FETÖ'nün gölgesinde Muhsin Yazıcıoğlu suikastı ve dosyası
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin soruşturmanın derinleştirilmesi ve genişletilmesi için düğmeye bastı.
Helikopterin düşmesi sonucu meydana gelen ölümlerle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 27 şüpheliden 19'u tutuklandı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek ise bu gelişmelerle ilgili şu açıklamayı yaptı:
“Dosyada FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasına, örgütsel irtibatlara, 15 Temmuz darbe girişiminin baş aktörlerinden Adil Öksüz bağlantısına, ByLock yazışmalarına ve çok sayıda şüphelinin geçmişte FETÖ kapsamında işlem görmüş olmasına ilişkin hususlar titizlikle değerlendirilmektedir. Bu dosya, yalnızca geçmişte yaşanmış acı bir olayın değil, devletin kılcal damarlarına sızarak hakikati karartmaya çalışan FETÖ'nün karanlık izlerinin de araştırıldığı bir dosyadır.”
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düşmesinin ardından ortaya çıkan bilgi kirliliği hakkında o günlerde şu değerlendirmeyi yapmıştım:
“Bu bilgi kirliliğinin bundan sonra da doğuracağı birçok tehlike olacaktır. Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopteri gerçekten bir suikast sonucu düşürüldüyse, yaratılan bu bilgi kirliliği önümüzdeki süreçte karanlık odakların buna benzer yöntemleri uygulamasını çok daha kolay hâle getirecektir.
Bu bilgi kirliliği nerede üretiliyorsa, suçlunun aranacağı yer de orasıdır.
Bir telefon sinyaliyle bulunduğu yer nokta atışı tespit edilebilen bir teknoloji varken, 6 kişinin bulunduğu yerde ve üstelik içlerinden biri olan gazetecinin telefonda feryat ederek yaptığı konuşmalar da ortadayken, düşen helikopterin bulunamaması ve oradaki insanların ölüme terk edilmesi basit bir olay değildir.
Bu helikopter kazasının çok karanlık yönleri vardır.”
***
Dönemin Kayseri Valisi Mevlüt Bilici’nin (veya yetkili makamların), kazadan kısa süre sonra yaptığı, “Muhsin Yazıcıoğlu yaralı, şuuru açık, hastaneye kaldırılıyor.” şeklindeki açıklama, bilgi kirliliğinin en bariz örneklerinden biriydi. Bu açıklama, seferberlik hâlindeki herkesi adeta felç etmişti. Bu bilgi televizyonlarda ve haber ajanslarında yayıldı. Arama ekiplerinin ve köylülerin yönünü değiştirdi, ilk kritik saatler boşa harcandı. Enkazın yeri konusunda sürekli çelişkili açıklamalar yapıldı. Arama çalışmaları yanlış bölgelerde yoğunlaştı. Bu süre boyunca "baz istasyonları karartıldı, GPS sinyalleri engellendi" gibi iddialar ortaya atıldı.
Bir de o dönem sosyal medyada peydah olan Fuat Avni gibi FETÖ hesapları, Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düşmesinden iktidarı sorumlu tutan propagandalar yapıyordu. İktidar içinde hücresel duruma geçmiş FETÖ’nün de o tarihlerde gölge gibi her yerden çıktığı da bir gerçekti. O dönemde yayılan bilgi kirliliğiyle birlikte FETÖ’nün bu propagandalarını ve bugün gelinen noktada Adalet Bakanı Akın Gürlek’in paylaştığı bilgileri bir arada değerlendirdiğimizde, yapbozun parçalarının yerli yerine oturduğunu söyleyebiliriz.
Daha sonra teröristbaşı Fethullah Gülen’in, Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düşmesiyle ilgili yaptığı şu ilginç açıklamaları şimdi yeniden hatırlayınca, şüpheler daha da artmıyor mu?
“Onca kin ve garez yüklü insanın her gün daha farklı bir komplo kurduğu bir dönemde, şayet gönül erleri, liyâkat peşinde koşuyorlarsa ve davaya ehil insanlar olmak için çırpınıyorlarsa, o ölçüde menfi neticelere istihkaktan uzak durmuş sayılırlar.
Aksi hâlde, ne kadar liyâkat kaybına uğruyorlarsa, o nispette de derdest edilip bir kenara itilme istihkakıyla karşı karşıya kalmış olurlar.
Aldansanız bile kimseyi aldatmayın. Çünkü aldatma günahtır. Aldanırsanız böyle kurban gidersiniz. Bir Perşembe akşamı vefat edersiniz, bir Cuma günü cenazenize ulaşırlar.
Asker vazifesini yapmadı dediler, ben yaptığına kâniyim yani. Hakikaten herkes seferber olmuş. Sivil inisiyatif bu mevzuda bir şey yapmadı, ben o kanaatte değilim, herkes elinden geleni yaptı.”
Sanki bu açıklamalardaki şifre, “Aldanırsanız böyle kurban gidersiniz. Bir Perşembe akşamı vefat edersiniz, bir Cuma günü cenazenize ulaşırlar.” cümlesinde gizli gibi… Bu noktaya getiren ve aralarını bu derece açtıran gelişme ne idi?
Bu ifadelerde bir öfke, bir intikam alınmış hissi veren bir ton var… Vazifesini yaptı dediği asker, FETÖ’nün hücreleriyle irtibatta olanlar mı? “Herkes elinden geleni yaptı” diyor ama o kadar bilgi kirliliğini hem de devlet içinden yayanlar kimlerdi?
Kumpasları, tezgâhları, suikastları deşifre edilmiş FETÖ, Muhsin Yazıcıoğlu konusunda da baş şüpheli durumdadır. Fethullah Gülen’in şu sözlerini tekrar tekrar okuyun bir nevi itiraf niteliğinde değil mi?
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin derinleştirilen ve genişletilen soruşturmanın, bu olaydaki karanlık noktaları ortaya çıkarmasını umut ediyorum.
Bu olayın bir suikast boyutu varsa, her yönü ve bütün bağlantılarıyla ortaya çıkarılmalıdır. Eğer bir siyasi parti genel başkanı, devletin içine yuvalanmış bir terör örgütü tarafından suikasta uğradıysa, devlet bu olayı tüm yönleriyle aydınlatarak hem üzerindeki şaibeleri gidermeli hem de bundan sonra benzer girişimlere cesaret edebilecek odaklara güçlü bir mesaj vermelidir.
MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin, bu karanlık dosyaya ilişkin soruşturmanın derinleştirilmesi ve genişletilmesinden kısa bir süre önce merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun Taceddin Dergâhı’ndaki kabrini ziyaret ederek dua etmesi, çok yönlü bir mesaj niteliğindeydi…
Kimi bu mesajı çok net anlamıştı, kimi ise bu kabir ziyaretine yalnızca görünen yönüyle bakmıştı.
Bu helikopter kazasının karanlık yönlerinin aydınlatılması, merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte hayatını kaybeden diğer arkadaşlarının hatırasına karşı önemli bir sorumluluğun yerine getirilmesi olacaktır. Ruhlarının tam manasıyla şad olması için de bunun gerçekleşmesi büyük önem taşımaktadır.