Türk bayrağına karşı ODTÜ'deki alçaklık ve hafızasızlık

YAYINLAMA:
Türk bayrağına karşı ODTÜ'deki alçaklık ve hafızasızlık

Tribünlerde provokasyon arayışları dikkat çekerken, geçtiğimiz hafta ODTÜ Bahar Şenlikleri’nde de benzer provokasyonlara tanık olduk. Bölgemizdeki kritik gelişmeler karşısında Türk Devleti “iç cepheyi güçlendirelim” stratejisi belirlerken, bazı güçler tam tersine ayrıştırma, bölme ve nefret tohumlarını ülkeye serpmek için yoğun çaba harcıyor. Tribünlerde etnik fitne çıkarmaya çalışanlarla ODTÜ’de Türk bayrağına saldıran “devrimci artıklar”ın eylemleri maalesef birbirini takip ediyor.

Tam tribünlerde “Terörsüz Türkiye” sürecine yönelik tezgâhlanan olayları kamuoyuna “Dikkat edin” diye anlattığımız günlerde, ODTÜ’de Türk bayrağına alçakça bir saldırı gerçekleştirildi. 

Bu provokasyonlardan ve bayrak saldırısından siyasi rant devşirmeye çalışan iki parti öne çıktı: İYİ Parti ve Zafer Partisi.

Olayın ardından Türk bayrağına yönelik alçak saldırıyı terör örgütü DHKP-C ile bağlantılı kişilerin gerçekleştirdiği ortaya çıktı. 

“Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı atan öğrencilere saldıran ve “Seni öldüreceğim” tehdidinde bulunan grubun başında DHKP-C’nin Ankara sorumlusu İlhan Kaya’nın olduğu belirlendi. İlhan Kaya ve yanındaki şahıslar, olaydan kısa süre sonra sabah saatlerinde düzenlenen operasyonla gözaltına alındı. 

Bir DHKP-C sempatizanı sosyal medya hesabından “İlhan abiyi ters kelepçeyle tehdit edebileceklerini sanmaları çok komik ya gerçekten. İlhan abiyi zerre tanımıyorsunuz canım, çekirdek gibi çitler o ters kelepçeyi” diye böbürlense de, Türk polisi “İlhan Abi” dediklerini çekirdek niyetine çitledi.

Bu olaylar yaşanırken, ya siyasi rant peşinde olduğu ya da geçmişte “Öğrencilerime çatışma, iç savaş ve hükümete darbe ödevleri verdim; kışkırtıcı ve yaratıcı olmaları lazım” itirafıyla kendini açıkça deşifre eden Ümit Özdağ, düşünce alçaklığının bir başka örneğini şu sözleriyle verdi: 

“Bugün ODTÜ’de terör örgütü PKK’yı cesaretlendiren ve şımartan biri varsa, o da Devlet Bahçeli’dir.”

Bu ifadeler, terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısıyla hem 2019 yerel seçimlerinde hem de 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ittifak yapmış bir kişinin utanmazlığının boyutlarını göstermesi açısından çarpıcıdır. 

ODTÜ’de Türk bayrağına saldıranlar DHKP-C mensuplarıydı. DHKP-C’ye her türlü desteği veren CHP üzerinden dolaylı yoldan hem Ümit Özdağ’ın hem de Müsavat Dervişoğlu’nun yoldaşları konumundaydılar. 

Ümit Özdağ, sen DHKP-C’nin gözaltına alınanına, tutuklanana, sanatçısına ve yayın organına sahip çıkan CHP ile ittifak yaparak 2018’de İYİ Parti’den TBMM’ye girmedin mi? 

2025 yılında Zafer Partisi Genel Başkan Vekili Ali Şehirlioğlu, DHKP-C’nin meşhur sloganı “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”i kullanarak muhalefeti birleşmeye davet etmedi mi?

Zafer Partisi İstanbul İl Başkanı Hakan Akşit, Saraçhane mitinginde sahneye çıktığında, ODTÜ’deki olayların fitilini ateşleyen ve DHKP-C’ye gönül bağı olduğu bilinen sanatçı İlkay Akkaya da aynı sahnedeydi. O mitingde başta DHKP-C olmak üzere sol örgütlerin marşları okunmadı mı, sloganları atılmadı mı?

Aynısını, İYİ Parti İstanbul İl Başkanı olduğu dönemde Buğra Kavuncu da yapmıştı. Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atamasına tepki gösteren DHKP-C ve diğer sol örgütlerin polisle çatıştığı ortama katılarak “Özgür düşünceye ne olursa olsun kelepçe vurulamaz” demişti. Üniversite önünde polisle çatışan gruplar ise DHKP-C’ye ait “Ellerinde sapanlar vuruyor bu çocuklar, kalkın ayağa kalkın, biz şehirden siz köyden” ve “Katil polis üniversiteden defol” sloganlarıyla açıkça terör propagandası yapmıştı.

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın DHKP-C’li militanlarca şehit edilmesinin ardından düzenlenen operasyonda, DHKP-C’nin Türkiye sorumlularından Kamile Kayır ile aynı hücre evde yakalanan DHKP-C’li avukat Ebru Timtik’e CHP sahip çıktığında, Ümit Özdağ ve Müsavat Dervişoğlu ne tepki vermişti? O günlerden sonraki ilk seçimlerde her ikisi de yine CHP ile ittifak yaptı.

Dün DHKP-C’nin kucağında oturanlar, bugün kalkıp “şımartma ve cesaretlendirme” iftirası atabiliyor. 

PKK’nın ve DHKP-C’nin siyasi uzantılarıyla ittifak yaparken menfaat sevincinden ağızları kulaklarına varan İYİ Partililer ve Zafer Partililer, ODTÜ’deki Türk bayrağı saldırısı karşısında hemen istismar damarlarını açarak oraya koştular. Ey İyi Partililer ve Zafer Partililer o Türk bayrağına saldıran alçaklar sizin yoldaşlarınızdı. O yüzden istismarınızı ve iftiralarınızı abartmayın… “Lahanayı yerken kıtır kıtır sapına gelince mee” demeyi artık bırakın…

Daha geçtiğimiz Salı günü MHP Grup Toplantısı’nda MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, “Hudutlarımızda canımıza kasteden, sivillerimizi hedef alan, karakollarımıza çıkartma yapan, köylerimizi yağmalayan, evlatlarımızı kaçıran; analarımızı gözü yaşlı, çocuklarımızı yetim, bacılarımızı dul bırakan terörü bitirmek artık farz olmuştur” diyerek terörle mücadeledeki kararlılığını bir kez daha vurgulamıştı. Terör devam ederken PKK’nın siyasi uzantılarıyla işbirliği ve ittifak yapanların Sayın Devlet Bahçeli’ye yönelik iftiraları, siyasette tutunmak için gösterdikleri acizlikten başka bir şey değildir.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, yaptığı stratejik çağrılarla terör örgütü PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan’a –senin 7 Ocak 2005’te “Önderlik karşısında itaat sonsuzdur” diye tarif ettiğin Öcalan’a– PKK tarihinde ilk defa şu açıklamayı yaptırdı:

“PKK’nın anlam yoksunluğu ve aşırı tekrarı, ömrünü tamamlamasına ve feshini gerekli kılmasına yol açmıştır. Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler tarihsel toplum sosyolojisine yanıt verememektedir. Bu koşullarda silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihî sorumluluğunu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme adına kongrenizi toplayın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”

Terör örgütleri bu tür açıklamalarla şımarmaz, ikilik yaşar ve dağılır Ümit Özdağ.

Peki terör örgütleri ne zaman cesaretlenir, ne zaman şımarır biliyor musun? Türk Ordusu Zeytin Dalı (Afrin) Operasyonu’nda terör örgütü PKK/YPG’nin üzerine ölüm yağdırırken, senin gibi biri çıkıp “Erdoğan, Afrin’i almak için karşılığında ne verdin?” diye sorarsa işte o zaman şımarır ve cesaretlenir. 

Sınır ötesi her terörle mücadele operasyonuna karşı çıkan Ümit Özdağ, bu konularda en son konuşacak kişi bile değilsin.

Ümit Özdağ’a ve ondan zerre farkı olmayan Müsavat Dervişoğlu’na tavsiyem şudur: Siyasette tutunmak için kendinizi bu kadar küçük düşürmeyin. Gerçi siz de haklısınız; MHP’ye ne kadar çok saldırırsanız, CHP’den o oranda kontenjan hakkı kazanırsınız.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...