudur: Kişisel ve siyasi menfaat uğruna Apo’nun kurduğu partilerle ittifak ve işbirliği yapmak, ama o partilere “Teröre cephe al, Türkiye partisi ol” dememek… Apo’nun partileriyle işbirliği ve ittifak yapmak, fakat asla Apo’ya “Terör örgütünü feshet, örgüte silah bıraktır” çağrısı yapmamak…
Ne kadar tuhaf, ne büyük bir ikiyüzlülük değil mi?
Müsavat Dervişoğlu (2019 yerel seçimleri ve 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP ile ittifak),
Ümit Özdağ (2019 yerel seçimleri ve 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP ile ittifak),
Yavuz Ağıralioğlu (2019 yerel seçimlerinde HDP ile ittifak). Belediye başkanlığı, bakanlık, ihale ve kadro uğruna terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan’ın kurduğu partilerle sırıtan, yılışan ve seferber olan bu tiplerin, “Terörsüz Türkiye” süreciyle ilgili yaptıkları açıklamaları görünce insanda tiksintiden başka bir duygu oluşmuyor.
Mesele kişisel ve siyasi menfaat olunca “Bizim Apo’nun partisi HDP ile ne işimiz olur?” diyemeyenler, söz konusu yarım asırlık terör belasını bitirmek olunca “Bizim Apo’nun partisi DEM ile ne işimiz olur?” diyebiliyorlar.
Yaklaşık 1,5 yıldır bu tuhaflığı, bu garabeti dile getiriyorum. Bu üçlüden hiçbiri bu konuda samimi bir açıklama yapmıyor.
Aksine, ha bire “Terörsüz Türkiye” sürecine saldırıyorlar.
Siyasi ikiyüzlülüklerinin farkındalar; ancak siyasette tutunabilmek ve yarınlarda topladıkları oylarla kendilerini bir yerlere pazarlamak için bu hâle muhtaçlar.
Müsavat Dervişoğlu, “Terörsüz Türkiye” sürecindeki gelişmeler için “Siz utanmıyorsunuz, sizin yerinize ben utanıyorum. Allah sizi ıslah etsin, nasıl biliyorsa öyle yapsın” demiş. Terör eylemleri devam ederken, terör örgütü PKK’nın siyasi uzantılarıyla ittifak ve işbirliği yaparken, sınır ötesi operasyonlara karşı çıkarken, HDP ile Anayasa taslakları hazırlarken, Öcalan’ın kavramlarını parti programına koyarken göstermediğin utanma duygusunu, şimdi ülkenin üniter yapısına ve Anayasasına zerre halel getirmeden terörü bitirme stratejisine karşı mı gösteriyorsun?
İnsanda utanma duygusu olur, ama o insan siz değilsiniz.
2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde CHP Genel Merkezi’ni ziyaret eden HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar, canlı yayında kameralara karşı “PKK ve Öcalan konusunda CHP ile aramızda zerre sorun yok” derken, sen niye en ufak bir utanma duygusu gösterip tepki vermemiştin Müsavat Dervişoğlu? Eğer Cumhurbaşkanlığı o HDP’li ittifakla kazanılsaydı, kim bilir ne hayallerin vardı, değil mi?
Sendeki mantık şu şekilde özetleniyor: “PKK ile kişisel ve siyasi menfaatlerim için beraber olurum, ama Türkiye’nin, bölgemizin geleceği, istikrarı, huzuru ve güveni için çağrılarda bulunamam.” Değil mi?
Ümit Özdağ da Müsavat Dervişoğlu ile aynı model… Aynı siyasi ikiyüzlülük, pişkinlik, tuhaflık, garabet, mantıksızlık, inkar hali onda da var?
Bulunduğu partilerde HDP ile iki kez ittifak yapmış ve sınır ötesi terörle mücadele operasyonlarına karşı çıkma sicili olan Ümit Özdağ, “Terörsüz Türkiye” sürecini siyasi istismar fırsatı hâline getirerek şu açıklamayı yapmıştır:“Türk milletini bu sürece karşı Zafer Partisi çatısı altında toplanmaya ve Anayasamızı, milli birliğimizi, milli üniter laik devletimizi birlikte savunmaya davet ediyorum.”
Fakat Ümit Özdağ’ın bir de çok çok büyük hafıza problemi olduğu da ortaya çıkıyor.
Ümit Özdağ sen kiminle dalga geçip, siyasi istismar peşinde koşuyorsun?
7 Ocak 2005’te “Önderlik karşısında itaat sonsuz.” Cümlesini yazan sen değil misin Ümit Özdağ?
Basın toplantısında "Öcalan'ın kurucu olmasından kaynaklanan simgesel bir otoritesi var." Diyen sen değil misin Ümit Özdağ?
“Terörsüz Türkiye” sürecinin ilk aylarında, cezaevinden şu açıklamayı yapan sen değil miydin Ümit Özdağ?
“Bu konunun hızla açıklığa kavuşmasının tek yolu, Öcalan’ın ikinci bir açıklama yaparak YPG ve PJAK’a da silah bırakma çağrısında bulunmasıdır. Bu çağrıyı reddederlerse süreç durdurulmalıdır.” (6 Mart 2025)
Ayrıca bir gün önce, eski AK Parti milletvekili Şamil Tayyar’ın “Öcalan’ın çağrısının SDG’yi, yani PKK’nın (KCK) Suriye kolu YPG’yi kapsayıp kapsamadığı sorusuna ‘Metinde olmayan bir şeyi söyleme yetkimiz yok’ demişler. Nitekim DEM Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da ‘Çağrı SDG’ye değil’ demişti” şeklindeki açıklamasını alıntılayarak şu sözleri söyleyen de sen değil miydin?
“Şamil Tayyar çok doğru söylüyor. Öcalan’dan ikinci bir açıklama almak çok mu zor?” (5 Mart 2025)Ümit Özdağ, deli misin yoksa deli numarası mı yapıyorsun?
Sen de Öcalan’ın silah bırakma çağrısıyla ilgili ikinci bir açıklama isteyince “Anayasa, milli birlik, üniter yapı” sıkıntıya mı girmişti? Vallahi sizde nasıl bir karakter, nasıl bir akıl var şaşmamak elde değil…
Terör örgütü PKK silah bırakırsa, kendini feshederse Türkiye ne kaybeder ki?
Vallahi bu üçlünün siyaset akademilerinde “ibretlik siyasiler” olarak ders konusu olmaları gerekir. PKK ile kişisel ve siyasi menfaatleri için her zaman varlar; ama Türkiye’nin huzuru, güveni ve geleceği için terör örgütünün ortadan kaldırılmasına gelince yoklar… Allah kimseyi bunların hâline düşürmesin.
Yavuz Ağıralioğlu’na pek değinmediniz diyen olursa…
Eski partisinin milletvekili Lütfü Türkkan zaten onunla ilgili şöyle bir portre çiziyor: “Yavuz Ağıralioğlu, İYİ Parti Grup Başkanvekilliğinden alındı. Zira kendisi bir taraftan belediyelerden aldığı ihaleleri takip etmekten, yeni ihalelere dair girişimlerde bulunmaktan, tevdi edilen görevleri ihmal etmek zorunda kalıyordu.”
Aslında hepsi de birbirlerinin siyasetini kişisel menfaat uğruna yaptığını açıkça itiraf ediyor. Bu nedenle bu siyasi karakterlerin “Terörsüz Türkiye” hedefini anlaması ve kavraması mümkün değildir. Süreci kendi siyasi menfaatleri için istismar etmeleri de onlar açısından gayet doğaldır.