MHP üzerinden pazarlamalar ve oyunlar

YAYINLAMA:
MHP üzerinden pazarlamalar ve oyunlar

MHP, herkesin kabul edeceği bir tarifte Türkiye’de özgül ağırlığı en yüksek partilerden biridir. Her eylemi ve her söylemi son derece etkilidir. MHP’nin suskunluğu dahi o büyük özgül ağırlığı harekete geçirmeye yeterlidir. MHP kurulduğu günden bu yana böyledir ve emin olun, sonsuza kadar da böyle olmaya devam edecektir. MHP’nin bu tarihî özelliğini düşmanları da çok iyi bilmektedir. Bu yüzden bir an bile durmamakta, her oyun, her plan, her kumpas doğrudan MHP üzerine kurulmaktadır.

MHP öylesine büyük ve köklü bir partidir ki, yirmi yıl önce MHP’den istifa edip ardı ardına on parti değiştiren kişiler bile “Eski MHP’li-Ülkücü” sıfatını kullanmaktan asla vazgeçmemektedir. “Devrimciyim” diye slogan atan ve o sıfatla gezen kişiler dahi gün gelip “Ben de Ülkücüyüm” diyerek halk nezdinde prim yapmaya çalışmaktadır. MHP’den istifa edip, başka partilere gidenler bile itibarını eski sıfatlarında aramaktadır.

Bunun sayısız örneği vardır.

Dikkat edin; bir kurumda ya da ortamda menfaat peşinde koşan, bu davayla hiçbir bağlantısı olmayan kişi bile ya “Bende şöyle MHP’liydim, böyle Ülkücüydüm” diye prim yapmakta ya da MHP’ye düşmanlık yaparken yine aynı cümleyi araya sıkıştırmaktadır. 

Bunların hepsi, MHP’nin sahip olduğu muazzam özgül ağırlıktan ve Ülkücü Hareket’in güçlü ideolojik kimliğinden kaynaklanmaktadır.

Bu tarif ettiğim manzaraya tarihten günümüze o kadar çok örnek vardır ki, inanın hepsini burada anlatmaya kalksak sayfalar yetmez. “MHP şöyle yaptı, MHP şöyle yapacak… MHP’de bu oldu, MHP’de bu olacak” propagandalarıyla ömrünü tüketen MHP düşmanları… Kendini başka partilere pazarlamak isteyenler bile hâlâ MHP kimliğini kullanmaya çalışmaktadır. Mesela geçtiğimiz günlerde bir köşede unutulmuş gibi duran Koray Aydın’ın adıyla yapılan haberleri nasıl yorumlamalıyız? 

Görüyorsunuz, ortada resmî bir seçim tarihi bile yokken sadece yapılan konuşmalarla yapay bir seçim atmosferi oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bunun içinde kimi MHP üzerinden kendini pazarlamakta, kimi de MHP üzerinden konum belirlemeye çalışmaktadır.

“Koray Aydın MHP’ye dönecek ve üst düzey görev alacak” iddiaları da bu yapay gündemin bir parçasıdır. Böyle bir haber çıkana kadar Koray Aydın’dan haberdar olan kaç kişi kalmıştı? Varlığının ya da yokluğunun Türkiye’de kimsenin umurunda olduğunu sanmıyorum. 

Koray Aydın ya kendi kendini MHP üzerinden başkalarına pazarlamaya çalışıyor ya da İYİ Parti’de Genel Başkanlık yarışı nedeniyle Müsavat Dervişoğlu’nun zor durumda olan ekibi, onu ötelemek için MHP ismini kullanarak engelleme stratejisi güdüyor. Nitekim Koray Aydın en son Ekrem İmamoğlu’na yanaşmış, onu makamında ziyaret ederek poz vermişti.

İmamoğlu cezaevine girdikten sonra Koray Aydın bir daha ortada görünmedi. Koray Aydın, Ekrem İmamoğlu ile Trabzon hemşeriliği üzerinden bir ittifak kuracağını ve bundan büyük çıkarlar elde edeceğini düşünüyordu. Ancak İmamoğlu’nun yolsuzluk, rüşvet ve görevi kötüye kullanma iddialarıyla cezaevine düşmesi, Koray Aydın’ın tüm planlarını altüst etti.

Fakat Trabzon üzerinden hemşerilik de onlarda havada kalacak bir kimlikti. Çünkü Ekrem İmamoğlu, “Ben Trabzon’dan daha fazla Beylikdüzülüyüm. Bana ‘Trabzonlu olduğunu söylesene’ diye uyaranlar oluyor ama ben Trabzonlu olduğumu unutuyorum. Emin olun, bu soruyu sormasaydınız Trabzon sadece doğum yerim olarak anılırdı” diyerek İstanbul yolunda kendi kimliğini satmıştı. Koray Aydın ise Trabzon’a başka yerlerden göçmüş bir aileye mensuptu.

Ne Ekrem İmamoğlu’nun ne de Koray Aydın’ın toplumda tutunacak sağlam bir dalı yok aslında… Fakat siyasetin garip talihi, bazen kimleri nerelere taşıyabiliyor. İstanbul’a çivi çakmadan Cumhurbaşkanlığı hayalleri kuran Ekrem İmamoğlu’nun dünya görüşü daha ziyade kapitalist olmasına rağmen, babasının ve amcasının 1980 öncesi Ülkücü geçmişini sık sık öne çıkarması, yazımın başındaki tespitlere çarpıcı bir örnek teşkil etmektedir. 

Zira İmamoğlu şu sözleri sarf etmişti:

“Kendisini ülkücü tarif edenler kadar ben ülkücülük nedir bilirim. Rahmetli ülkücü bir amcanın yeğeni olarak yetiştim. İlk okuduğum kitap Dede Korkut Destanı’dır, Oğuz Kağan Destanı’dır.” 

“Babam Hasan İmamoğlu’na 1960’lı yıllarda ‘Ülkücü Hasan’ denilirdi.”

Seçim tarihi yaklaştıkça her cepheden MHP üzerinden her türlü oyunu oynamaya çalışacaklardır. MHP bugüne kadar üzerinde oynanmak istenen her türlü oyunu görmüş ve oyun kuranların hepsine de yenilgiyi tattırmıştır. Bu yüzden MHP bu konularda adeta şerbetlidir dersek yeridir.

MHP’den ayrılıkları yıllara dayanan kişiler bile siyaset dünyasında hâlâ eski kimlikleri üzerinden itibar arıyorsa, bu da MHP’nin Türk milleti nazarındaki güçlü ve köklü özgül ağırlığından kaynaklanmaktadır. MHP, Türk milletinin kökünden beslenen milli ve manevi hazinedir. MHP’de bunun farkında olarak sevgisini, vefasını, sadakatini her daim Türk milletine göstermiştir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...