HDP ile ittifak ederken raks ediyordun Paşinyan Müsavat!

YAYINLAMA:
HDP ile ittifak ederken raks ediyordun Paşinyan Müsavat!

Günün birinde Hoca’nın da içinde bulunduğu bir toplulukta birisi sormuş:
“Hocam, adam olmanın yöntemi nedir?” Hoca Efendi, adama nefes alacak fırsat bile vermeden cevap vermiş:
“Canım, bunu bilmeyecek ne var? Elbette kulaktır.” Arkadaşlarının bu cevaptan bir şey anlamadığını gören Hoca, açıklamasını yapmış:
“Aa! Bunu bilemeyecek ne var? Herhangi bir adam konuşurken onu can kulağıyla dinlemeli, bir yandan da kendi ağzından çıkanı kendi kulağı duymalıdır.”

Türk siyasetinde son aylarda “adam olma” yöntemini yerle bir etmeye çalışan bir model var: Kulağı iltihaplı, dili zehirli Müsavat Dervişoğlu… 

Kendi ağzından çıkanı duymayan, can kulağıyla anlatılanları dinlemeyen Müsavat Dervişoğlu, siyasette tutunabilmek adına hadsizce konuşmalar yaparak hafızasızlığını, pişkinliğini ve siyasi acziyetini her geçen gün bir kez daha gözler önüne sermektedir. Güneş logosu altında hızla eriyen partisini, “Terörsüz Türkiye” sürecine hayâsız iftiralar atarak engellemeye çalışmaktadır. Geçtiğimiz günlerde bir milletvekili daha, “Değişen toplumsal ve siyasal ihtiyaçlara cevap verecek yeni bir vizyon yerine mevcut siyasi anlayışın devam ettirilmesine öncelik verildiği” gerekçesiyle İYİ Parti’den istifa etmiştir. Önümüzdeki süreçte birçok milletvekilinin daha istifa edeceği hem kamuoyunda konuşulmakta hem de parti içinden gelen duyumlarla kuvvetlenmektedir.

Bunun farkında olan Müsavat Dervişoğlu “Terörsüz Türkiye” süreci üzerinden adeta “cambaza bak” oynayarak dikkatleri başka yöne çekerek dağılmanın, çözülmenin önüne geçmeye çalışmaktadır. Bu da elbette basit ve etkisiz çaba olarak kalmaktadır.

Çünkü geçmişte PKK’nın siyasi uzantılarıyla yapılan ittifaklar, gerçekleştirilen işbirlikleri, sınır ötesi terörle mücadele operasyonlarına karşı takınılan tutumlar ve bunları güçlendiren eylem ile söylemler ortadayken; Müsavat Dervişoğlu’nun “Terörsüz Türkiye” hedefine bu derece saldırganlık göstermesi, ya derin bir siyasi çaresizlik halinin ya da ABD-İsrail ikilisinin terör örgütlerini taşeron olarak kullanma stratejisini sürdürmeye yönelik bir propagandanın figüranlığıdır.

Bunun başka bir izahı var mıdır?

Hadi Müsavat Dervişoğlu çaresizlikten bu halde de o konuşmaları yazıp önüne koyan hangi embesil ise yahut bu ikiyüzlü konuşmaları dinleyip alkışlayan milletvekillerinin hiç mi partileriyle ilgili bir hafızası yok…

Ah hafızasızlar, ah şuursuzlar…

2019 yerel seçimlerinde ve 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde eski HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın “Bizim başarımız, yani HDP’nin başarısıdır. Bu, Sayın Öcalan’ın çok önemsediği ve özellikle son 20 yılında adadığı bir projedir. Bu projenin benim şahsımda başarılı olması onu niye rahatsız etsin ki?” diyerek açıkça tarif ettiği HDP ile seçim ittifakını yapan parti siz değil misiniz?

“Terörsüz Türkiye” sürecine yönelik hadsizlikleri, hayâsız iftiraları ve çirkef dili alkışlayan İYİ Parti milletvekilleri… 

Siz kendi hafızasızlıklarınızı mı alkışlıyorsunuz?

Kurucu Genel Başkanınız Meral Akşener “Kürtlerin siyasal temsilcisi HDP’dir” demedi mi?

Emperyalizmin ürettiği “Kürt sorunu” kavramı için “HDP’yi meşru organ olarak görebiliriz. Eğer bu sorun çözülecekse meşru bir organla çözebiliriz” diyen Kemal Kılıçdaroğlu’na “HDP yasal ve meşrudur. Kemal Kılıçdaroğlu’nun çözüm süreci için Meclis’i işaret etmesini destekliyorum” mealinde destek veren de Müsavat Dervişoğlu değil miydi?

Bir basın mensubunun “Kemal Kılıçdaroğlu’nun tezkereye ‘hayır’ deyip sonra Kandil’i bombalama vaadinde bulunmasının çelişkili olduğu söyleniyor” demesi üzerine “Kapsamlı bir çelişki de görmüyorum. Kandil başka bir yer, Suriye’nin kuzeyi başka bir yer” diye tuhaf bir cevap vererek sınır ötesi terörle mücadeleye karşı çıkanlara bizzat destek veren de Müsavat Dervişoğlu değil miydi?

Cumhurbaşkanlığı seçimleri arifesinde YSK önünde basın açıklaması yapan 6’lı ittifakın temsilcileri arasında Müsavat Dervişoğlu da vardı. Bir muhabir kendilerine şu soruyu yöneltti:

“PKK, Kandil ve Yeşil Sol bileşenleri Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararı aldı. Bu gelişmeye ne diyorsunuz?”

Soru karşısında “Dağılın beyler!” diyerek apar topar kaçışa geçenler arasında Müsavat Dervişoğlu da bulunuyordu. Tam Şener Şen’in unutulmaz kaçış sahnesindeki gibi...

Şimdi “Terörsüz Türkiye” projesi karşısında raks eder gibi coştuğuna bakmayın. Maskelerini düşüren o kritik soru karşısında Türk ordusunu görür görmez, Karabağ’dan Paşinyan’ın arkasına bile bakmadan kaçtığı gibi panikle kaçışa geçmişti.

HDP ile ittifak yaparken, HDP’nin terör örgütü PKK’nın kurucusu olan Öcalan’a verdiği statü, ona “Kurucu önderimiz” dediğine hiç bakmıyordu.

Ta ki MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin “Terörsüz Türkiye” odaklı çağrılarından sonra terör örgütü PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan, örgütün mensuplarına şu çağrıyı yapana kadar her şey yolunda gidiyordu:

“PKK’nın anlam yoksunluğu ve aşırı tekrarı, ömrünü tamamlamasına ve feshini gerekli kılmasına yol açmıştır. Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler tarihsel toplum sosyolojisine yanıt verememektedir. Bu koşullarda silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihî sorumluluğunu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme adına kongrenizi toplayın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”

İşte bu çağrıdan sonra “statü” ve “kurucu önder” konuları birdenbire bazılarının en büyük derdi hâline geldi.

PKK terör eylemlerine devam ederken HDP ile ittifak yapmayı kendine hiç dert edinmeyen Müsavat Dervişoğlu, terör örgütünün feshedilmesi ve silah bırakması için strateji geliştirilirken neden böyle saldırgan, çirkef ve histerik bir hâle bürünüyor?

Müsavat Dervişoğlu, ağzından çıkanı kulağının duymadığı o çirkef konuşmasında “Terörsüz Türkiye” hedefine yönelik saldırılarını, sanki terörle mücadelede büyük hassasiyeti varmış gibi şu cümlelerle süslemeye çalıştı:

“Eli kanlı canilerin, katillerin, katli vaciplerin, Türkiye’yi ve Türk milletini hedef alan soysuzların bütünüdür. Kendini feshetmesi mümkün değildir. Bu katiller sürüsünü Türk askeri ve Türk polisi tasfiye eder. Türk Devleti de sebeplerini ve sonuçlarını bertaraf eder.”

Zaten Türk Devleti ve Cumhur İttifakı, sınır içinde ve ötesinde yıllardır tam da bunu yapmıyor mu? 

Peki buna rağmen hem siz hem de ittifak ortaklarınız terörle mücadeleye karşı çıkmadınız mı?

Türkiye’de Zeytin Dalı (Afrin) operasyonuna CHP ve HDP’den bile önce ilk karşı çıkan parti İYİ Parti oldu. Resmi açıklamalarında aynen şöyle demişlerdi:

“Tek adam rejimini kalıcı kılmaktan başka hiçbir amaca hizmet etmeyecek ve beka sorunu yaratabilecek Afrin savaş senaryolarına İYİ Parti tamamen karşıdır.”

Terörle mücadeleye akıl vermeye kalkanlara bak sen! 

Karşı çıktıkları Zeytin Dalı Harekâtı’nda 4.600 YPG’li terörist etkisiz hâle getirilmiş, PKK/YPG’nin kurduğu terör koridorları dağıtılmıştı. Eğer o günlerde bunları dinleyip terörle mücadele operasyonlarından vazgeçmiş olsaydık, bugün muhtemelen ABD ve İsrail’in Türkiye’ye komşu olmasını izliyor olacaktık.

Şimdi “Terörsüz Türkiye” projesine karşı çıkmak adına bu nutukları atan Müsavat Dervişoğlu, sınır ötesi terörle mücadeleye karşı çıkmak için tezkereye karşı “Hayır” oyu veren Kemal Kılıçdaroğlu’na destek vermek için “Kapsamlı bir çelişki de görmüyorum. Kandil başka bir yer, Suriye’nin kuzeyi başka bir yer” derken hiç aklın çalışmıyor muydu?

Türkiye destekli Suriye Ordusu, YPG’li teröristleri işgal ettiği yerlerden çıkarıp Halep Kalesi’ne Türk bayrağı asarken, bu tarihi başarıyı gölgelemek için şu sözleri söyleyen sen değil miydin Müsavat Dervişoğlu?

“Halep Kalesi’ne asılan şanlı bayrağımız duygularımıza dokunsa da oynanan oyunu ve aktörlerini görmemize engel değildir. Türk insanı, kendi vatanı ve milleti dışında artık hiç kimse için ölmeyecektir! Kendi vatanı için gelecektir.”

Yine terör örgütü YPG’ye karşı köklü bir işgal temizliği için operasyon başlatıldığında da çıkıp şöyle diyen sen değil miydin?

“Şimdi kalkmışlar, Suriye’deki gelişmeleri sanki bir zafermiş gibi sunmaya çalışıyorlar… PKK’yı perdelemek için uydurdukları SDG, Fırat’ın batısından süpürülünce bunu uluslararası bir başarı gibi pazarlıyorlar.”

Gördüğünüz gibi; Türk Devletine, Türk Ordusuna ve Türk Polisine tek bir destek veya moral verme yok. Sadece sürekli köstek olmak, hedef saptırmak ve moral bozmak var.

Hadi bakalım… İYİ Parti grup toplantısında Müsavat Dervişoğlu’nun sergilediği siyasi çirkeflik gösterisini alkışlayan İYİ Parti milletvekilleri çıksın ve desinler:

“Biz HDP ile ittifak yapmadık, Öcalan’ın ‘eşit vatandaşlık’ kavramını parti programımıza koymadık, HDP ile ortak Anayasa taslakları hazırlamadık, sınır ötesi terörle mücadele operasyonlarına karşı çıkmadık!”

Hadi cesareti olan varsa bu sorumluluğu üstlensin ve bu açıklamayı yapsın…

Cihan Paçacı, Ömer Karakaş, Şefik Çirkin, Yasin Öztürk, Şenol Sunat, Metin Ergun, Hasan Toktaş ve diğerleri partinin böyle bir siciliyle siz neyi alkışlıyordunuz?

Siyasette tutunmak için adeta kıvranan ve bunun için pişkince hareket eden Müsavat Dervişoğlu, konuşmasında “Paşinyan neden yapamadın?” diye bir çirkeflikte bulunmuş…

Oysa asıl Paşinyancılık oynayan kendi ittifak ortaklarıydı. Azerbaycan Karabağ’ı işgalden kurtarmak için Ermenileri önüne katıp kovalarken, CHP’li yetkililer zaferi gölgelemek için şu açıklamayı yapmıştı:

“Maalesef gelen haberlerde, Türkiye’den Azerbaycan’a silah yardımı yapıldığı ve söylentilere göre cihatçı grupların da Azerbaycan’a gönderildiği ifade ediliyor.”

Peki aynı dönemde Müsavat Dervişoğlu’nun yahut herhangi bir İYİ Partilinin CHP’ye herhangi bir tepkisi olmuş muydu? 

Tabii ki hayır. Niye tepki gösteremedi? 

Çünkü CHP, siyasi menfaat uğruna ittifak yaptığı ortaklarıydı. Öyle değil mi Paşinyan Müsavat?

Ne demişler:
“Bazı insanlar matruşka gibidir. Tanıdıkça içinden başka biri çıkar. Ve gittikçe küçülürler.”

Müsavat Dervişoğlu da aynen öyle… 

Gittikçe küçülmeye devam ediyor.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...