Yazdık, uyardık, doğrulandı: FETÖ'den ders çıkarmak
Dün yayınlanan “FETÖ zehirli örümcek gibi sardı” başlıklı başyazımı şu uyarısıyla bitirmiştim:
“Türk milleti yeni 15 Temmuzlar yaşamaması için FETÖ’yü büyüten tüm etken ve süreçlerden ders çıkarmalıdır. FETÖvari her yapılanmaya karşı da dikkatli olmalıyız. Türkiye üzerinde oyunlar bitmez. Dün FETÖ’yü kullandılar, yarın başka zehirli örümcekleri kullanabilirler. İsim değişir, maske değişir, düşmanlık ruhu değişmez.”
Ancak yazımın yayınlandığı gün Akit TV’de Fatin Dağıstanlı ve Ali İhsan Karahasanoğlu’nun hazırladığı “Manşetlerin Dili” programında bu cümleler asıl bağlamından koparılarak yorumlandı.
Bunu yapan da Ali İhsan Karahasanoğlu oldu.
Programın moderatörü Fatih Dağıstanlı konuya şöyle girdi:
“Evet, dün Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli grup toplantısı yaptı ve FETÖ ile ilgili önemli cümleler söyledi. Tabii bugün gazeteler küçük küçük vermiş ama Türk Gün Gazetesi MHP’nin yayın organı ve diyor ki FETÖ’ye karşı hafıza diri tutulmalı, tehdit daha bitmedi. Şimdi bu cümlelerin hepsi Devlet Bahçeli’nin kendi cümleleri. Bu arada başyazıda da Yıldıray Çiçek ‘FETÖ zehirli örümcek gibi sardı’ derken yazısının sonunda ‘FETÖvari her yapılanmaya karşı da dikkatli olmalıyız’ diye bitiriyor yazısını Ali İhsan Bey.”
***
Bunun üzerine Ali İhsan Karahasanoğlu, öznesi, yüklemi, amacı ve hedefi belli olan yazımla ilgili şöyle dedi:
“Yani FETÖvari bütün yapılanmalara… Biraz önce ben söyledim, bunu cemaatler anlamında kullanmamak lazım. Çünkü Bir Gün Gazetesi de şimdi Türk Gün Gazetesi’nin başyazısındaki ifadeleri bir başka şekliyle söylüyor. Yaşananlar ders olmadı diyor, yenisinin yaşanmaması için çalışacağız dese de… Tarikatları, cemaatleri, her birini FETÖ ile sanki benzermişler gibi bir algı operasyonu yapıyorlar. Çok net söylüyorum. Tarikatlar, cemaatler, dini gruplar, İmam Hatipliler, İlahiyat Fakülteleri, Diyanet, kadroları vs. Bunların hiçbirisinin bu Türkiye’ye zararı olmaz, olamaz.”
***
Oysa biz FETÖ konusunda yıllar önce MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin çizgisinde uyarılar yaparken, yazılar yazarken Ali İhsan Karahasanoğlu gibilerin atmosferi “Cemaat devlete sızmış, buna kargalar bile güler” duruşuyla bizleri suçluyordu. Kimi de “Fethullah Gülen’i kırmak Allah’ı gücendirmektir”, “Fethullah Gülen gibi Allah’ın dostlarına taarruz etmiş olanlar Allah’a taarruz etmiş olur” cümleleriyle sapkın bir anlayışla savunma refleksi geliştiriyordu.
Yazımın hedefi şu cümlelerden anlaşılacağı üzere çok nettir:
- FETÖvari her yapılanma,
- Türkiye üzerinde oyunlar bitmez,
- Dün FETÖ’yü kullandılar, yarın başka zehirli örümcekleri kullanabilirler,
- İsim değişir, maske değişir, düşmanlık ruhu değişmez.
Bu cümlelerde “Tarikatlar, cemaatler, dini gruplar, İmam Hatipliler, İlahiyat Fakülteleri, Diyanet ve kadroları”nı hedef almak neresindedir?
Bir zamanlar FETÖ’ye “İslam maskesi” giydirildiği konusunda yıllar önce yaptığımız uyarıların gururu ve övüncü bugün bizim en büyük özgüvenimizdir.
Adı üzerinde FETÖvari yapılar, toplumun dini duygularını istismar ederek dini bir maske olarak kullanır ve devletin ile toplumun en kritik noktalarına hücreler gibi sızar.
Düşmanlar dün FETÖ’yü kullandı, yarın da benzerlerini kullanmaya çalışacaktır. Şimdi yok mu benzer yapılar?
Ve hatta milli politikalara karşı çıkarak Cumhur İttifakı düşmanlığı yapanlar?
Biz Türk milliyetçilerinin, Ülkücülerin; İslam’ın yüce çizgisine hizmet eden, vatanına, bayrağına bağlı, Türk milletine sadakatle yüklü hiçbir dini yapıya karşı düşmanlığı olmaz. Onlar her zaman gönlümüzde, her daim dualarımızdadır.
Din maskesiyle yabancı devletlere ajanlık yapan, devletine-milletine kumpas ve tezgâh peşinde koşan, milli ve manevi sembollerimize ve değerlerimize düşmanlık yapanlar ise her daim mücadelemizin hedefidir.
O yüzden ne dediğimiz, niçin dediğimiz belli olan cümleleri Ali İhsan Karahasanoğlu gibiler saptırmamalıdır. Bu tür saptırmalar ancak yeni FETÖvari yapılar kurmak isteyenlere alan açar ve onları motive eder.
Birgün Gazetesi ile Türkgün Gazetesi’nin dünyaya, milli ve manevi değerlere bakış açısı noktasında ortak hiçbir yönü yoktur. Tek ortak nokta isimlerinin “GÜN” diye bitmesidir.
Türkgün Gazetesi’nin çizgisi de misyonu da bellidir. İktidara yakın olma ve Cumhur ittifakına hizmet ettiği iddiasında bulunan bir medya kuruluşunun Türkgün-Birgün eşitlemesi yakışık almamıştır. Kurdukları cümleler ve bizim cümlelerimizi saptırmaları da art niyet kokmaktadır.
Biz FETÖ uyarılarını 2000’li yılların başında yapmış olmanın haklılığında, bugün ne dediğimizi bilecek kadar şuurluyuz.
22 Aralık 2004 tarihinde kaleme aldığımız “(BOP) YOLUNDA ‘HÜZÜNLÜ GURBET’ FON MÜZİĞİ” başlıklı yazıda şunları demiş bir yazar olarak, hem İslam’ın değer ve ölçülerini bilen biri olduğumuzu hem de FETÖ’nün İslam’a verdiği zararları bilen biri olduğumuzu ispatlamıştık:
“Hepsinin buluştuğu nokta, ABD’nin ekonomik ve dinî hedefleri için hizmet noktasıdır. Müslüman Türk’ün değerleri satılığa çıkmışken, herhangi bir millî davasına ve değerine bunların sahip çıktığını gören ve duyan var mı? Artık bütün ölçüleri, ABD ve AB kriterleri ile örtüşmektedir. Yapabildikleri en iyi iş; papazlarla, hahamlarla sürekli yan yana gelmek, aynı fotoğraf karelerinde poz vermektir. Yüce İslam dininin kavramsal olarak içini boşaltmak ve ‘dinler arası diyalog’ masallarında bozulmuş, bâtıl dinlerin kavramlarını boşalttıkları yerlere yerleştirmek için çaba verenler, artık bu işi de iğrenç bir hâle getirmişlerdir. Ne kadar cilalasalar da boyasalar da tek yansıyan görüntü iğrençliktir.Şehit mezarlıklarında, şehitleri papaza, hahama kutsatacak kadar da iğrençleşmişlerdir… Bu skandalın görüntüsü, geçen hafta Mersin’den yansımıştır. Saymakla bitmeyecek ne rezaletler, ne ucubelikler ‘dinler arası diyalog ve hoşgörü’ adı altında sergilenmektedir.
Türkiye’de bu manzaraların meydana gelmesini sağlayan ise Fethullah Gülen ve cemaatidir.Papa II. John Paul şu ifadeleri kullanırken ‘Dinler arası diyalog, kilisenin tüm insanları Hristiyanlaştırma amaçlı misyonunun bir parçasıdır’ (1991, Redemptoris missio = Kurtarıcı Misyon) demişti. Dinler arası diyaloğu savunan Fethullah Gülen de Vatikan’da Papa’ya sunduğu ünlü mektubunda ‘Papa VI. Paul Cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan dinler arası diyalog için Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz’ demişti…
Bugün parçası oldukları misyon için de ellerindeki tüm imkânları seferber etmişlerdir. Türkiye’deki ABD ve AB taraftarları hariç herkesin karşı çıktığı Fener Rum Patriği’nin ‘ekümeniklik’ sıfatına, bu cemaatin Abant toplantılarında sahip çıkılmış ve Fener Rum Patriği Bartholomeos’u bu sıfatla meşrulaştırma çabaları verilmektedir.
Son günlerde medyada Fethullah Gülen hakkında başlatılan kahramanlaştırma ve mazlumlaştırma çabalarının, misyon içinde daha etkili olması adına olduğunu da herkes rahatlıkla görebilmektedir.
Bu durumu kendi yandaşları bile artık savunamaz hâle gelmiştir.”
***
Ali İhsan Karahasanoğlu’na tavsiyem; tüm bu yazılarımın yer aldığı “BİZ BİLİYORDUK” kitabını alıp okumasından ibarettir. Bizim mücadelemiz FETÖ ile oldu, FETÖvari yapılara karşı da kararlılıkla sürecektir. Ali İhsan Karahasanoğlu Akit Tv ekranlarından ne kadar saptırmaya çalışsa da bizim mücadele gerçeğimiz budur.